Fatih KUT
Fatih KUT
fatihkut@yenikonya.com.tr

GERÇEK MÜMİN OLMAK

07 Mart 2020, C.tesi günü eklendi.

"Müslüman, dilinden ve elinden Müslümanların zarar görmediği kimsedir. Muhacir ise, Allah'ın yasakladığı şeylerden uzak duran kimsedir.( Buhârî, İman 4–5)

Günümüz Müslümanlarının en büyük problemlerinden biri, İslam'ın söylediği ile Müslümanların söz, eylem ve tavırları arsındaki uyumsuzluktur. Sözüne güvenilmeyen, işini sağlam ve güzel yapmayan, elinden ve dilinden zarar görülen ve şerrinden emin olunmayan Müslüman tipinin İslam'a verdiği zararı, İslam'ın en azılı düşmanlarının bile verebilmesi mümkün değildir. Hiç şüphesiz bu durum, İslâmî kimlikte önemli bir aşınma meydana getirmiştir. Artık bir kural olarak ‘O, Müslüman'dır, yalan söylemez' veya ‘O, Müslüman'dır, kimseyi aldatmaz' yahut ‘O Müslüman'dır, kimsenin ırz ve namusunda gözü olmaz' gibi genel hükümler verilmesine vesile olacak Müslümanların oluşturduğu geniş kitlelerden söz edebilmek pek mümkün olmamaktadır. Bu tablo İslâmî kimlikte önemli bir aşınma bulunduğunu ortaya koymaktadır. Buna mukabil sözünde ve işinde güvenilir ahlâkî niteliklere sahip gayr-ı Müslimlerin oluşturduğu kitleler ‘Dinleri işimiz gibi, işleri dinimiz gibi' sözünün meşhur olmasına yol açmıştır. Böyle bir tablonun Muhammedü'l-Emin'in ümmetini yansıtmayacağı açıktır. İşte bu sebeple öncelikle İslâmî kimlikte meydana gelen aşınmanın durdurulması gerekmektedir. Bu aşınmayı durdurmadan ne dinimizi doğru dürüst anlatabilmek ve ne de İslam'ın yüceliğini temsil edebilmek mümkündür.

İslam dini insanların ve toplumların mutluluğunu sağlayacak en güzel prensipleri ortaya koymuştur. Bu prensipleri güzelce hayata geçirilebilen insanların, sözüne işine güvenilen, elinden ve dilinden kimsenin zarar görmediği iyi insanlar olacaklarında şüphe yoktur. Arzu edilen bu insan tipiyle pek çok günümüz Müslüman'ının çizdiği profil arasındaki fark, İslâmî kimlikte nasıl bir aşınma meydana geldiğini göstermektedir. Bu aşınmayı durdurmadan ne İslâm'ın öngördüğü toplum modelini oluşturabilmek ve ne de İslam'ı insanlığa doğru ve güzel bir şekilde ulaştırabilmek mümkündür.Prensipler, teorik olarak ne kadar güzel olursa olsun, hayata geçirilemedikleri ve uygulamaya konamadıkları takdirde hiçbir anlam ifade etmezler. Çünkü güzelliklerin güzelliği, ancak bunlar ortaya konabilir ve gösterilebilirse anlaşılabilir. İslam dininin son hak din olarak insanlığın mutluluğu ve huzuru için en güzel prensipleri ortaya koyduğunda şüphe yoktur. Önemli olan bu güzel prensiplerin hayata geçirilerek güzelliklerinin pratiğe yansıtılabilmesidir. Hayata geçirilemediği takdirde İslam prensiplerinin güzelliğinin insanlara ulaştırılabilmesi pek mümkün olmaz. Bu bakımdan her alanda İslam'ın ortaya koyduğu prensiplerin hayata geçirilerek uygulamadaki güzel sonuçlarının pratik olarak sergilenebilmesi büyük önem taşımaktadır.

Müslüman'ın en önemli özelliklerinden biri, söyledikleri ile yaptıkları arasında bir çelişkinin olmamasıdır. Yapamayacakları şeyleri söyleyenleri Yüce Allah, Kur'ân-ı kerim'de şöyle uyarmaktadır: "Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz?” ( Saf, 2)Geçmişte Allah'ın kitabını okumalarına rağmen söylediklerine kendileri uymayanlar Cenâb-ı hak tarafından "… Kendinizi unutup başkalarına iyiliği mi emrediyorsunuz? (Yaptığınızın çirkinliğini) anlamıyor musunuz?” (Bakara ,44) şeklinde uyarılmışlardır.Kişinin güvenilirliğini ortadan kaldıran ve onu söylediklerine güvenilmez bir hale düşüren, söyledikleri ile yaptıkları arasındaki çelişkilerdir. Bu bakımdan her yönüyle güvenilir olması gereken ve Muhammedü'l-Emin'in ümmeti bulunan Müslümanın, mutlaka söz ve eylem birliği içerisinde bulunması gerekir. Kur'ânı kerim, bize, Hz.Muhammed aleyhisselamı en güzel örnek olarak sunmaktadır.( Ahzap suresi 33/21) Hiç şüphesiz onun bu en güzel örnekliği, her alana şamildir. O yalnızca teorik olarak bir takım güzel prensipler getirmekle kalmamış bu güzel prensipleri hayata geçirerek bunların güzelliğini bizzat uygulamalı olarak göstermiştir. Onun için Onun getirdiği mesaj bu dünyadan gelip geçen ve insanlığı şöyle veya böyle etkilemiş başka insanların getirdiği mesajlardan çok farklı bir şekilde yaygın ve kalıcı tesirler bırakabilmiş ve hayatı bütünüyle etkilemiştir.

Kişinin söylediklerinin başkaları üzerinde etkili olabilmesi, önce kendisinin söylediklerine inanması ve söylediklerini evvela kendi hayatında göstermesi ile mümkündür. Söylediklerini kendisi hayata geçiremeyen kişilerin sözlerinin başkaları üzerinde beklenen etkiyi göstermesi elbette düşünülemez. Müslüman'ın her alanda doğru, dürüst, güvenilir olması Müslümanlığının bir gereğidir. Son söz olarak efendimizin hadisi ile bitirelim: Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:"Müflis kimdir, biliyor musunuz?” diye sordu. Ashâb:– Bizim aramızda müflis, parası veya malı olmayan kimsedir, dediler. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:"Şüphesiz ki ümmetimin müflisi, kıyamet günü namaz, oruç ve zekât sevabıyla gelip, fakat şuna sövüp, buna zina isnâd ve iftirası yapıp, şunun malını yiyip, bunun kanını döküp, şunu dövüp, bu sebeple iyiliklerinin sevabı şuna buna verilen ve üzerindeki kul hakları bitmeden sevapları biterse, hak sahiplerinin günahları kendisine yükletilip sonra da cehenneme atılan kimsedir” buyurdular. (Müslim, Birr 59)rabbim bizleri müflis kullarından eylemesin. Âmin…

Yorumlar
Personel Alımı ve Diğer İlanlar için Tıklayınız
SON DAKİKA HABERLERİ