Fatih KÜT
Fatih KÜT
fatihkut@yenikonya.com.tr

15 Temmuz Ve Emanet Meselesi

13 Temmuz 2019, C.tesi günü eklendi.

15 Temmuz tarihi bu ülke için milat olabilecek bir tarihtir. Hain işgal girişimine karşı milletimizin topyekûn savunma yaptığı ve ülkemizin kurtuluşuna vesile olduğu bir tarihtir. O yüzden bu tarihi ve öncesini iyi analiz etmemiz lazım. Tarihte bu ve benzeri birçok olay olmuştur. Bunlardan ders çıkarmamız lazım. Özellikle devlet yöneticilerinin bundan sonraki süreçte daha dikkatli davranması lazım. Devletin her kademesine liyakatli, emanete riayet eden görevlilerin getirilmesi gereklidir. O cemaatin adamı, bu cemaatin adamı kavramları ortadan kaldırılmalı, özelikle devlet görevlendirmelerinde, emanete ve liyakate göre insan seçilmelidir. Yoksa ülke yine her an bir on beş temmuz yaşayabilir, dikkatli olmak lazım. Onun için devletin her kademesine emanete sahip çıkan, Allah'tan korkan, ülkesini canı pahasına seven kişileri getirmek gereklidir.

Peki, emanet nedir? Biraz bu konu üzerinde duralım: Emanet, "emn” kökünden gelir. "Emn” ise korku ve endişeden emniyette, güvende olmaktır. Emanet, hıyanetin zıttı olarak güvenilir olma, bir kişiye geçici olarak bırakılan şey anlamında kullanılır. Emanet kelimesi ayet ve hadislerde çok geniş anlamlarda kullanılmıştır. İnsanın, Allah'a, ailesine, içinde bulunduğu topluma, hayvanlara ve doğal çevresine, hatta insanlığa karşı görev ve sorumluluklarından tutunuz da, korunmak üzere geçici bir süre için yanında bırakılan eşyaya varıncaya kadar hepsine emanet denmiştir. Özetle emanet, insanın sorumluluk alanına giren her şeydir.

İnsanın sorumluluk alanına giren her şey emanettir. Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: "Hepiniz çobansınız ve hepiniz çobanlığınızdan sorumlusunuz. Devlet Başkanı üstlendiği görevden sorumludur. Kişi ailesinin koruyucusu ve eli altında olanlardan sorumludur. Kadın, eşinin, evinin koruyucusu ve eli altında bulunanlardan sorumludur. Hizmetçi, efendisinin malının koruyucusu ve eli altında bulunanlardan sorumludur. Dikkat ediniz. Hepiniz çobansınız ve hepiniz çobanlığınızdan sorumlusunuz.” (Buharı, Cuma 11) Görüldüğü gibi hadis-i şerifte, kişilerin birbirlerine ve topluma karşı yükümlü bulundukları görevler noktasından "çoban” olarak ifade edilmesi; görevin kutsallığını ve içtenlikle yerine getirilmesinin gereğini ifade etmektedir.

Hiç şüphe yok ki, insanın ilk sorumluluğu, kendisini yaratan ve akıl gibi üstün yetenekler veren Allah'a karşı olan sorumluluğudur. Allah Teâlâ insanlara bu sorumluluklarını Kurân-ı Kerim'de şöyle hatırlatmaktadır: "Biz emaneti göklere, yere ve dağlara arzettik. Onlar onu yüklenmeye yanaşmadılar, ondan korktular da onu insanoğlu yüklendi. O gerçekten çok zalim ve cahildir.”(Ahzap, 72)Ayeti Kerimede bahsedilen "emanetler”, sadece dini emir ve yasaklar olmayıp insanın sorumlu tutulduğu, kendi maddi ve manevi varlığı, aile ve çocukları, yaşadığı ve havasını teneffüs ettiği, kaynaklarından istifade ettiği dünyamız, ülkemiz ve içinde olan insanı, hayvanı ve çevresiyle bütün alanları kapsamaktadır. Bu sorumluluk yüklenen her insan "çoban” ve elinin altında bulunan sürüyü iyi büyütüp yetiştirecek, kurda kuşa kaptırmayacaktır. Aksi takdirde şu ayetin muhatabı olmaktan kendini kurtaramaz. "Ey iman edenler! Allah'a ve peygamberine hainlik etmeyiniz ki bile bile kendi emanetlerinize hıyanet etmiş olmayasınız.” (Enfâl,27) Bu ayette, yukarıda Kuran-ı Kerim ve Sünnette sınırları çizilen ve insanın yüklendiği bu "emanet”'e karşı görevini yapmamış olanların emanetlerine hıyanet ettikleri açıkça belirtilmektedir. Hâlbuki hainlik ve yalan müminde bulunmaz. Nitekim Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: "İki özellik vardır ki bunlar müminde huy haline gelmez. Hıyanet ve yalandır.” (Ahmed b. Hanbel, c. 5, s.252)

Müminin yüklendiği emanetlerden birisi de kamuya ait işlerdir, yani devlet işleridir. Kur'an-ı Kerim, devlet işlerinin bir emanet olduğunu dolayısıyla da işi, önce ehline verilmesini emretmekte ve şöyle buyurmaktadır: "Allah (c.c.) size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz vakit, adaletle hükmetmenizi emrediyor. Allah (c.c.) size ne kadar güzel öğüt veriyor. Şüphesiz Allah her şeyi bilen ve görendir.”( Nisa–58)Bu ayet-i kerime emanetlerin ehline verilmesini emrediyor ve ehliyetli olan kimseden emanetin alınmamasını istiyor. Ayet-i kerime, devlet işleri için ehliyetin dışında başka bir şey kabul etmiyor. Aklın da kabul ettiği bu değil mi? Eğer maksat kamu işlerinin aksamadan düzenli bir şekilde yürütülmesi ise bu işe ehil olan birisini getirmek gerekir. Bir adam Peygamberimize gelerek sorar: Ey Allah'ın Resulü, kıyamet ne zaman kopacak? Peygamberimiz: "Emanet zayi olduğu zaman kıyameti bekle” buyurur. Adam bunu anlayamamış olacak ki tekrar sorar: Emanetin zayi olması nasıl olur? Bunun üzerine Peygamberimiz: "İşler ehil olmayan kimselere verildiği zaman kıyameti bekle” buyurur.( Buharî, Rikak, 35)ayet ve hadislere baktığımızda emanet meselesinin çok önemli olduğunu görüyoruz. Eğer devlet ve toplum olarak emanete riayet edersek birçok sıkıntının da üstesinden geliriz. Rabbim bizi emanete riayet eden iyilerden eylesin. Rabbim bize yeniden onbeş temmuzlar yaşatmasın, hainlere fırsat vermesin. Âmin.

Yorumlar
Personel Alımı ve Diğer İlanlar için Tıklayınız
SON DAKİKA HABERLERİ