Fatih KÜT
Fatih KÜT
fatihkut@yenikonya.com.tr

Dosdoğru Olabilmek

06 Temmuz 2019, C.tesi günü eklendi.

‘'Rabbimiz Allah'tır deyip, sonra da doğrulukta devam edenlere gelince, onların üzerine melekler iner ve derler ki'' Korkmayın, üzülmeyin, size va'dedilen cennetle sevinin'' Fussîlet, 41/30). Dürüstlük, sadakat, istikamet, hidayet gibi kelimelerle izah edilen doğruluk, Allah'ın emrine ve koyduğu kurallara uygun bir yol izlemek ve insanların haklarına riayet etmek demektir. İman eden ve inancını hayata geçiren doğru insan, Hz. Peygamber (s.a.s.)'in güzel ahlâkını örnek alır.     Kur'ân-ı Kerim'de, doğruluğa dair birçok âyet-i kerime yer almaktadır. Bir ayet-i kerimede ".... Emrolunduğun gibi dosdoğru ol..." (Hûd, 11/112; eş-Şura, 42/15) buyrularak Hz. Peygamberin şahsında Müslümanların da doğru olmaları istenmektedir. Allah Teala, müminlerin kendisinden korkmalarını (saygılı olmalarını), sözlerinde olduğu kadar özlerinde de doğru olmalarını emretmektedir. Yüce Allah, hâlis kullarını azmış şeytanın şerrinden korumaktadır. Sözünde doğru olması için uyarılan müminler, doğrulukları karşılığında cennet'e gireceklerdir. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir. Doğruluğun karşısında yalancılık, dalâlet gibi vasıflar yer almaktadır. Muttakiler asla yalan söylemezler. Hz. Peygamber, "el-Emin" olarak tanınmıştı. Müminler söz söylerken doğruyu söyler, gereksiz yere konuşmaz, kötü söz söylemezler; ya hayır konuşurlar yahut susarlar. Doğruluk; düşüncede, sözde, niyette, iradede, azimde, vefa ve amelde doğruluk şeklinde tezahür eder. Öte yandan, düşünce ve eylem birliği doğruluğun esasıdır. İnsana sadakat yakışır görse de ikrah, yardımcısıdır doğruların Hazret-i Allah (Ziya Paşa) Doğruluk Peygamber'lerin ahlâkıdır; Diğer peygamberler gibi Hz. Peygamber (s.a.s.)'in en önemli vasıflarından biri doğruluk üzere olmasıydı. O, "Emrolunduğun gibi dosdoğru ol" ayeti indikten sonra "Hûd suresi beni kocalttı" buyurmuş ve böylece dinimizde doğruluğun ne denli önemi haiz olduğunu göstermiştir. Doğru sözlülüğün mukabili yalancılıktır. Yalancılık ise kötü bir huy ve münafıklık belirtisidir. Mü'min yalan konuşmaz ve yalan ile iş yapmaz.     Yalan söylemek haramdır. Yalan söylemek ancak üç yerde caizdir. Harpte, iki müslümanı barıştırmak ve hanımı ile iyi geçinmek için.     Geçmiş büyüklerimiz, yalan söylemek icap ettiği yerde, sözün manasını değiştirerek, doğru söylemeyi tercih etmişlerdir. Mesela Muaz b. Cebel hazretleri, vazifesinden dönünce, eşi "Bu kadar çalıştın, zekât topladın, bize ne getirdin?” dedi. O da, "Beni gözeten vardı, bir şey getiremedim” diye cevap verdi. O, bu sözle Allah Teâlâ'yı kastetti. Eşi ise, Hz. Ömer'in onu kontrol eden birini gönderdiğini sandı. Eşi, Hz. Ömer'in evine gidip, kızarak, "Muaz, Resulullahın ve Ebu Bekr-i Sıddıkın yanında emin idi. Siz niçin onun peşine adam takıyorsunuz?” dedi. Hz. Ömer, Hz. Muaz'dan işin aslını öğrenince güldü ve eşine vermesi için ona bir miktar hediye verdi.    Mümin, her hatayı işleyebilir ancak, hainlik yapamaz ve yalan söyleyemez.    Doğru ile yalan, biri diğerini çıkarıncaya kadar kalpte mücadele eder. İçi dışına, sözü işine uymamak, nifak alametidir. Nifakın temeli ise yalandır. Ashab-ı kiram nezdinde yalandan daha kötü bir şey yoktur. Çünkü onlar, yalanla imanın bir arada bulunamayacağını bilirlerdi. Son olarak efendimizin hadisi ile bitirelim: Abdullah İbni Mes'ud radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:"Şüphesiz ki (sözde ve işte) doğruluk iyiliğe yöneltir. İyilik de cennete iletir. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddîk (doğrucu) diye kaydedilir. Yalancılık, yoldan çıkmaya (fücur) sürükler. Fücur da cehenneme götürür. Kişi yalancılığı meslek edinince Allah katında çok yalancı (kezzâb) diye yazılır. ” (Buhâri, Edeb, 69).Rabbim bizi doğrulurdan eylesin. Âmin
Yorumlar
Personel Alımı ve Diğer İlanlar için Tıklayınız
SON DAKİKA HABERLERİ