“DİLDE, İŞTE VE FİKİRDE BİRLİK”

Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa DESTİCİ, KONTV'de yayınlanan "Basın Ekranı” programının konuğu oldu. Anmeg Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet ÖZER, Başkan Vekili Nurettin KILIÇ ve Genel Müdür Muhammet KEPENEK ile de bir süre görüşen DESTİCİ ve BBP Konya İl Başkanı Osman SEÇGİN, Anmeg yayın organları ve çalışanlarına başarılar diledi. DESTİCİ, "Dilde, işte ve fikirde birlik istiyoruz” dedi. Medya temsilcilerinin sorularını yanıtlayan DESTİCİ, Büyük Birlik Partisi'nin ideallerinden bahsetti.

“DİLDE, İŞTE VE FİKİRDE BİRLİK”
08 Şubat 2021, Pazertesi günü, saat 16:18 'de eklendi.

"DİLDE, İŞTE VE FİKİRDE BİRLİK”

Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa DESTİCİ, KONTV'de yayınlanan "Basın Ekranı” programının konuğu oldu. Anmeg Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet ÖZER, Başkan Vekili Nurettin KILIÇ ve Genel Müdür Muhammet KEPENEK ile de bir süre görüşen DESTİCİ ve BBP Konya İl Başkanı Osman SEÇGİN, Anmeg yayın organları ve çalışanlarına başarılar diledi. DESTİCİ, "Dilde, işte ve fikirde birlik istiyoruz” dedi. Medya temsilcilerinin sorularını yanıtlayan DESTİCİ, Büyük Birlik Partisi'nin ideallerinden bahsetti.

"Dilde, İşte ve Fikirde Birlik İstiyoruz”

Yaşar TOY: Tecrübeleriniz ile ilgili duygularınızı paylaşır mısınız?

Mustafa DESTİCİ: Öncelikle partimizin kurucu genel başkanı e şehit liderimiz Muhsin YAZICIOĞLU'nu rahmetle anıyorum. Partimiz büyük birlik ideali ile kurulmuş bir siyasi parti. Bu hayali hem Büyük Birlik Partisi'nin kuruluşunda millete adadığı milli mutabakat metnine hem parti programına ekledik. Bunun "Türkiye, Türk Dünyası ve tüm Dünya” ile ilgili olan kısımları var. Büyük birliğin açıklamasını yaparken şehit başkanımız Muhsin YAZICIOĞLU şöyle diyor; "Büyük birlik derken sadece partilerin ya da Türkiye'deki milliyetçilerin birliğini değil tüm Türkiye'nin birliğini vurguluyoruz.” Bu birlikle ayrımları ortadan kaldırmak istiyoruz. Bu bizim Türkiye ile ilgili olan hayalimiz. Türk Dünyası ile ilgili hayalimizden söz etmek istiyorum. Adriyatik'ten Çin Seddi'ne kadar birleşmiş bir Türk Dünyası hayal ediyoruz. Dilde, işte ve fikirde birlik istiyoruz. Bunu sağladığımızda çok büyük bir güç ortaya çıkacak. Bu gücü Karabağ işgalden kurtarılırken gördük. Azerbaycan-Türkiye birliği, 30 yıldır işgal altında olan topraklarımızı kurtarmamızı sağladı. Bu iş birliği olmasaydı, kurtaramazdık. Aynı iş birliğini Kazakistan'la, Türkmenistan'la, Özbekistan'la, Kırgızistan'la yani bütün Türk Dünyası ile yapmak istiyoruz. Bununla beraber Doğu Türkistan'ın da hakkı olan bağımsızlığa kavuşmasını ve bu topluluğa dahil olmasını arzu ediyoruz. Dünya ile ilgili hayalimize de değinmek istiyorum. Ceddimizin de yaptığı gibi Allah'ın ismini yeryüzüne yaymayı hedefliyoruz. Bu Cumhur İttifakı'nın 2018'de Yüksek Seçim Kurulu'na verdiği protokolde de yer alıyor. Dünya'da birçok haksızlık var. Mesela fakir ülkeler özellikle pandemi zamanında bağışıklık kazandıracak gıdalara ulaşamıyor. Şimdi aşıya da ulaşamıyorlar. Yanılmıyorsam Danimarka, nüfusunun 4 katına yetecek aşı almış. Bir tarafta 4 katı kadar fazla aşı olan bir ülke diğer tarafta aşıya hiç ulaşamayan ülkeler var. Bu çok büyük bir adaletsizlik. Bu adaletsizlikleri ortadan kaldırmak istiyoruz. Büyük Birlik Partisi hala bu idealin peşinden koşan siyasi kadroların partisidir. 28 yıldır her türlü yokluğa rağmen mensuplarımızın davalarına, partilerine sahip çıkmasıyla bugünlere gelmiştir. Bundan sonra da yolun en güçlü şekilde devam edecektir.

