Yeni Konya Gazetesi - Günlük tarafsız siyasi gazete
Fatih KÜT
Fatih KÜT
fatihkut@yenikonya.com.tr

DAVRANIŞLARIMIZLA ÖRNEK OLMALIYIZ

24 Ağustos 2019, C.tesi günü eklendi. Font boyutu:

ne kadar heyecanlı, ne kadar cazip ve edebî olursa olsun, inanan bir kalpten gelmedikçe sönüklükten kurtulamaz; ölüdür, muhatabına tesir edemez. Bir insan ağzından çıkan sözün canlı bir örneği olmadıkça, söylediğinin hakiki temsilcisi sayılamaz. Bu kimseye itimat eden de bulunmaz. Ancak bu hallerden kurtulup, içi ile dışı bir olduğu takdirde, sözler parlak, kelimeler cazip olmasa da, halkın imanı ve güveni temin edilebilir. Zira o zaman kelimeler kuvvetini nağmelerden değil; bizzat hakikatlerden alır. ün güzelliği parlaklığından değil; sadakatinden ötürüdür. Ancak bu takdirde söz, canlı bir enerji kaynağı haline gelir. Artık o, bizzat gerçeğin ifadesidir. Söz ile hareket, akide ile ahlâk arasındaki mutabakatı sağlamak kolay değildir. Bu, sadakatle çalışmayı, O'ndan medet dilemeyi ve O'nun hidayet kaynağı olan hakikatlerden yardım istemeyi gerektirir. En etkili tebliğ yolu, insanın benimsediği kendi hayat tarzıdır. Kişi, söyledikleriyle uyumlu bir yaşantı içindeyse, onun çok söz söylemesine ihtiyaç bile kalmaz. Çünkü o, hâl ve tavırlarıyla konuşmaktadır. Yaşadığı güzel ahlâk, o insanın en etkili ve güvenilir sözcüsü durumundadır. "Allah'a çağıran, salih amel işleyen ve "Kuşkusuz ben müslümanlardanım” diyenden daha güzel sözlü kimdir?” (Fussilet, 33)

Peygamber Efendimizin nübüvvet öncesi ve sonrası hali ve yaşayışı, Mekkelilerce gayet güzel biliniyor, peygamberliğinde O'nun temel fikrine karşı koyarak tevhidi kabul etmemek, yayılmasını engellemek için türlü yollara başvuruyorlar, fakat şahsî yaşayışı hakkında en küçük bir ithamda dahi bulunamıyor, O'nun "el-Emin”liğini ikrar etmek zorunda kalıyorlardı. O, insanlara teklif ettiği hususları herkesten önce kendi nefsinde, herkesin yapabileceğinden fazlasıyla tatbik ediyordu. Yaşayışla güzel örnek verme kuralının etkisini gayet iyi bilen Peygamber Efendimiz (as), kendisi hayatıyla örnek teşkil ettiği gibi, İslâm'a davet ettiği insanların İslami yaşayışı görerek fikir ve kanaatlerini ona göre tayin ve tespit etmelerine imkân ve vesileler hazırlıyordu.

"Olgun insan, güzel söz söyleyen değil; söylediğini yapan ve yapabileceğini söyleyen adamdır.” Ne mutlu hakkı haykırdığı gibi, en güzel şekilde kendi nefsinde tatbik eden, özü sözünü yalanlamayanlara! Bu konu ile ilgili kuranı kerimde birçok ayet-i kerime mevcuttur:

"Andolsun Allah'ın Resülünde sizin için; Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah'ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.” (Ahzab,21)

Peygamberlerin yaşayışları, sözleri ve davet ettikleri şeylere mutabık olmuş, onların hatta üstünde bulunmuştur. Onları gören, onlara muhatap olan insanlar, henüz onların peygamberliğini bilmeden doğruluk ve dürüstlüklerini teslim etmişlerdir. Hz. Yusuf zindanda iken hapis arkadaşları ona:"… Şüphesiz biz seni iyilik yapanlardan görüyoruz” (Yusuf,36) diye müracaat ediyorlardı. Birr (iyilik), sosyal hayatın kurulması ve işlemesi konusunda son derece önemli bir ahlâk kuralıdır. Kuran ‘birr'i şöyle tanıtıyor:" … İyilik ve takva (Allah'a karşı gelmekten sakınma) üzere yardımlaşın. Ama günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın. Allah'a karşı gelmekten sakının. Çünkü Allah'ın cezası çok şiddetlidir.” (Maide, 5/2)

Bu konu ile ilgili "Rasulullah (s.a.s.) buyurdu ki:"Kıyamet gününde adam gelir, cehenneme atılır. Bağırsakları karnından dışarıya fırlar. Değirmen merkebinin döndüğü gibi bağırsakları etrafında döner. Cehennemlikler onun etrafına toplanır, şöyle derler: ‘Ey filân, sen ma'rûfu emreden, münkerden alıkoyan bir kimse değil miydin?” Şöyle der: ‘Evet, öyle idim. Ma'rûfu emreder, fakat kendim işlemezdim. Münkerden alıkoyar, fakat kendim işlerdim.” (Buhari, Sahih, Bed'u'l-Halk, 59/10)

Yaşayışla güzel örnek verme kuralının etkisini gayet iyi bilen Peygamber Efendimiz, kendisi hayatıyla örnek teşkil ettiği gibi, İslâm'a davet ettiği insanların İslâmî yaşayışı görerek fikir ve kanaatlerini ona göre tayin ve tespit etmelerine imkân ve vesileler hazırlıyordu. Bedir Gazvesinde ele geçirilen esirlerin topluca bir yerde hapis tutulmaları yerine birer birer ashâb-ı kirama dağıtılarak misafir edilmeleri, başka birtakım fayda mülâhazaları yanında büyük ölçüde, esirler sahabenin İslâm'ı yaşayışına vâkıf olsunlar diye olsa gerektir. Sözün özü şudur ki biz anlattığımız tebliğ ettiğimizi önce kendi hayatımızda tatbik edeceğiz. Günümüzde maalesef en büyük sıkıntılarımızdan biri de bu meseledir. Hocalarımızdan, hatiplerimizden tutunda bu konuda uzman olanlarımız dâhil dini anlamda, İslami anlamda anlattıklarımızı hayatımıza tatbik konusunda eksiklerimiz var. Bunu çözebilir ve islamı hayatımıza gerçek manada aktarabilirsek, islamı yaşarsak, örnek bir Müslüman olursak, o zaman, bu millette bu ümmette kazananlardan olacaktır.

 

Bu yazı 706 kez okundu.
Yorumlar

Yazarın tüm yazılarını görmek için tıklayınız!

KÖŞE YAZARLARI
SON DAKİKA HABERLERİ