Yeni Konya Gazetesi - Günlük tarafsız siyasi gazete

Mutlu Ebeveyn, Başarılı çocuk

Necmettin Erbakan Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Bengü Türkoğlu, Anne ve babaların küçük yaşlardan itibaren çocuklarına mutsuzluk duygusuna tahammül edebilmeyi öğretmelerinin gerektiğini söyledi.

Mutlu Ebeveyn, Başarılı çocuk
28 Şubat 2019, Perşembe günü, saat 15:58 'de eklendi.

Her anne-baba çocuğunun başarılı ve mutlu bir hayat sürmesini ister. Anne-babalar bu haklı isteklerinde kendi paylarını çoğu zaman göz ardı edebiliyor maalesef ki. Yapılan araştırmalar bize gösteriyor ki mutlu bir ailede yetişen çocuk, mutlu ve başarılı olabiliyor. Huzurun eksik olduğu, kavga ve gürültünün sık yaşandığı bir evde çocuk hayata daha negatif ve depresif yaklaşma eğiliminde olabiliyor. Böylesine huzursuz bir ortamda büyüyen bir çocuğun yaşamda başarılı olması beklenmemeli. Anne-babanın bu noktada dönüp kendilerini sorgulamaları gerekmektedir. Necmettin Erbakan Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Bengü Türkoğlu bu haftaki konuğumuz... Türkoğlu, ile mutlu ve başarılı çocuklar nasıl yetiştirilir A'dan Z'ye konuştuk... İşte o keyifli geçen röportajımız...



Ayşegül Büyüksarı ŞENCAN: AyMutluluk nedir, mutlu ve başarılı çocuklar nasıl yetiştirilir?
Dr. Öğr. Üyesi Bengü TÜRKOĞLU: Mutluluk; aslında mutsuzlukla baş edebilme becerisidir, bireyin sahip olduğu iç huzurudur. Bu sebepledir ki anne ve babaların küçük yaşlardan itibaren çocuklarına mutsuzluk duygusuna tahammül edebilmeyi öğretmeleri gerekir. Tabii öncelikle anne ve babaların çocuklarının mutsuz olabilme haline tahammül gösterebilmeleri gerekmektedir. Aslında çocukları mutsuzluğa mahkûm eden temel neden; onların mutsuz olmasından korkan anne babaların çocuklarını mutlu etmek adına her istediklerini yerine getirmeye çalışmalarıdır. Bu nedenle elbirliğiyle doyumsuz, sahip olduklarının kıymetini bilmeyen, hep daha fazlasını talep eden bir nesil yetiştiriyoruz. 48 farklı ülkede yapılan bir araştırmada ebeveynlere çocukları için en fazla neyi arzuladıkları sorulduğunda, çocuklarının mutlu olmalarını istediklerini dile getiriyorlar. Açıkçası anne babalar olarak sürekli çocuklarımızın geleceklerinde mutlu ve başarılı bireyler olmalarının hayalini kuruyoruz ancak akademik başarıya o kadar fazla odaklanıyoruz ki onların mutluluğunu ellerinden alan yine biz yetişkinler oluyoruz. Çocuklarımızı geleceğin mutlu ve başarılı yetişkinleri haline getirmek istiyorsak 21. yüzyılın gereklerine uygun olarak rekabeti değil işbirliğini ön plana çıkaracak şekilde yetiştirmemiz gerekir. Kanaatimce en çok ihtiyacımız olan başkalarının başarısından rahatsız olmayan, aksine başarıları çoğaltmak için daha çok takdir eden, güzel başarılara imza atabilmek için daha çok gayret eden nesiller yetiştirmektir.



Ayşegül Büyüksarı ŞENCAN:Sağlıklı ebeveyn çocuk iletişiminin temel ögeleri nelerdir?
Dr. Öğr. Üyesi Bengü TÜRKOĞLU: Ebeveyn çocuk iletişiminin sağlam temellere oturması için en önemli gereksinimlerinden biri sevgidir. Hiç şüphesiz her anne baba çocuğunu çok sever ancak burada en kilit nokta koşulsuz sevgidir. Yani çocuğu her koşulda kabul etmek, her durumda sevmek gerekir. Çünkü koşullara bağlanan sevgi çocukta özgüven kaybına ve değersizlik algısına yol açar. Çocuğa hem sözlerimiz hem de davranışlarımızla değerli ve önemli olduğunu her daim hissettirmeliyiz. Ebeveyn çocuk iletişiminde muhakkak karşılıklı saygıya da yer verilmelidir. Fikrine önem verilen, düşüncelerini özgürce ifade imkânı bulan çocuk karşısındaki insanlara da, farklı fikirlere de saygı duymayı öğrenir. Çocukların sağlam bir karakter yapısı için olmazsa olmaz nitelik, hem annenin hem de babanın tutarlı olmasıdır. Tutarlılık anne babanın sözlerinin ve davranışlarının örtüşmesidir. Annenin ya da babanın sözlerinin ve davranışlarının birbirinden farklı olması ya da anne babanın kendi aralarında fikir ayrılığına düşmeleri çocukların kaygı düzeylerini arttırır, ayrıca çocukların da tutarsız kararlar almalarına sebep olur. Toplumumuzda bu konuyu çok iyi açıklayan güzel bir atasözümüz vardır. "Görgülü kuşlar gördüğünü işler” deriz. Yani çocuklar hangi davranışı görür ve yaşarlarsa hiç şüphesiz o davranışı içselleştirirler. Hatta bu durum onların annelik ve babalık yaşantılarını dahi şekillendirir. Ebeveyn çocuk iletişimini etkileyen ögelerden bir diğeri ise güvendir. Çünkü ebeveynin güveni, çocuğun özgüvenini geliştirir. Çocuğa yaşının gereği olan sorumlulukları alma noktasında güvenmek onun öz yeterlilik algısını da geliştirir. Bu sayede çocuk kendi yeteneklerinin ve kapasitesinin farkına varır, başarma hazzının tadını çıkarırken, başarısızlıkla da baş etmeyi öğrenir. Bu sebepten ebeveynler çocukları için doğal olmayan ortamlar hazırlamaya çalışmamalıdırlar. Aile olarak en azından bir öğünde aynı sofranın etrafında buluşmak hem çocuklar hem de ebeveynler için nitelikli aile zamanı açısından gerçekten çok önemlidir. Çalışmalar ebeveynlerinin kendilerine güvendiğini bilen çocukların daha azimli ve başarılı olduklarını ortaya koymaktadır.