"Bu Ayrılıkların Olmasını İstemezdik”

Sefa ÖZDEMİR: Türkiye'de aynı ideale sahip partiler var. Burada siyaset birliği nasıl sağlanacak?

Mustafa DESTİCİ: Bu ayrılıkların olmasını istemezdik. Büyük Birlik Partisi adına ayrılık kararı alınırken ben bunu istemedim ama çoğunluğun kararına uydum. Aynı ideolojiye sahip bütün partilerin bir siyasi parti çatısı altında olmasını isterdim. Tek bir parti altına girilemiyorsa bile en azından ülke, millet, devlet konularında birlik olabilmeliyiz. Cumhur İttifakı'nı bu yönden çok önemsiyorum. Biz üç farklı partiyiz. Farklı düşüncelerimiz olsa da ülkenin bütünlüğü, milletin istiklali söz konusu olduğunda bir araya geldik. Bu ittifak 15 Temmuz gecesi kuruldu. Bu şekilde bir araya gelebilmeliyiz. Kendisini Türk Milliyetçisi, vatanperver olarak adlandıran herkesin bir çatı altında olmasını isterim. Bu konuda İyi Parti'yi biraz farklı konumlandırmak gerekiyor çünkü orada sadece Türk Milliyetçileri yok.

"Biz Neden Olduğu ile İlgileniyoruz”

Lokman KOYUNCUOĞLU: Muhsin YAZICIOĞLU'nun hem şehadetinde rolü olan hem de FETÖ'nün dahilinde olan kişilerin dava süreçlerinde alınan kararlar ile ilgili kişisel ve parti olarak görüşleriniz nelerdir? 

