Tarihi Şuur Ve Yeni Lozan

Cumhuriyet tarihimizin en önemli anlaşması olan Lozan'ı bugüne kadar ne konuşabildik, ne sorgulayabildik nede ders çıkarabildik. Evet her anlaşmayı kendi şartları içerisinde değerlendirmek gerekiyor lakin o süreçte değerlendirdiğimizde bile tecrübesiz, cesaretsiz ve öngörüsüz bir heyetin Lozan'a imza attığını ve o heyeti yönlendirenlerinde aynı şekilde olduğunu görüyoruz. Sahada kazandıklarımızı bir çok anlaşmada olduğu gibi masada kaybetmişiz. "Bin yıllık devlet tecrübemiz var” derken birilerinin sadece Cumhuriyet tarihini alıp, geçmişi yok sayarcasına "Lozan bir Zaferdir” demeleri doğaldır. Tarihi şuur yoksa ve geçmişi hatırlamayan, yok sayan bir fikriniz varsa evet belki de bir zaferdir Lozan. Bu anlaşmayı kimlerin yaptığına değil, sonuçlarını iyi okumak ve hatalarımızı bakmalıyız. Yaz Gündemi programımda konuğum Tarihçi- Yazar Yılmaz Altunsoy beyin "Lozan'da kaybedilen sadece toprak değildi, bu anlaşmayla biz özgüvenimizi de kaybettik” tespiti çok önemli. Dış politikada günümüzde yaşadığımız birçok sorunun temelinde Lozan var. Bu özgüvensizliği daha yeni yeni atabiliyoruz üzerimizden. Batı'nın ve ABD'nin her dediğine boyun eğen bir politikadan, uluslararası toplantılarda bildiği doğruları korkusuzca haykırabilecek konuma geldik. Onun için Erdoğan "Dünya 5'ten büyüktür” diyebiliyor, onun için Çavuşoğlu Fransız siyasetçilere haddini bildirebiliyor, onun için S-400 füzelerini alabiliyor. Eğer tarihi Cumhuriyetle birlikte sıfırlar ve o psikolojide yürürseniz Batı'ya eyvallah demek kimileri için doğru olabilir. Şayet bin yıllık tarihimizi görenler asla buna boyun eğmez. Lozan eğer Abdulhamit döneminde yaşanacak bir dayatma olsaydı bugün ne Kerkük-Musul, ne adalar, ne Kıbrıs, nede Suriye meseleleri olmayacaktı. Filistin hür, Mısır istikrarlı olacak, Irak kan gölüne dönmeyecekti. Çünkü geçmişi köklü devletler kolay kolay boyun eğmez, kolay kolay hata yapmazlar. Lozan'da biraz direnebilseydik sadece biz değil Misak-ı Milli sınırları içinde kalan tüm topraklar huzur içinde olacaktı. Bugün çevremizde yaşadığımız sorunlara karşı Bin yıllık bir bakış açısı ve devlet geleneğinin verdiği özgüvenle bakmak zorundayız. Kıbrıs'la, Suriye ile Kuzey Irak'la ve adalarla ilgili bize yeni bir Lozan'ı dayatmak isteyebilirler. Ancak bu dönemde unutmamaları gereken şu var; Masada Bin yıllık tarihini unutmadan, özgüveni yerinde, tecrübeli ve öngörülü ve her şeyden önemlisi kefenini yanına alan devlet adamları ve kocaman bir millet olacak. Eyvallah…


Yazarın Diğer Yazıları