Yeni Konya Gazetesi - Günlük tarafsız siyasi gazete
Fahri ÖZPARLAK
Fahri ÖZPARLAK
fahriozparlak@yenikonya.com.tr

SANAT ve SANATTA İLAHÎ GÜZELLİK

21 Nisan 2017, Cuma günü eklendi. Font boyutu:

Osmanlı'nın son yıllarında yozlaşan tekke ve zaviyeler 1925'de kapatılmıştır. Cumhuriyet döneminin resmi müzik eğitimi ise Batı müziğine yönelmiştir. İstanbul Belediyesi Konservatuarının kısa süren eğitim hayatı ve İcra heyeti konserleri hariç tutulursa, Türk müziği eğitimi 1975'te kurulan İstanbul Devlet Konservatuarı ile başlamıştır diyebiliriz. Yüksek Öğretim Kanunu ile birlikte 1981'de İstanbul Teknik Üniversitesine bağlanan bu ilk resmi konservatuarımız ülkenin en önde gelen müzisyen ve üstat sanatkârlarını, bestekârlarını bünyesinde toplamıştır. Daha sonra kurulan bir çok üniversitede de müzik eğitimine yer verilmiştir. Türk müziği ile birlikte, Batı müziği ve halk müziği, folklor gibi diğer sanat dallarının da bir kısmı yer almaktadır.

 

Radyo ve televizyon yayınlarının Türk müziği üzerinde önemli rolü olmuştur, olmaktadır. 1940 ve 50'li yıllarda Ankara ve İstanbul radyolarının yayınları Güney Anadolu'ya zor ulaşmaktaydı. Ankara radyosundaki müzik yayınlarının ağırlığı ise daha çok Batı müziği yolundaydı. Yöre halkı Kahire, Şam ve Kudüs radyolarının kuvvetli vericileri ile Arap melodilerinin etkisi altında kalarak bu müziği kendine göre yorumladı. Bunun sonucu bugün arabesk dediğimiz müzik türünün temelini oluşturdu. 1960 ve 1970 yıllarda başlayan göç ile bu müzik büyük şehirlerin varoşlarına taşındı. Şehir merkezinden dış mahallelere dış mahallelere minibüsle seyahat ettiğimizde bu müzik türünü bol bol dinleme imkanı buluruz. Müzik marketlerinde ise arabesk türü cd ve kaset ayrı bir bölüm olarak yerini almıştır. TRT 4 televizyon ve FM radyo istasyonları bugün için kaliteli yayınlarla Türk müziği dalında önemli bir yer tutmaktadır. Ayrıca Devlet Koroları da ciddi ve kaliteli yayınlarla göz doldurmaktadır. Son yıllarda cd ve kaset olarak, gerek taş plaklardan gerekse yüzyılımızın önde gelen müzisyenlerini konser ve icralarından elde edilen kaliteli yayınlarda önemli bir yer tutmaktadır. 

 

Türk Müziğinin Esas Ses Yapısı: Müzik seslerin, kulağa hoş gelen, insanı mutlu eden seslerdir. Bu hoş duyguyu yaratan, birbirini takip eden sesler arasındaki uyumdur, harmoniliktir. Herhangi bir sesle iki veya üçü sesi birlikte çıkarmak istersek, bunlar arasındaki uyum veya harmoniliğe dikkat etmemiz gerekir, güzel bir duygu ancak bu şekilde yaratılabilir. Çok sesli müzikte bu önemli bir unsurdur. 

 

Belirli uzunluktaki iki ucu sabitlenmiş gergin bir telin tam orta noktasını sabitleştirerek bir tarafını titreştirirsek, tam boyun titreşiminden elde edilen sesin iki katı tiz bir ses elde ederiz, bu yeni ses eskisiyle uyumlu ve onun bir oktav tiz harmoniğidir. 

 

Batı müziğinde genellikle üç sesli müzik yapılırken; sesi uygun olan erkek korist veya solistler bas, bariton ve tenor gibi farklı akortlara ayrılarak eseri icra ederler. Türk müziğinde ise aynı müzisyen bu üç ses grubunu da icra etmekle karşı karşıya kalmaktadır. 

 

Türk müziği yüz yılardır vardır, yukarıda söylediğimiz gibi ses sayısı da ne 18 dir ne de 25. Makamlar icra edilirken 25 ten fazla ses kullanıldığı da icracılar tarafından belirtilmektedir. Ses sayısı ölçülerek tespit edilinceye kadar bu elastikiyetin devam ettirilmesi tartışmaları önleyebilir.

 

Kullanılan Notalar: En eski nota 18 sesi açıklayan EBCED notalarıdır. Başlangıcı 700 yıl öncesine kadar uzanan bu nota sistemi eski Türkçe alfabenin yani elif - be' nin nota simgesi olarak kullanılması esasına dayanır. İran Azerbaycan'ın Urumiye şehrinde doğan Safiyuddin (13. yüzyıl) ve Meraya şehrinde doğan Abdülkadir (14. yüzyılda)  eserlerini bu nota esasına göre yazmış ve günümüze kadar gelmiştir. 

TİYATRO SANATI:

 

Sanat eceliyle ölmez. Sanatın gündem belirleyebilme gücü şimdi çok azaldıysa, bu sanatın kendi sorumluluğundan kaçmasının sonucudur. Yoksa, bazılarının iddia ettiği gibi "sanat misyonunu tamamlamıştır” anlamına gelmez bu. Eğitim veya sağlık misyonunu tamamlayabilir mi?

 

İstanbul Teknik Üniversitesinde öğrencilik yıllarımda mühendislik eğitiminin de pratiğinin de yararını gördüm sanat alanında. Hele tiyatro alanında hep hayatta karşılaştım. Tiyatro tam bir telif işlemi. Bir çok koşulu telif ediyorsunuz, bir araya getiriyorsunuz. Üstelik tekniğin de çok rol oynadığı bir sanat.

 

 

 

Bu yazı 288 kez okundu.
Yorumlar
KÖŞE YAZARLARI
SON DAKİKA HABERLERİ