Mustafa DESTİCİ: Başkanımızı ve onunla birlikte şehadete ulaşan arkadaşlarımızı rahmetle anıyorum. 25 Mart 2009 tarihinden itibaren bu süreci bütün gücümüzü ve etki alanımızı kullanarak takip ediyoruz. Bu tarihten günümüze kadar Türkiye birçok şey yaşadı. Başkanımızın şehit edildiği hadisenin olduğu zaman Türkiye'de "Ergenekon” davaları vardı ve bütün olumsuz olayların sebebi olarak gösteriliyordu. Daha sonra bunun FETÖ'ye ait bir taktik olduğunu gördük. Muhsin YAZICIOĞLU'nun Ergenekon tanığı olduğu ve bu yüzden şehit edildiği söylendi ama biz buna itibar etmedik. 17-25 Aralık'tan sonra hükümet yetkilileri FETÖ'cü yapılar tarafından itham edildi. Biz buna da itibar etmedik. 2014 yılında yerel seçimler öncesinde her şey ortaya çıkacak gibi söylemler vardı. Yaptığım bir röportajda bu söylemlere itibar etmediğimizi ve eğer böyle bir durum olsaydı geçen 5 sene içinde bunun ortaya çıkmış olacağını söyledim. Bu konuşmamdan sonra ben de hedef oldum. Sonrasında darbe yaşandı ve darbeden sonra herkes kendini geri çekti. Biz o dönemde de durmadık. 2014 yılında dosyaya takipsizlik kararı verildi ve biz itiraz edip dosyayı tekrar açtırdık. 2016 yılında ikinci takipsizlik kararı alındı. Darbeden birkaç gün önce itiraz etmiştik ve darbenin sonraki günü bir polis arkadaşım arayıp o gece Marmaris'e gittiklerini yakalanan askerlerin içinde başkanımızın şehit olduğu helikopterden cihazları söken rütbeli askerler olduğunu söyledi. O zaman olayın araştırılması için avukatlar aracılığıyla olayın araştırılması için dilekçe verdik. Hala da araştırılıyor. Hiçbir dönemde bunun peşini bırakmadık. Günümüzde üst düzey memurlar farklı yargılanıyorlar. Böyle bir dava oldu. Bu dosyaya da öncesinde takipsizlik kararı verilmişti ve bu kararın kaldırılması için tek yol Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına bozmasıdır. Biz bunu sağladık. Orada da takipsizlik kararı kaldırıldı ve 9 kişiden 3'ü ceza aldı. Dava süresinde önemli bir kazanç elde edildi. Üst düzey hakimler bu dosyayı tekrar incelediler ve çok iyi bir karar hazırladılar. Bu büyük bir kazanç. Bir dava daha olacak ve yine yargılanan üst düzey memurlar için kararlar alınacak. Ağır Ceza Mahkemesi'nde bu süreci kendi çıkarı için kullananlara yönelik bir dava daha başlatıldı. Bu süreçler helikopter düştükten sonraki kısım. Biz helikopterin neden düştüğüyle ilgileniyoruz. Bakanlık yetkilileri ile konuşarak. Başkanımızın şehit olduğunda helikopter için sivil havacılığın yönetmeliğine göre en az 9 kişilik bir kaza ekibi oluşturulması gerektiğini ama yalnızca 3 kişilik bir ekip olduğunu belirttik. Görevlendirilen 3 kişi uluslararası bir belgeye sahip olmadıklarını söylediler. Yeniden uzman ekip kurulmasını ve bu olayın tekrar araştırılmasını, helikopterin düşme sebeplerinin araştırılmasını istedik. Bu ekip kuruldu ve çalışıyorlar. Bu konuda ümitliyiz. Somut bir delil arıyoruz. Bu komisyonun bütün şüpheleri ortadan kaldıracak şekilde çalışacağını düşünüyoruz.

 

 

 

"Yargı Kararı İnsanları Şüpheye Düşürmemeli”

Erhan DARGEÇİT: Gündemde yeni bir anayasa değişikliği var. Bu anayasa değişikliği sizce yeterli mi, sonraki süreçte yapılacak anayasanın referandumda kabul edilen anayasadan farkı ne olacak?