Kazım ÖZÇELİK: Çocuk büyütmek ve çocuk yetiştirmek kavramları arasında far var mıdır?
Dr. Öğr. Üyesi Bengü TÜRKOĞLU:Öncelikle anne baba olmak ve bir çocuğun anne babası olmak arasındaki farkı açıklamamız gerektiğini düşünüyorum. Anne baba olmak çocuk sahibi olmayı ve bu çocuğun temel gereksinimlerini karşılayarak onu büyütmeyi ifade ederken, bir çocuğun anne babası olmak onu büyütmenin yanı sıra ilgi, sevgi ve şefkat dolu sağlıklı bir manevi atmosferde ona rol model olarak gelişmesine katkı sağlamayı, dolayısıyla onu yetiştirmeyi ifade eder. Genellikle ebeveynler çocuklarını anlayabilmek için onlarla arkadaş olmaya çalıştıklarını ifade ediyorlar. Ancak bu durum kesinlikle doğru değil. Çünkü çocuklar çok sayıda arkadaşa sahipler ve kendilerine rol model oluşturacak, yol gösterecek, gerektiğinde güvenli bir liman olacak, koşulsuz sevecek ve güvenli sınırlar belirleyecek ebeveynlere ihtiyaç duyarlar. Tabii burada kastettiğimiz profil sürekli çocuğunu koruyup kollayan, ona seçme hatta düşünme şansı dahi vermeyen, tabiri caizse uzaktan kumandayla çocuk büyüten ya da her istediğini sorgulamadan alan, yapan, hiç ağlamasın diye çabalayan ebeveynler kesinlikle değil.
Kazım ÖZÇELİK: Çocuklarımızı yetiştirirken doğru bildiğimiz yanlışlar nelerdir?
Dr. Öğr. Üyesi Bengü TÜRKOĞLU:Çocuklarımızı yetiştirirken kulaktan dolma bilgilere ve kendi ebeveynlerimizin bizi büyütürken kullandığı yöntemlere sorgulamadan yer vermeyi tercih ettiğimiz için zaman zaman bilinçsiz yanlışlar yapabiliyoruz. Bu konuyla ilgili olarak aklıma öncelikle, çocuklarımız onlardan beklediğimiz davranışı gösterdikleri zaman minnetimizi ortaya koyan ödüllerimiz ya da özgür iradeleriyle beklentimize cevap vermemeyi tercih ettikleri zaman ise öfkemizi ortaya koyan cezalarımız geliyor. Bu iki uygulamanın da sağlıklı çocuk yetiştirme yöntemleri içerisinde kesinlikle yeri yoktur. Eğer çocuğumuzu takdir ettiğimizi göstermek istiyorsak sonuç odaklı maddi ödüllerden uzak durmalı, süreçteki gayretini öven, destekleyen geribildirimlerde bulunmalıyız. Çocuğumuz sorumluluklarını yerine getirmediği zaman ona ceza vermekten kendimizi alıkoymalı, bunun yerine çocuğumuzun aldığı kararın sonucuna katlanmasını sağlamaya çalışmalıyız. Maalesef çocuğun iç disiplinine en ağır zararı ödül ve ceza uygulamaları veriyor. Ayrıca zihinlerimizden acil olarak "mükemmel çocuk”, "mükemmel ebeveyn” kavramlarını da silmeliyiz. Çünkü mükemmelliğe ulaşma ve mükemmelliği talep etme isteği insanı yormakta, germekte ve sürekli bireyi beklenti içerisinde olmaya zorlamaktadır. Mükemmel çocuk beklentisi içerisinde olan ebeveynler genellikle çocuklarını başka çocuklarla kıyaslamakta ve sürekli çocuğuna yetersizsin mesajı vererek çocuğunun özgüvenine zarar vermektedir. Hatta bazı ebeveynler daha da ileri giderek istek ve beklentilerini çocuklarına kabul ettirebilmek için onlara duygusal baskı uygulamaktadırlar. "Eğer yemeğini bitmezsen, annen olmam!”, "Sınavında başarılı olmazsan, seninle konuşmayacağım!” gibi çocuğa duygusal anlamda hasar verecek, değersiz hissettirecek cümlelerden muhakkak surette uzak durmalıyız. Çocuklarımızın olumlu davranışlarını çoğaltabilmek adına olumsuz davranışlarına odaklanmamalı, başarabildiklerine ve potansiyellerine yönelmeliyiz. Ve belki de en önemlisi çok küçük yaşlardan itibaren çocuklarımızın sanat ve sporla iç içe büyüyecekleri ortamlar hazırlamaya gayret etmeliyiz. Son söz kıymetli hocam Doğan Cüceloğlu'ndan gelsin istiyorum, "İzin verelim, çocuklarımız yaşamlarını tribünlerde seyirci olarak değil, sahada oyuncu olarak geçirsinler.”

Yorumlar
KÖŞE YAZARLARI
SON DAKİKA HABERLERİ