Fatih KUT
Fatih KUT
fatihkut@yenikonya.com.tr

İslam Kardeşliği & Orman Yangınları & Sabırlı Olma Zamanı

07 Ağustos 2021, C.tesi günü eklendi.

Geçtiğimiz hafta gerek Konya'mızda gerekse ülkemizde çok üzücü olaylar meydan geldi. Konya'mızda Cuma günü 7 canımızı kaybettik. Dedeoğlu ailesine başsağlığı diliyorum. Çok zor bir durum gerçekten; kadın, çocuk, yaşlı demeden yapılan bu katliama kimse sessiz kalamaz. Dini, ırkı ne olursa olsun hiçbir kimsenin Allah'ın verdiği canı almaya hakkı yoktur. Bunu yapan caniye mutlaka ciddi anlamda cezası verilmelidir. Haberlerde bu olayın önceki on yıldır süren bir kavganın neticesi olduğu iki aile arasında ciddi bir husumetin olduğu belirtildi. Ancak olay daha olur olmaz bazı fitneciler bunun bir türk- kürt kavgası olduğunu söylediler. Amaçları tüm ülkede bu iki kardeş toplumun arasında fitne tohumları ekmek ve karşı karşıya getirmek. Bunu biliyoruz bu şer odaklarını da biliyoruz. Gerek devletimizin milletimizin yaklaşımı gerekse Dedeoğlu ailemiz sağduyulu yaklaşımı bu fitneyi ortadan kaldırmıştır. Ben iki tarafa da teşekkür ederim. Gelelim İslam kardeşliği meselesine: İslam kardeşliği efendimizin Mekke'den Medine'ye hicretinde çok önemli bir yer tutar. Muhacir olarak Medine'ye gelen Müslümanları karşılayan Ensar tüm dünyaya İslam kardeşliğinin nasıl olması gerektiğini göstermişlerdir. Bu kardeşlik örneğini onun için bu gün Müslümanların örnek alması gerekir. Türkler ve kürtler tarih boyunca kardeş olarak yaşamışlar ve yaşamaya devam edeceklerdir. Malazgirt meydan muharebesinde beraber savaşan yaklaşık bin yıldır hiç ayrılmayan bu kardeşliği bozmaya çalışanlara fırsat vermemek lazımdır.

 

Ülkemizde maalesef çok üzücü olaylar meydan gelmektedir. Bunların başında Orman yangınları yer almaktadır. Geçtiğimiz hafta otuzdan fazla ilimizde birçok farklı noktada başlayan bu yangınlar ülkemizin ciğerlerini, geleceğini yok etmektedir. Orman yangınlarında vefat eden kardeşlerimiz oldu onlara Allah'tan rahmet diliyorum, yaralı kardeşlerime acil şifalar diliyorum. Evlerini, ürünlerini kaybeden kardeşlerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Gün birlik günüdür. Bu günlerde beraber olmamız ve yaraları sarmamız gerekir. Yine bu olaylarda da fitne çıkarmaya çalışan, provoke etmeye çalışan kişiler mevcut ve çok yoğun algı yönetimi yapmaya çalışıyorlar. Bu gibilere de milletimiz fırsat vermeyecektir. Ben öyle görüyorum ki bu gibi olaylardan ülkemizi karıştırmak ve zayıf düşürmek için ellerinde geleni yapıyorlar. Bu ülke elimizden gitse ne yaparız Allah korusun. Onun için gün vatanımıza ve milletimize sahip çıkma zamandır. Bu vesile ile İçinde birçok canlının, hayvanların, kuşların bulunduğu, uzun yıllarda meydana gelen ormanlarımıza sahip çıkmak hepimizin görevidir. Bunun bilincinde olmak ve yangın, sel, deprem gibi afet durumlarında sabırla hareket etmemiz, taşkınlıktan uzak durmamız gerekir.

 

Peki nasıl sabretmemiz gerekir; rabbimiz bu konuda şöyle buyurur: "Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele. Onlar; başlarına bir musibet gelince, "Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah'a aidiz ve şüphesiz O'na döneceğiz” derler. İşte Rableri katından rahmet ve merhamet onlaradır. Doğru yola ulaştırılmış olanlar da işte bunlardır.”(Bakara,155–156)Sabır Müminin en önemli özelliklerinden biridir. Kur'ân-ı kerim'de Allah (cc) sabredenlerle yanında olduğunu haber vermektedir. Ancak sabır meskenet ve zillet demek değildir. Sabırla meskenet ve zilleti birbirinden ayırmak gerekir. Bu bakımdan her şeyden önce sabır kavramının iyi ve doğru tanınması gerekmektedir. Rasulullah (s.a.v.) ‘Sabır Aydınlıktır' buyurmuştur. Rasulullah (as)a, az sözle bir çok manayı ifade edebilme özelliği verilmiştir. O yüzden Peygamber Efendimizin, bu iki kelimelik mübarek sözleri ile de adeta binlerce hakikati ifade eder bizlere. Bu hadis halkımızın dilinde "Sabrın sonu selamettir” ifadesi ile atasözü haline getirilmiştir. En çetin imtihanlardan başarıyla çıkmayı sağlayacak bir anahtardır. Çünkü: Başa gelen musibetlerin, felaketlerin sıkıntılarından, bunalımlarından ancak sabırla çıkılabilir. İnsan bazen başına gelen musibetlerden öyle daralır ki içinde bulunduğu bu durumdan asla kurtulamayacağını zanneder. Halbuki başına gelen musibetlere karşı tahammül edebilen, karamsarlığa kapılmayan, bütün bunların, nihayet birer imtihan olduğunu düşünerek Yüce Yaratıcının takdirine teslimiyet gösterip sabredebilen kimseler, acıların, ümitsizliğin, sıkıntıların karanlıklarından kurtularak aydınlığa çıkarlar.

Tabii burada imanın büyük bir rolü vardır. Çünkü iman edenler, başlarına gelen musibetlerin birer imtihan olduğunu, bunlara sabrederek Cenab-ı Hakkın müjdelediği mükafatlara nail olacaklarını bilirler. Bundan dolayı hakiki müminlerin, başlarına gelen musibetlerin sebep olduğu acıların ve sıkıntıların karanlıklarından kurtulmaları daha kolaydır. İnsanın başına gelen musibetlerin ve felaketlerin vereceği acı ve sıkıntılardan daha beteri, günahların ve masiyetlerin zulmetidir. Allah etmesin, insan, nefsinin kötü arzularına yenilir de günahların içine düşer, masiyetlere dalarsa –kendisi farkında olmasa bile- korkunç bir karanlığın içine yuvarlanmış olur. Bu korkunç karanlığa düşmemek için sabır gerekir. Sabreden başarır. Hedeflenen güzel sonuçlara sabırla ulaşılır. Sabredenler kolay kolay kaybetmezler. Bu yüzden zafer de sabırla elde edilir. Sabredenler yaptıklarının karşılığına daima en güzel bir şekilde nail olurlar.Konuyu efendimizi bir hadisi ile bitirelim: Ebû Yahyâ Suheyb İbni Sinân radıyallahu anh'den rivâyet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:"Mü'minin durumu gıbta ve hayranlığa değer. Çünkü her hâli kendisi için bir hayır sebebidir. Böylesi bir özellik sadece mü'minde vardır: Sevinecek olsa, şükreder; bu onun için hayır olur. Başına bir belâ gelecek olsa, sabreder; bu da onun için hayır olur. (Müslim, Zühd 64)

Yorumlar
Personel Alımı ve Diğer İlanlar için Tıklayınız
SON DAKİKA HABERLERİ