Fatih KÜT
Fatih KÜT
fatihkut@yenikonya.com.tr

Hesap Verme Şuuru Ve Hayata Yansıması

09 Şubat 2019, C.tesi günü eklendi.

‘'Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının ve herkes, yarın için önceden ne göndermiş olduğuna baksın. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır''(Haşr, 59/18)

"Kıyamet günü insan beş şeyden hesaba çekilmedikçe bırakılmayacaktır. Ömrünü nerede tükettiğinden, gençliğini nerede geçirdiğinden, malını nereden kazanıp, nerede harcadığından, ilmi ile ne kadar amel edip etmediğinden sorulacaktır.( Tirmizi, Kıyamet, 1)

 

Kur'an da iman esasları detaylı bir şekilde belirtilmiştir. Bunlardan birisi ise ahirete imandır. Ahirete imanın dünya boyutu vardır. Bu sadece inandım demekle değil, kişinin bütün hayatını, yani doğumdan ölüme kadar olan süreci kapsamakta, bunun sonucu olarak da ahiret boyutu oluşmaktadır. Doğumda anne- babanın güzel bir isim vermesi, gerekli şartları taşıyorsa buluğ çağından itibaren bütün her şeyi ile ömrünün sonuna kadar dinin bütün boyutları ile muhatap olmasıdır. İşte kişi bu dünyadaki kısacık hayatını yaşarken sonsuz hayatı olan ahiret hayatını mahvetmemelidir. Dünyayı ahiretin tarlası gibi kullanabilmelidir. Çünkü dünya hayatı ahiret hayatının yanında bir gün ya da daha kısa bir zaman dilimini içermektedir (Bakara, 2/259) ve kişi bu dünyada en küçük bir iyilik yada kötülük yapsa onu muhakkak karşısında bulacak, ahirette "Oku kitabını! Bugün hesap sorucu olarak sana nefsin yeter” denilecek (İsra, 17/14) ve böylece hesaba çekilecektir. İslam, dünya hayatını asla ihmal etmememizi, dünyadaki nasibimizi unutmamamızı istemekle beraber ahirete daha çok meyilli olmamızı tavsiye etmektedir (Kasas, 28/77). Kur'an, dünyanın geçici nimetlerine aldanmamamızı; dünya imkanlarıyla ebedi olan ahirete yönelmemizi istemektedir. ( En'âm, 32) Kur'an'da hesap vermekten kaçmanın ve yaptıklarımızı orada gizlemenin mümkün olmadığını (yasin, 36/65) ve hesapta kimseye haksızlık yapılmayacağı (Enbiya, 21/47), Allah'ın kimseye zulmetmeyeceği (Kehf, 18/49) fakat cezayı hak edenlerinde cezasını en şiddetli bir şekilde çekeceği gerçeği vardır (Nisa, 4/56) . Ayrıca Allah Teala kendimizi ve neslimizi yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem azabından korumamızı emretmektedir. ( Tahrim, 66/6) İnancımıza göre iyilikleri fazla olan Müslümanlar cennete gireceklerdir. Orada sayısız nimetlere kavuşacaklardır. (Ra'd, 13/35; Saffat, 37/39-49) Kötülükleri fazla olan Müslümanlar ve kafir ve münafıklar ise cehenneme gidecekler, orada ölüm olmayacak (Ta-Ha, 20/74), ama sürekli acı bir azaba çarptırılacaklardır. ( Bakara, 2/ 7, 10, 90; Nisa, 4/56; Maide 5/ 73, 94, Mülk, 67/6-8 )

Hesap verme şuurunun yani Ahiret inancının hayatımıza yansımasının dünya ve ahiret hayatımız için sayılamayacak faydaları vardır. Öncelikle fert hayatına faydası şudur. Her şeyden önce Allah'ın yasakladığı fiiller, insana dünyada da zararlı olan fiillerdir. Örneğin Allah'ın yasakları denince ilk akla gelen içki, kumar, fuhuş, hırsızlık gibi kötülükler insana en başta dünya hayatında zarar veren fiillerdir. Ahiret inancına sahip olan kişi bu fiilleri işlediği takdirde Allah katında hesaba çekileceğini ve ceza çekeceğini düşünür. Dolayısıyla kimsenin görüp görmemesine bakmaksızın bu fiilleri işlemekten kaçınır. Kanunların kendisini mahkum edip edemeyeceğini düşünmez. Her şeyden önce Allah'ın kanunlarından çekinir ve hayatına ona göre çeki düzen verir. Bu dikkat ve duyarlılık onun düzenli bir hayata kavuşmasını sağlar. Aynı şekilde bu duygu ve düşünceye sahip olan insanlardan oluşan toplumlar huzurlu ve mutlu toplumlar olur. Ahirete imanın faydalarını ayrıca şöyle sıralayabiliriz.

1-Dünyada yaptığı her amelin, ahirette mutlaka -mükafat veya ceza olarak- karşılığı olacağına inanan bir kimse, yaptıklarına dikkat edecek; kötü davranışlarına pişman olacak ve iyi davranışlara yönelerek, dünyada huzurlu ve mutlu yaşayacaktır. Ahirete iman ve hesap korkusu, daima iyi insan olmaya yöneltecek; böylece, iyi insanlardan oluşan, birbirinin hakkına riayet eden, kötülüklerden sakınan insanlardan meydana gelen barış ve huzur toplumu oluşacaktır.

2- Peygamber Efendimiz; "Ağız tadını kaçıran ölümü çok hatırlayınız," (Tirmizi, Zühd, 4) buyurmaktadır. Ölümü ve ahireti hatırından çıkarmayan insan, elindeki varlığın(malın-mülkün) geçici olduğunu da bilecek ve sahip olduğu dünya servetini kendisi ve diğer insanların huzuru için kullanacak ve bunun kendisi için bir ahiret ve ebedi mutluluk vesilesi olduğunun şuurunda olacaktır. Bu şekilde bencillikten de kurtularak diğergam olacak ve toplumsal dayanışma gerçekleşecektir.

3- Dünyada nice kötülükler, zulümler ve haksızlıklar yapıp kanundan kaçan ya da farklı yollara başvurarak suçunu gizleyen kötü kimselerin yaptıklarının yanlarına asla kâr kalmayacağına inanan mazlumlar ve bütün bir toplum; daima huzursuz yaşamak yerine sabırla mücadele etmeyi tercih edecek ve ilahi adaletin ahirette mutlaka tecelli edeceği inancıyla rahat yaşayacaktır.

4-Ahirete inanmayan kimselerde yok olup gitme duygusunun, insanın ruh dünyasında büyük bunalımlara sebep olmaktadır. Halbuki, ölümü yok oluş değil; sonsuz hayata açılan bir kapı olarak bilen bir mü'min; -dünyada ne kadar maddi sıkıntı çekerse çeksin- yaşama sevincini asla kaybetmeyecektir. Üstelik bu sıkıntılara sabrettikçe, ahiretteki mükafatının daha da artacağını düşünerek huzur ve neşe içinde olacaktır. Dünyada her şeyin, varlığın da yokluğun da, bir ilahi sınav gereği olduğuna inanan kişi; varlıkta da yoklukta da şükrederek Allah'ın rızasını (dolayısıyla cenneti) kazandığını bilir. Sıkıntı, hastalık ve çileye sabretmenin günahlarına kefaret olacağına inandığı için -hedefi de, daima ahiret yurduna yatırım olduğundan, ahirete iman, çile ve musibetlere tahammül gücünü artırır.

Yorumlar
Personel Alımı ve Diğer İlanlar için Tıklayınız
SON DAKİKA HABERLERİ