Fatih KUT
Fatih KUT
fatihkut@yenikonya.com.tr

İslam’ı Yaşamak Ve Takva Ehli Olmak

02 Aralık 2020, Çarşamba günü eklendi.

İslam dini dinlerin en sonuncu ve en kâmil olanıdır. Peygamberlerin Allah tarafından aldığı emaneti topluma bildirmesi tebliğ etmesine genel anlamda din diyoruz. Bir insan bir dini kabul ettiğini söylediği zaman her şeyi ile onu kabul ettiğini ve yaşaması gerektiğini bilir. Efendimiz döneminde İslam'ı kabul eden insanlar neyi kabul ettiklerini çok iyi biliyorlardı. Onun için İslam'ı özlerine nakşettiler, bunun için bedel ödediler ve asr-ı saadet gibi bir dönemi yaşadılar. Bugünlere geldiğimizde ise Müslümanların İslam'ı yaşama konusunda durumunun çok vahim olduğunu görüyoruz. Kuranı kerimde İslam'ı yaşama ile ilgili 150 ye yakın yerde takva kelimesi geçmektedir. Takva kelimesi nedir oradan başlayalım: kelime olarak günahtan kaçınmak demektir. Bununla ilgili rabbimiz şöyle buyuruyor:'' Cennet de takvâ sahiplerine yaklaştırılır; (onlardan) uzakta olmayacaktır. İşte size vâdedilen cennet!Ki o, Allah'a yönelen, emirlerine riayet eden görmediği halde Rahman'dan korkan ve Allah'a yönelmiş bir kalp ile gelen kimselere mahsustur.''(Kaf,31-33) Allah o kuldan razı olur o kul Allah'tan razı olur. Emr-i bil maruf, nehy-i anil münkeri düzgün yapanın konuştuğunda lisanı, düşündüğünde kâlbi, baktığında gözü, yürüdüğünde ayağı olurum, buyuruyor Allah. Aksi oldu mu aynısını şeytan söylüyor. Yaratılan her şeyin bir kâlbi vardır. İmanın kâlbi de tasavvuftur, takvadır.

Şimdi takva yaşamak nasıl olur ona bakalım: Tevhidle meşgul olmayan kâlp ve gönüller ölüdür. Hazret-i Allah defalarca Kur'an-ı Kerim'de bize zikretmesini emrediyor. Aklı başında olana mutlaka ve mutlaka Allah'ı zikretmek farzdır. Ruhu Hakk'tan uzak olan bir insandan daha zavallı kimse var mı? Allah'ı zikretmemek için mutlaka aklı malül olacak. Malül demek mal hâlini almış bir deli. Çünkü bir şeyden sorumlu değil. Aklı olan nasıl olur da ruhunu, akıl ve fikir iradesini zikirden uzak tutar. Mümkün değil. Mutlaka insan çok sevdiği bir şeyi methederek çok tekrarda mutlaka çok büyük hayra nail olur. Belki bu nasihatlere nefsi emmare ile şeytan muhalif çıkar. Sakın o şeytani hastalıklardan uzak tut.Bir gün gelecek ki bu kelimeler ve nasihate çok büyük inananın da, inanmayanın da daha fazla ihtiyacı olacak. Çünkü sevdiğini Allah için, hoşlaştığını Allah için, nasihat ettin Allah için, dinlettin ve dinledin Allah için, anladın ve anlattın Allah için olduğu bir müddetçe hiç zerre kadar tereddüt ve sakıncan olmasın. Çünkü sen bütün irade ile ruh, kâlp ve kalıpla bu yola talip oldun mu, mutlaka böyle bir hak yolunu inanarak seçip de rızayi Hakk için izleyene Allah hayırlı etsin. Ve mübarek olsun. Bu böyle bir nimet ve mükafattır ki bunun karşılığını hak ile inanıp amel edenlere mükafatını Allah'tan başka kimsenin kuvveti yetmez. Ancak ve ancak fazlasıyla Allah her şey vermeye kadirdir. ihtikat ve ihlasına sağlam olarak bu yola devam et.

Şimdi yukarıda söylediğimiz gibi diyoruz ki zikretmek farzdır. Acaba hak ile Allah'a kul olan bir şahıs Allah'ı zikretmede kaybı ne. Bir kul Allah'ını zikredende iyi biliniz ki ruhu, kâlbi her çeşit kir ve pası temizleyerek inan ki ve yeter ki senin ihlasın ve ihtikadın sağlam olsun. Hak ile beş vakit farz olan namazlarını vaktinde eda edip diğer bir taraftan da doyulmayacak seni yaradan ve bütün Alemlerin Rabbi olan Allah'a gece-gündüz, akşam-sabah, yaz-kış, zikredersek bizim kaybımız ne olur? Allah ile meşgul olan bir kul hâliyle ne dünya için bir sıkıntı, ne de ahiret için bir azap olmaz. Sebebine gelince: Allah nurdur. Mutlaka ruh alemimizi kâlp alemimizi nurlandırır. Hele tembellik yapma takvaya çalış. O zaman kimseye sormak icap etmez. Günü gününe her şey senin kendinden tecelli eder. İşte ruh Hakk'la meşgul oldu mu Allah ve Resûlü ile boyanan ruh emin ol ki onlar diridir. İşte her ne kadar ilmi olursa olsun Mürşid-i Kâmil'in pençesine geçmezden ruh alemi ve kâlp alemi karanlıktır. Sebebine gelince: Müderris, müntehi, müçtehit dahi olsa ehlullahın arasında bulunmadığı bir müddetçe cığızlıktan, kıskançlıktan, enaniyetten, mürailikten, riyakârlıktan, havayı kibir ve gurur işte hakikatte takvadan uzak kalır. Böyle şeytani amellerden yakayı kurtaramaz. Onun için mutlaka bir kâmil mürşidin yanında olacaksın. Takva yaşamak o zaman daha güzel olur. Nice âlimler medrese hocalığını bırakıp bir mürşid-i kâmile talebe olmuşlardır. Hacı bayram veli hazretleri medreselerin aradığı o günün en üstün medrese hocalarından, ama o ne yaptı somuncu baba hazretlerine talebe oldu. Bunun örnekleri çoktur. Onun için islam'ı güzelce yaşamak için takva ehli olmak için bir öğretmene ihtiyaç vardır da zamanın mürşid-i kâmilidir. Onu bulup ona talebe olmak ne güzel. Rabbim bizlere o gibi güzel insanları Stanıyıp, onlara talebe olmayı ve takva ehli mümin olmayı nasip etsin inşallah. Âmin.

Yorumlar
Personel Alımı ve Diğer İlanlar için Tıklayınız
SON DAKİKA HABERLERİ