Yeni Konya Gazetesi - Günlük tarafsız siyasi gazete
Fatih KÜT
Fatih KÜT
fatihkut@yenikonya.com.tr

Ahlaklı Toplum Olabilmek

16 Mart 2017, Perşembe günü eklendi. Font boyutu:

Ey iman edenler! Allah'a ve Peygamber'e hainlik etmeyin; (sonra) bile bile kendi emanetlerinize hainlik etmiş olursunuz.” (Enfâl -27)
Ahlak kuralları toplumun en hayati diyebileceğimiz ana atardamarı gibidir. Eğer bu damar arıza yaparsa toplumun çöküşü kaçınılmaz sona doğru gider. Hz.Adem den itibaren yüce rabbimiz insanlara bazı kurallar göndermiştir. Bu kuralların büyük çoğunluğu Allah a olan sorumluklular ve topluma olan sorumluluklardan oluşur. İnsan sosyal bir varlık olduğuna göre toplumsal kurallar önem arz etmektedir. Bu kuralların başında ise ahlak kuralları gelmektedir. Eğer bir toplumda ahlak kuralları yoksa bitmişse o toplum artık iflah olmaz, sonu yakındır. Kuranı kerimde bunun örnekleri çoktur. Rabbimiz kuranı kerimde şöyle buyurur: Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor. (Nahl -90)bu ayeti kerime her Cuma hutbelerde okunan ayeti kerimedir. Nedense bu ayeti her hafta dinleriz ama uygulamaya gelince orda yokuz maalesef. Günümüzde Müslüman olan toplum bu konuda sınıfta kalmıştır. Devletlerin –insanların çıkardığı kuralları kanunları uygulamaya çalışan bizler Allahın koyduğu kuralları uygulamıyoruz.
Rabbimiz kuranı kerimde önceki kavimlerin yaptıkları yanlışlardaki ısrarları üzerine helak ettiği belirtir. Peki, bu helak sebepleri neler acaba hiç düşündük mü? Bu helak sebepleri şu anda bizim İslam toplumunda Türkiye de ve Konya da var mı yok mu acaba? Bunları tefekkür etmemiz lazım. Şu an maalesef Müslüman toplumda fuhuş almış başını gitmiş, özellikle Konya da sokaklarda fuhuş için pazarlılar yapılıyor, uyuşturucu normal hale gelmiş gençlerimiz zehirleniyor. Her köşe başı tekel bayisi olmuş, alkol alenen rahat bir şekilde satılıyor. Konya da içkili gazinolar restaurantlar çoğalıyor ve kimse ses çıkarmıyor bizzat ruhsatların devlet kendi eliyle veriyor. Yani ahlaksızlık fuhşiyat artık toplumda yüz kızartıcı çirkin fenalık olarak görülmüyor. Ve maalesef bunu yapan kişilerde çok rahatlar. Bazı devlet dairelerinde bağış adı altında rüşvet normal hale gelmiş, adalet mekanizması tam çalışmıyor. Parası olan gücü olan haklı oluyor her zaman. Gariban fakir bir kimse hakkını aradığı zaman çoğunlukla hakkını alamıyor. Eğer toplumda adaletsizliği, ahlaksızlığı, fuhşiyatı, hırsızlığı ve arsızlığı önleyemezsek işte önceki kavimlerin başına gelenler bizlerin de başına farklı şekillerde gelir. Eğer Müslüman olduğumuzu söylüyorsak devletin en başından olmak üzere bir ilin valisine, belediye başkanına, müdürüne varıncaya kadar yöneticiler ve dahi her bir toplum içinde yaşayan Müslüman bireyler bunu engellemek için var güçleriyle çalışmak zorundalar-zorundayız. Yeni yetişen neslimize baktığımızda o kadar üniversite açıldı ama kaliteli yetişen insan sayımız azaldı. Üniversitelere gönderdiğimiz kızlarımıza ve erkeklerimize ne kadar sahip olabiliyoruz acaba? Bu gençleri fuhuş batağından uyuşturucu batağından ne kadar koruyabiliyoruz, gerekli ahlak eğimi verebiliyor muyuz? Neslimizi kurtarmak-korumak istiyorsak yeni büyük Türkiye olmak istiyorsak bu toplum içindeki sıkıntıları gidermemiz gerecektir. Eğer devletimizin ülkemizin daha iyi yerlerde olmasını istiyorsak öncelikle ülkemizde ki fuhşiyat terörünü bitirmemiz gerekir. Bütün ana konu Allah ve resulüne itaattir eğer Müslüman olarak bizler gerçek manada kuran ve sünnete iman edersek ve hayatımızda uygularsak rabbimizin rahmet kapıları sonuna kadar açılacaktır.  Rabbimiz kuranda şöyle buyurur: ‘Allah ve Resulüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin; sonra korkuya kapılırsınız da kuvvetiniz gider. Bir de sabredin. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.(enfal–46)  bir başka ayette yapılan yanlışların cezasını rabbimiz şöyle anlatır:  Melekler, inkar edenlerin yüzlerine ve sırtlarına vurarak, 'Yakıcı azabı tadın, bu, kendi ellerinizle yaptığınızın karşılığıdır' diyerek canlarını alırken bir görseydin! Yoksa Allah kullara asla zulmetmez.  (Bunların gidişatı) tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin gidişatı gibidir. (Onlar da) Allah'ın ayetlerini inkâr etmişlerdi de Allah onları günahları sebebiyle yakalamıştı. Allah güçlüdür. O'nun cezası şiddetlidir. Bu da, bir millet kendilerinde bulunanı (güzel ahlâk ve meziyetleri) değiştirinceye kadar Allah'ın onlara verdiği nimeti değiştirmeyeceğinden dolayıdır. Gerçekten Allah işitendir, bilendir. .(Enfal–50–53)  Allah kimseye zulmetmez bu dünya hayatı geçicidir bunu böyle bilmek gerek, o halde toplum olarak aklımızı başımıza almalıyız. Bu dünya hayatı bir ayette şöyle anlatılır: “Kadınlardan, oğullardan, kantarlarca yığılmış altın ve gümüşten, salma atlardan, davarlardan ve ekinlerden gelen zevklere aşırı düşkünlük, insanlara süslü (câzip) gösterildi. Bunlar, sadece dünyâ hayâtının geçimidir. Asıl varılacak güzel yer, Allah’ın yanındadır.”( Al-i İmran–14)
Bütün mesele kendimizi, ailemizi, çocuklarımızı kısaca toplumu korumaktır neye karşı koruyacağız işte onu da rabbimiz Tahrîm suresi 6. Ayette belirtiyor: “Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. Onun başında, acımasız, güçlü, Allah'ın kendilerine buyurduğuna karşı gelmeyen ve emredildiklerini yapan melekler vardır”bu ayeti duyan Hz. Ömer (r.a.): "Ya Rasûlallah! Nefislerimizi koruruz fakat ailemizi nasıl koruyabiliriz?" demişti. Allah Rasûlü (s.a.s.) Efendimiz şöyle buyurdu:  "Allah'ın sizi nehyettiği şeylerden onları nehyeder ve Allah'ın size emrettiği şeyleri onlara emrederseniz. Bu şekilde onları korumuş olursunuz." Buyurmaktadır. Rabbim bizleri iyilerden eylesin bir sonra ki yazımızda buluşmak niyetiyle Allah emanet olun.

Bu yazı 425 kez okundu.
Yorumlar
KÖŞE YAZARLARI
SON DAKİKA HABERLERİ