Fatih KÜT
Fatih KÜT
fatihkut@yenikonya.com.tr

Büyük Günahlardan Biri de Zulümdür

01 Temmuz 2019, Pazertesi günü eklendi.

Bugünkü yazımızda zulümden söz edeceğiz. Zulüm, adâletin karşıtı olan bir kavramdır, haksızlık  demektir.  Adâlet,  nasıl  her  şeyi  yerli  yerine koymak demek ise, zulüm de bir şeyi kendi yerinden başka bir yere koymaktır. Dinimiz  her  şeyde  adâleti  emretmiş,  zulmü  ve haksızlığı ise yasaklamış ve büyük günahlardan saymıştır. Kur'an-ı Kerim'de Allah'ın kullarına zulmedici olmadığı, zulmedenleri sevmediği ve zalimleri yaptıkları zulüm sebebiyle cezasız bırakmayacağı bildirilmektedir. âyet-i kerime'de şöyle buyrulmuştur: "(Ey Peygamberim! ) Sakın, Allah'ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma. Ancak Allah onları cezalandırmayı, korkudan gözlerin dışarıya fırlayacağı bir güne erteliyor.”(İbrahim/42) Allah Teâlâ'ya yerde ve göklerde hiçbir şey gizli değildir. Hepsi O'nun bilgisindedir. Kimin ne yaptığını ve hatta içinde neyi sakladığını bilir. Başkalarına zulmedenleri de bilir, ancak onların cezalandırılmasını dilediği zamana kadar erteler, fakat ihmal etmez.Bir kutsi hadiste Allah  Teâlâ şöyle buyurmuştur: "Ey kullarım! Ben zulmü kendime haram kıldım. Onu sizin aranızda da haram kıldım. Birbirinize zulmetmeyiniz.”(Müslim, Birr) İnsanların  dokunulmaz  hakları  vardır.  Bunlara dokunulması haram ve yasaktır. Peygamberimiz Vedâ Haccı'nda bu konunun üzerinde önemle durmuş ve şöyle buyurmuştur: "Kesin olarak söylüyorum ki, kanlarınız, mallarınız, şeref ve haysiyetiniz bu ayda, bu şehirde bugünün  hürmeti  gibi  haramdır.  Rabbinize  kavuştuğunuzda, yaptığınızdan sizi sorgulayacaktır.” (Buhari,İlim)Zulüm  üç  çeşittir.Birincisi,  Allah'a  ortak  koşmaktır.  Allah,  kendisinden  başka  ilâh  olmayan  bir mabuttur.   Yani   ibadet   yalnız   O'nun   hakkıdır, O'ndan  başkası  ibadete  müstehak  değildir.  Çünkü yaratan, yaşatan O, akıl gibi üstün yeteneklerle insanı  donatan  O,  öldüren  O,  diriltecek  olan  O,  sonra sorgulayacak  olan  O.  O'nun  için  de  ibadet  yalnız O'nun   hakkıdır.   İbadette   Allah'a   başkasını   ortak koşmak,  Allah'ın  hakkını  Allah'tan  başkasına  vermektir  ki,  en  büyük  haksızlıktır.  Nitekim  Lokman aleyhisselâm'ın   oğluna   yaptığı   ve   Kur'an-ı   Kerim'de hikâye edilen nasihatinde:"Yavrucuğum! Allah'a ortak koşma, çünkü Allah'a ortak koşmak elbette büyük bir zulümdür.”(Lokman,13) buyrulmuştur. Allah'a kavuşmayı ve yaptığı iyiliklerin karşılığını  almayı  uman  kimselerin  Allah'a  ortak  koşma haksızlığını yapmamaları hatırlatılırken de şöyle buyruluyor: "De ki: Ben de sizin gibi ancak bir  beşerim. Ne var ki, bana ilâhınızın ancak bir ilâh olduğu vahyolunuyor.  Onun  için  her  kim  Rabbine  kavuşmayı arzu ederse iyi iş yapsın ve Rabbine yaptığı ibadete hiç kimseyi ortak etmesin.”(Kehf.110) İkincisi, kişinin kendi nefsine yaptığı zulümdür. Allah  Teâlâ  insanı  yaratıkların  en  şereflisi  kılmış, kâinatta kendisinden başka her ne varsa hepsini ona hizmet için yaratmış, gönderdiği Peygamberlerle de O'na emir ve yasaklarını bildirmiştir. Allah'ın şerefli kıldığı insan Allah'tan başkasına taparsa ve Allah'ın yasakladıklarını yaparak günah işlerse kendisine yazık etmiş ve haksızlık etmiş olur. Allah'ın aziz kıldığını o zelil kılmış olur. Kur'an-ı