Mustafa DESTİCİ: Yeni anayasayı ve sayın Cumhurbaşkanımız'ın çağrısını önemsiyoruz. Şu anki anayasa 1982 yılında yürürlüğe girmişti. Türkiye uzun yıllar bu anayasanın sıkıntısını çekti. Birçok kez değişimler ve referandumlar oldu. Bazı maddeleri değişti. Anayasa değişiklikleri belirli maddelerin değişikliğine veya yeni maddeler eklenmesine yönelikti ama şu an anayasanın tamamen yeniden yazılmasından bahsediyoruz. Komple anayasanın demokratik, evrensel hukuk kurallarına uygun, Türk kültürüne ve inancına uygun, şu anda yaşadığımız problemleri azaltacak, birliğimizi ve beraberliğimizi tahsis edecek bir anayasadan bahsediyoruz. Bizi ayrıştıran hadiselerin anayasadan kaynaklandığını görüyoruz ve bunun ortadan kaldırılması lazım. Öncelikle bir araya gelebilmeli ve konuşabilmeliyiz. Herkes düşüncesini ifade edebilmeli ve bu çok önemli. Bütün siyasi partilerimizin bu çağrıya evet demesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu çabayı doğru olarak nitelendirip destekliyoruz. Değişen sistemin de yeni bir anayasası olması gerekiyor. Şu anki anayasada eksiklikler var. Anayasamızda yargı bağımsızdır yazıyordu. Buna yargının tarafsız olması da eklendi. Ama uygulamada böyle olmadığı görüşleri var. Bütün bu eksiklikler için yeni anayasa gerekiyor. Cumhurbaşkanımızın çağrısını bu anlamda önemsiyorum ve BBP olarak milletin refahına katkı sağlayacak, tam demokratikliğe zemin oluşturacak yeni bir anayasanın taraftarıyız. En başta bütün partilerimizin yeni anayasa konusunda irade ortaya koyması gerekiyor. Sonrasında içeriği konuşulur. Anayasa uzlaşma demektir. İttifakların geleceğine ilişkin görüşlerimiz olumlu yönde. İttifakların geleceğine ilişkin görüşlerimiz olumlu yönde. Cumhur İttifakına olan inançlarımız tam. Seçimler gündeme geldiğinde de Cumhurbaşkanı adayımız, Cumhur ittifakının adayı olan Recep Tayyip Erdoğan olacak.

"Türkiye'yi Karıştırma Çabasındalar.”

Erhan DARGEÇİT: Siyasetteki hakaret üslubu konusunda ne düşünüyorsunuz?

Mustafa DESTİCİ: Bu konuya iyi bakmıyorum. Bu halka da mal oluyor ve insanlar kutuplaşıyor. Böyle olması da Türkiye düşmanlarının sevinmesine yol açıyor. Birbirimizi eleştirebilir ve yanlışlarımızı ifade edebiliriz ama bunu ifade ederken siyasi nezakete uygun hareket etmeliyiz. Hakaret etmek kimsenin hakkı değil. Bu üslubu normal bir vatandaş kullandığında avukatlarımıza devrediyoruz ve sorun çözülüyor ama bir siyasi partinin milletvekilinin düşüncesinden dolayı bir başka milletvekiline hakaret etmeye hakkı yok. Terör örgütünün destekçisi olan partide bile kişisel olarak hakaret etmiyoruz. Siyasi olarak konuşuyoruz. Diğer taraftan devletin yanında olduğunu söyleyen siyasi partilerin sözcülerinin birbirlerine yönelttikleri hakaretler çok ağır. Siyasetteki dil iyi bir üslup olursa halk da buna göre şekillenir. Boğaziçi'ndeki hadiselerin rektör kaynaklı olduğu söyleniyor. Türkiye daha öncede rektörleri bu şekilde atıyordu. Bugüne kadar bu yöntemle atanan yüzlerce rektöre hiçbir itiraz olmadı. Mesela LGBT'nin bu olayla hiçbir ilgisi yok ama onlar da sahada terör örgütleri de sahada. Kabe'ye yapılan saygısızlıktan Türkiye'nin büyük çoğunluğunun ahlaksız olarak nitelendirdiği, kültürümüze uymayan şekilde yaşayan insanlar sorumlu. Bu kişilere çok büyük fonlar sağlanıyor ve halkımızın bunu görmesi gerekiyor. Bu sadece öğrenci hareketi veya rektör provokasyonu değil. Türkiye'yi karıştırma çabasındalar.

"Türkiye Bir Savaş Alanına Dönüştürülmeye Çalışılıyor”

Sefa ÖZDEMİR: Boğaziçi olaylarında hakkında ne düşünüyorsunuz?

