Yeni Konya Gazetesi - Günlük tarafsız siyasi gazete
Fatih KÜT
Fatih KÜT
fatihkut@yenikonya.com.tr

Gençlerimize-Neslimize Sahip Çıkalım

12 Ağustos 2017, C.tesi günü eklendi. Font boyutu:

"Ey inananlar! Kendinizi ve çoluk çocuğunuzu cehennem ateşinden koruyun; onun yakıtı, insanlar ve taşlardır; görevlileri, Allah'ın kendilerine verdiği emirlere baş kaldırmayan, kendilerine buyrulanları yerine getiren pek haşin meleklerdir.” (TAHRİM SURESİ – 6. AYET)

Kudretiyle can yaratan, göze görmeyi, kulağa duymayı, dile söz söylemeyi lütfeden Allah'ımızın sayısız nimetleri vardır. O'nun nimetlerini sayacak olsak sayılar kâfi gelmez. Hangi nimetinden söz edelim ki, hepsi bizim için bir hayattır. Allah'ın bize bahşettiği nimetlerden biri de çocuktur. Belki o küçüktür ama nimet olarak hayatımızın bir parçasıdır ve bizden sonra yuvamızı şenlendirecek can bülbülüdür. Çocuk dünya hayatının süsü, aile bahçesinin gülü, milletlerin en büyük ümit ve istikbal kaynağıdır. Aile ocaklarının musikisi çocukların cıvıl cıvıl çağlayan sesidir. Peygamberimiz (SAV)'in beyanına göre: "Çocuklar, Cennet çiçekleri, kalp meyveleri, İlahi ihsan ve rızıklardır.” Bir adam, ne kadar isterse istesin, Allah vermedikçe çocuk sahibi olamaz. Veren de O, alan da O… Aile teşkilatından maksat, nesli korumak ve zürriyeti çoğaltmaktır.

Kafası olup ta aklı olmayan bazı kimseler, aile hayatına, nikâha, İslami bir yuvaya karşı çıksalar da, hakikat hiçbir zaman değişmez. Kediler gibi sokaklarda buluşup sokakta ayrılanların hayattan bir bekledikleri olamaz. Onların ölüm zelzelesi ile yıkılacak hayatları, dünyadaki perişanlıktan daha da beter olacaktır.

Kıymetli cevherlerin düşmanı çok olduğu gibi, çocukların ve taze nesillerin de manevi düşmanları vardır. Eğer aile ocaklarında gereken titizlik ve itina gösterilmez, çocuklar iman ve ahlak ile bir asker gibi teçhiz edilmezlerse, manevi düşmanın zehirli silahlarıyla elden çıkacaktır. Çocuklarını, gençlerini ve nesillerini iyi yetiştirip, onlara İslami ve insani terbiye veremeyen milletlerin istikbali karanlıktır. Düşmanın ve şeytanın insafına terk edilen nesil, ilk önce kendi milletine düşman edilecektir. Eğer aklımızı başımıza almazsak, bundan sonra gelenlere de yazık edeceğiz.

Önümüzde büyük tehlikeler vardır. Kendi nefsimizi ve ehlimizi öyle bir ateşten korumalıyız ki, onun yakacağı insan ve taştır. İlk önce, hem de her şeyden önce neslimize Rabbimizi sevdirip tanıtmak gerekir. Nesiller, kendisini yaratan Rabbini bilmez, Rabbini sevmezse kimi sevecektir? Gönülleri marifet nuru ile aydınlanmazsa, neyle karanlıktan kurtulacaktır? Nesiller, Peygamberini tanıyıp sevmezse, kimi tanıyıp sevecek ve kimin izinde yürüyecektir? Bu âlemde kimi kendisine rehber edinecektir? Peygamber (SAV)'den başka kim var ki onu ebedi Cennetlere, didar neşelerine ulaştırabilsin?

