Yeni Konya Gazetesi - Günlük tarafsız siyasi gazete
Fatih KÜT
Fatih KÜT
fatihkut@yenikonya.com.tr

İslam’ın Ekonomik Hayata Getirdiği Ticari Ve Ahlaki Prensipler -2-

02 Mart 2019, C.tesi günü eklendi. Font boyutu:

6- Müşteri Kızıştırmamak

Çoğunlukla malın fiyat ve sürümünü arttırmaya yönelik bir hîle şeklinde ortaya çıkan neceş; bu yönüyle haksız rekabet çeşitlerinden biri sayılmaktadır. Şöyle ki, bir pazarlık esnasında satıcı ile anlaşmalı olan üçüncü bir kişi (veya kişiler) sanki alıcıymış gibi devreye girerek gerçek müşterinin verdiğinden daha yüksek bir fiyat teklif etmek suretiyle onu yanıltır. Böylece talip olduğu malı başkasına kaptırmak istemeyen ilk teklif sahibi ister istemez daha yüksek meblağ ödemek zorunda kalabilmektedir. Bu durum pazarlık halindeyken olabileceği gibi akdin kesinleşmesinden sonra da vuku bulabilmektedir.

İşte serbest rekabet ortamını zedeleyip haksız rekabete yol açan, kardeşlik ilişkilerini zedeleyen ve bir rantiye sınıfı oluşturarak tüketicinin zarar görmesine zemin hazırlayan bu tür muameleler Hz. Peygamber tarafından yasaklanmış; "Bir malı alıyor görünerek kıymetini (değerini) artırmayınız” Buhârî, Büyû: 60

"Neceş yapmayın. Bir kimse kardeşinin pazarlığı üzerine pazarlık yapmasın”( Buhârî, Büyû, 58)gibi hadislerle Müslüman tüccarın bu tür olumsuz davranışlardan sakınması gerektiği vurgulanmıştır.

7- Piyasaya Arz Edilmeden Önce Dışarıdan Malları Karşılayarak Üretici ve Tüketicilere Zarar Vermemek:

İslâm dini karaborsayı yasakladığı gibi, fiyatların sun'î olarak yükselmesine sebep olan simsarlığı da yasaklamıştır.

Hz. Peygamber (s.a.v.), şehre dışardan mal getirenlerin yolda karşılanarak ellerindekinin ucuza kapatılmasını menetmiş; böylelikle üretici ve tüketicilerin zarar görmelerini önlemiştir. Bir hadislerinde: "Şehirli, köylü adına satış yapmasın. İnsanları kendi hallerine bırakın, Allah onları birbirlerinden rızıklandırır” (Tirmizi, Büyû, 17-18) buyurmuştur.

8- Ticari İşlemlerin Kayıt Altına Alınması:

Ticari hayatta görülen kötü ilişkilerin ve olumsuz sonuçların nedenlerinden biri de tarafların antlaşma maddelerini açıklıkla yazmamalarıdır. İslâm, ölçü ve tartıda dürüst davranılmasını, taraflar arasında iyi niyet ve güvenin kurulmasını istemekle beraber; alış veriş ve borçlanma işlemlerinin yazılmasını da tavsiye etmiştir: Kur'an-ı Kerim'de:

"Ey inananlar, belli bir süreye kadar birbirinize borçlandığınız zaman onu yazın”” buyrulması, ticari işlemlerin kayıt altına alınmasının önemine işaret etmektedir.

O halde Müslüman işadamının (tüccarın) kişisel menfaatlerini düşünüp koruması onun en doğal hakkı olmakla beraber; özgürlüklerinden, yasal ve doğal haklarından yararlanırken, başkalarına zarar vermekten de kaçınması gereklidir. Ayrıca, hak ettiğinden daha fazlasını kazanmaya talip olmamalı, işçilerinin haklarını tam ve zamanında ödemeli ve müşterilerine de makul fiyattan mal satmalıdır. İş ilişkilerinde dürüst olmalı, yanıltıcı ve aldatıcı reklam kampanyalarından sakınmalı, verdiği sözü tutmalıdır. Ekonomik gücünü bir baskı ve tahakküm aracı olarak kullanmamalıdır. Kısacası Müslüman bir iş ve ticaret adamı her şeyiyle emniyet ve güven insanı olmalıdır.

Bu yazı 672 kez okundu.
Yorumlar

Yazarın tüm yazılarını görmek için tıklayınız!

KÖŞE YAZARLARI
SON DAKİKA HABERLERİ