Mustafa DESTİCİ: Boğaziçi rektörü de diğer rektörler gibi yasalara uygun şekilde atandı. Boğaziçi kendisinden olmayanı rektör olarak kabul etmez diyorlar. Daha sonrasında eğer Türkiye'nin bütün kurumları aynı tavra girerse o zaman karışıklık olur. Son dönemlerde atanan kişilerin uzman olmasına dikkat ediliyor. Mesela milli eğitim bakanımız eğitimci kökenli, tarım bakanımız tarım kökenli. Boğaziçi gerçekten ilim merkeziyse bu üslup neden? Boğaziçi Üniversitesi'ndeki akademisyenler, öğrenciler kendi adlarına, geçmişlerine yakışır şekilde davranmalılar. Bu kabilecilik gibi. Atanan rektör konusunda liyakati esas almamız gerekiyor. Atanan rektör liyakatli ve yetkin. İtiraz edilecek bir nokta yok. Demokratik ve hukuki yollarda itiraz etmek isteyen edebilir hatta hukuki sınırlar içerisinde eylem de yapabilir ama şiddete başvurulup terör örgütleriyle kol kola bu işlerin yapılması doğru değil. Milletin kutsallarına rektör ataması bahanesiyle saldırılmamalı. Türkiye bir savaş alanına dönüştürülmeye çalışılıyor. Biz buna itiraz ediyoruz. Cumhurbaşkanımız konuyla ilgili açıklamalar yaptı. Elbette Cumhurbaşkanımız devletin başı olarak insanları sükunete davet edecektir. BBP olarak YÖK kanununun değiştirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Gerekirse YÖK kaldırılmalı ve üniversiteler özerk hale getirilmeli. Milletin değerlerine, kültürüne uygun öğrenciler yetiştiren ama bilimsel anlamda özerk olan üniversiteler istiyoruz. Rektör atamalarını da her üniversite kendi içinde çözmeli. Elbette cumhurbaşkanlığı bir onay makamı olmalı. Üniversiteler kendi içlerinde seçim yaptıklarında da siyasallaşma oldu. Bunun sonucunda seçilen rektörler kendilerine oy vermeyen kişileri dışladılar. O sistem de doğru değildi. Yeni ve demokratik bir seçim modeli getirilmeli. Eski sistem de doğru değildi. Bu sistemde de hatalar var.

"Çağı Yakaladık”

Lokman KOYUNCUOĞLU: Milli yazılımları kullanmak ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?

Mustafa DESTİCİ: Kendi mecralarımızı tercih etmemiz gerekiyor ama kendi mecralarımızda diğer mecralar gibi yeterli, kullanılabilir ve talepleri karşılayabilir olmalı. Yerli cep telefonları kullanmama sebebimizde yeterli olmaması. Sistemleri çok iyi hale getirmemiz gerekiyor. Bu anlamda Türkiye'de çok girişim yapılıyor ve özellikle yapay zekâ konusunda çok ciddi çalışmalar var. Mesela şu anda nerede ne kadar atama açığı olduğu yapay zekâ ile tespit ediliyor. Bu çağı yakaladığımızı gösteriyor. Sanal stüdyolar da bunun bir kanıtı. Türk insanına fırsat verilmeli. Örneğin; en çok tercih edilen aşıyı bir Türk geliştirdi, Aziz Sancar Nobel Ödülü aldı. Bütün üniversitelerimiz bu yeterliliğe gelmeli. Bu potansiyele sahibiz ama önemli olan bunlara fırsat vermek. Savunma sanayi başta olmak üzere çok büyük destekler veriliyor. Önümüzdeki zamanlarda yeni ürünlerle karşılaşacağız. Bu çok büyük bir kazanç. Twitter'in devlet yetkililerimizin bazı paylaşımlarını kaldırdı. Burada taraflı davranılıyor. Hükümete, devlete, Türk Milleti'ne hakaret içeren paylaşımlara müdahale edilmiyor ama devleti savunanlar, teröristlerle ilgili paylaşım yaptığında teröristlere sahip çıkılıyor. Millete saldırı içeren paylaşımlar kaldırılmıyor. Bizim her şeyin en iyisini kendimiz yapmamız gerekiyor. Bu Dünya'dan kopmak değil ama pandemi gibi zorunlu şartlarda belirli düzeyde Dünya'dan kopuyoruz.

 

Yorumlar
SON DAKİKA HABERLERİ