Reklam
Yeni Konya Gazetesi - Günlük tarafsız siyasi gazete
Fatih KÜT
Fatih KÜT
fatihkut@yenikonya.com.tr

Davranışlarımızla Örnek Olmalıyız -2-

01 Aralık 2018, C.tesi günü eklendi. Font boyutu:

Geçtiğimiz hafta davranışlarımızlar örnek olmalıyız konusunu ele almıştık bu hafta aynı konudan devam edeceğiz. Bu konu çok önemli bir konu biz inandığımız değerleri hayatımızda yaşamazsak bir anlamı olmaz. İşte o zaman münafık oluruz."Siz Kitabı (Tevrat'ı) okuyup durduğunuz halde, kendinizi unutup başkalarına iyiliği mi emrediyorsunuz? (Yaptığınızın çirkinliğini) anlamıyor musunuz?”(Bakara, 44)İyiliğe davet edip de iyilikten kaçınmak, iyilik yolunda olanlara karşı çıkmak, sadece dava adamlarında değil, bizzat davanın kendisinde şek ve şüphe afetlerinin belirmesine sebep olur.

"Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük gazap gerektiren bir iştir.”(Saff,2–3)

"Kendisine ayetlerimizi verdiğimiz halde onlardan sıyrılıp da şeytanın kendisini peşine taktığı, bu yüzden de azgınlardan olan kimsenin haberini onlara anlat. Dileseydik o ayetlerle onu elbette yüceltirdik. Fakat o dünyaya saplanıp kaldı da kendi heva ve hevesine uydu. Onun durumu köpeğin durumu gibidir: Üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur; kendi haline bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte bu, ayetlerimizi yalanlayan toplumun durumudur. Şimdi onlara bu olayları anlat ki düşünsünler”(araf,175–176)"Rasulullah (s.a.s.) buyurdu ki: "Kıyamet gününde adam gelir, cehenneme atılır. Bağırsakları karnından dışarıya fırlar. Değirmen merkebinin döndüğü gibi bağırsakları etrafında döner. Cehennemlikler onun etrafına toplanır, şöyle derler: ‘Ey filân, sen ma'rûfu emreden, münkerden alıkoyan bir kimse değil miydin?” Şöyle der: ‘Evet, öyle idim. Ma'rûfu emreder, fakat kendim işlemezdim. Münkerden alıkoyar, fakat kendim işlerdim.” (Buhari, Sahih, Bed'u'l-Halk, 59/10)Enes b. Malik, anlatıyor; Hz. Peygamber(as) buyurdular ki: "İsrâ'ya götürüldüğüm (Mi'râca çıkarıldığım) gece, dudakları ateşten makaslarla kesilen birtakım kimselerin yanından geçtim. ‘Bunlar kimlerdir ey Cebrail' dedim. Bana şu cevabı verdi: ‘Bunlar dünya ehlinden olan hatiplerdir. İnsanlara iyiliği emrettikleri ve Kitab'ı okudukları halde bizzat kendilerini unutanlardır. Bunlar hiç akıl etmezler mi?”( Ahmed b. Hanbel, Müsned, III/120, 231, 239)

Şuayb (a.s.) sözüyle olduğu kadar namazıyla ve davranışlarıyla da kavmine tebliğ ediyor ve davet ettiği şeyleri kendisi tümüyle yaşadığını belirtme ihtiyacı hissediyordu:

"Medyen halkına da kardeşleri Şu'ayb'ı peygamber gönderdik. O şöyle dedi: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin ondan başka hiçbir ilahınız yoktur. Ölçüyü ve tartıyı eksik yapmayın. Ben sizi bolluk içinde görüyorum. Ben sizin adınıza kuşatıcı bir günün azabından korkuyorum… Dediler ki: "Ey Şu'ayb! Babalarımızın taptığını yahut mallarımız hakkında dilediğimizi yapmayı terk etmemizi sana namazın mı emrediyor. Oysa sen gerçekten yumuşak huylu ve aklı başında bir adamsın. Şu'ayb şöyle dedi: "Ey kavmim! Söyleyin bakayım, ya ben Rabbimden gelen açık bir delil üzere isem ve katından bana güzel bir rızık vermişse!... Ben size yasakladığımı kendim yapmak istemiyorum. Ben sadece gücüm yettiğince (sizi) düzeltmek istiyorum. Başarım ancak Allah'ın yardımı iledir. Ben sadece ona tevekkül ettim ve sadece ona yöneliyorum ”( Hûd, 84, 87-88).

Bu ayetlerde bir peygamberin ve dolayısıyla hak yola dâvet eden peygamber izinden gidecek bir Müslüman'ın tebliğ konusunda en önemli vasıflarının sıralandığını görüyoruz

Yaşayışla güzel örnek verme kuralının etkisini gayet iyi bilen Peygamber Efendimiz, kendisi hayatıyla örnek teşkil ettiği gibi, İslâm'a davet ettiği insanların İslâmî yaşayışı görerek fikir ve kanaatlerini ona göre tayin ve tespit etmelerine imkân ve vesileler hazırlıyordu. Bedir Gazvesinde ele geçirilen esirlerin topluca bir yerde hapis tutulmaları yerine birer birer ashâb-ı kirâma dağıtılarak misafir edilmeleri, başka birtakım fayda mülâhazaları yanında büyük ölçüde, esirler sahabenin İslâm'ı yaşayışına vâkıf olsunlar diye olsa gerektir.

İslâm düşmanı Benû Hanife reisi Sümâme'nin Müslüman olmasına, Hz. Peygamber'in hüsn-i muamelesi, karşılıksız affı yanında Mescid'de bir direğe bağlı kaldığı müddet zarfında İslâmî tatbikatı görerek hakikati idrak etmesi de etkili olmuştur, diyebiliriz.

Taif heyeti geldiği zaman, Müslümanların Kur'an okuyuşları, namaz kılışları, huşu içinde ibadetleri ve İslâm'ı yaşayışları kalplerini rikkate getirsin diye Hz. Peygamber'in onları Mescid'in hemen yanında misafir ettiğini biliyoruz. Rabbim bizleri gerçek manada İslam'ı yaşayan kullarında eylesin. Âmin

Bu yazı 617 kez okundu.
Yorumlar

Yazarın tüm yazılarını görmek için tıklayınız!

KÖŞE YAZARLARI
SON DAKİKA HABERLERİ