Nesiller Kur'an-ı Kerim'i okuyup öğrenemezse, Kur'an'ın ilim, hikmet ve irfan nurundan gıda alamazsa, hangi kitaptan manevi gıdasını alacak, ruhunu doyuracaktır? Âlemde hangi kitap vardır ki, Kur'an'ın nuruna ve irfanına denk olabilsin? Nesiller, dinini ve dini hükümleri, helali, haramı zamanında öğrenemezse, kendisini günahlarında zehirli dişlerinden nasıl koruyacaktır?

Nesiller, ecdadını, şanlı tarihini dedelerinin iftihar ve kahramanlık dolu güzel ve sade hayatını bilmez ve tanımazsa; sabah-akşam kovboyların soygunlarını, içki âlemlerini, rezaletlerini göre göre kalbi kararıp bedbahtlığın seline kapılmayacak mıdır? Nesiller, o taze fidanlar, sokaklarda burnunu sürte sürte hangi idealin sahibi olacaktır? İçkinin, esrarın, fuhşun ve bilmem daha nice belanın pençesinden nasıl kurtulacaktır?

Nesiller, ömür nefeslerinin incilerini havai fişekler gibi top peşinde ve maç seyrinde tüketirse, ömür sermayesinden geriye ne kalacaktır? Ve o nesiller, televizyonun ve ahlaksız filmlerin tiryakisi haline getirilirse, ilme, fenne, sanata ne zaman sıra gelecektir? İçlerinden hasret duydukları saadete nasıl ulaşacaklarıdır?

İşte bütün bunları düşünüp ona göre çareler aramak ana-babaların ve eğitimcilerin en büyük vazifeleridir. Bitki yetiştirir gibi, çocuğun sadece yeme-içme, giyme ve yatıp kalkmasına özen gösteren; fakat kâmil bir imana, güzel bir ahlaka, iyi bir edebe, sağlam bir karaktere sahip olması için ufak bir emek bile sarf etmeyen ana-babalar yarınlarından nasıl emin olabilirler? Zira bugünün çocukları yarının büyükleri olacaklardır: Nasıl ki bizden öncekiler yerlerini terk edip beka âlemine gittilerse, bizler de öylece ölüm ırmağında akıp gideceğiz. Bizim yerimizi arkamızda bıraktığımız nesiller alacaktır.

Peygamberimiz (SAV) şöyle buyuruyor: "Her biriniz çobansınız ve her biriniz sürüsünden sorumludur. Kişi, ehli ve evlad-ı iyali üzerine bir çobandır, aile efradından sorumludur. Kadın, kocasının evinde bir çobandır, ev işlerinden sorumludur. Hizmetçi, efendisinin malında çobandır, muhafaza hususunda sorumludur. Her adam, babasının malında bir çobandır, salahiyetlerinden sorumludur. Hülasa her biriniz çobansınız ve sürünüzden sorumlusunuz.”

Demek ki, Herkes, kadın-erkek, hükümdar-vezir, amir-memur, omzuna aldığı vazifeden sorumludur. Vazifeler tam yapılır, İlahi sorumluluk esası üzerine görülürse, dünya ve ahiret saadeti insanın yüzüne gülümser. Vazifeler ihmal edilince de hayatın tadı kaçar. Artık ne dünya huzuru, ne de ahiret saadeti vardır. Bu sebepledir ki Hz Ömer (RA):

"Yol üstünde bir karınca ezilse, Yine Ömer mes'ul, hiç değil kimse” demiştir. Ve yine:

"Kenar-ı Dicle'de bir kurt aşırsa bir koyunu; Adl-i İlahi yine Ömer'den sorar onu”

Diyerek uykuları kaçmıştır. Bu üstün irfan, bu ulvi idrak kimde vardır?işte böylece sözün özü gençlerimize sahip çıkmamız aslında kendimize ,ailemize ve vatanımıza sahip çıkmak demektir.Dünya hayatının süsüne aldanıp gençlerimizi ,neslimizi unutmayalım.

Bu yazı 300 kez okundu.
Yorumlar

Yazarın tüm yazılarını görmek için tıklayınız!

KÖŞE YAZARLARI
SON DAKİKA HABERLERİ