Kerim, günah işleyenlerin nefislerine zulmetmiş olduklarını bildiriyor. Ve bundan tevbe ederek nefislerini arındırmaları emrediliyor. Günahın insan gönlünde bir kir ve leke olduğu, bu kir ve lekenin ancak tövbe ile temizleneceği Peygamberimiz tarafından bildiriliyor. Üçüncüsü, başkalarına yapılan haksızlıktır. Müslüman  herkes  ile  iyi  geçinir,  kimseye  haksızlık  etmez,   kimseye   haksızlık   yapılmasına   razı   olmaz. Peygamberimiz  buyuruyor: "Müslüman, Müslüman'ın kardeşidir. Müslüman Müslüman'a zulmetmez. Müslüman Müslüman'ı (başına gelen musibette) yalnız bırakmaz.”(Buhari,mezalim) Mü'min kimse başkasına zulmetmez. Hiç kimsenin malını haksız yere zimmetine geçirmez. Tarlada, bağda  ve  bahçede  komşularının  hududuna  tecavüz etmez.  Bilir  ki  bir  gün  bu  yaptıklarından  Allah'ın huzurunda sorgulanacak ve üzerine aldığı kul hakları  sahiplerine  verilecektir.  Bunun  şüphe  götürmez olduğunu bakınız Peygamberimiz neyi örnek vererek açıklıyor: "Haklar kıyamet gününde sahiplerine iade edilecektir. Hatta boynuzlu koyundan boynuzsuz koyunun öcü alınacaktır.”(müslim,birr) Haksızlık  ve  hırsızlıkla  zimmete  geçirilen  mal, para,  mülk  ve  toprak  kıyamet  gününde  sahiplerine ödenecek ve hiç kimsenin hakkı kimsede kalmayacaktır. Peygamberimiz: "Bir kimse yemin ederek bir Müslüman'ın hakkını  zimmetine  geçirirse  Allah  o  kimseye  cehennemi vacip  kılar, cenneti haram eder.” Buyurdu. Bunun üzerine bir adam: - Eğer o hak, değersiz bir şey ise de mi? deyince, Peygamberimiz: -  "İsterse misvak ağacından bir dal parçası olsun” buyurdu. (Müslim, İman) Kişilerin  mülkiyetinde  olan  mal  ve  topraktan haksız yere bir şey almak nasıl günah ise, kamuya ait mal ve topraktan haksız  yere bir şey almak da aynı şekilde günahtır. Çünkü bunda top yekün milletin,  henüz  tüyü  bitmemiş  yetimin  hakkı  vardır. Müslüman hakkı olmayan bir  şeyi kime ait olursa olsun almaz ve böyle bir mala sahip olmak istemez. Çünkü bu yüktür ve vebaldir. Zulüm kalbin kararmasından meydana gelir. Zalimin  kalbi  hidâyet  nuru  ile  aydınlanmış  olsaydı, zulmün  sonuçlarını  düşünür  ve  buna  yaklaşmazdı. Kalbin bu kararması kıyamet günü insanı karanlıklar içinde bırakacaktır. Peygamberimiz buyuruyor: "Zulüm, kıyamet gününde karanlıklardır.” zulümde iki günah vardır. Birisi, haksız yere başkasının malını almak, diğeri de adaletle emreden Allah Teâlâ'ya muhalefet etmektir ki, bu, insanların işledikleri günahların en büyüğüdür. Hiç şüphesiz  ki  zulüm,  Allah'tan  başka  yardımcısı  olmayan  zayıf  kimseye  karşı  işlenen  çirkin  bir  iştir. Zayıf  olan  kimse  Allah'ın  korumasında  iken  ona zulmetmek,  Allah'ın  korumasına  önem  vermemek demektir ki, en çirkin bir günahtır. Zalim,  zulmettiği  kimsenin  bedduasından  sakınmalıdır.  Peygamberimiz Muâz'a verdiği emirler arasında şu da vardı: - "Ey Muâz -günahkâr olsa bile- mazlumun duasından sakın, çünkü mazlumun duası ile Allah arasında -duanın kabul edilmesine engel- hiçbir perde yoktur.”(22)(buhari, mezalim) Bir başka hadis-i şerif de şöyledir: "Üç sınıf insan vardır ki, bunların duası Allah tarafından geri çevrilmez: İftar zamanında oruçlu- nun  duası,  âdil  devlet  başkanının  duası  ve  mazlumun duası, zulme uğrayan kimsenin duasını Allah, bulutların   üstüne   çıkartır;   gökyüzünün   kapıları mazlumun  duasına  açılır  da  Allah  Teâlâ;  İzzetim hakkı için, ey zulme uğrayan kimse, bir zaman sonra da olsa elbette sana yardım ederim, buyurur.(23)(tirmizi,daavat) Kimseye haksızlık etmeyelim. Kimsenin malını, mülkünü  haksız  yere  zimmetimize  geçirmeyelim. Kimseye kötü söz söylemeyelim.

Yorumlar
Personel Alımı ve Diğer İlanlar için Tıklayınız
SON DAKİKA HABERLERİ