Yeni Konya Gazetesi - Günlük tarafsız siyasi gazete
İsmail Detseli
İsmail Detseli
ismaildetseli@yenikonya.com.tr

Ben Şerbetliyim -3-

25 Haziran 2019, Salı günü eklendi. Font boyutu:

Yılan Merhum dayının koluna sarılmış sıkıyor bıraksın diye dayımda onun boğazını sıkınca hayvan mecbur kolunu sıkmayı bırakıyormuş. Durumu fark eden kaynanam bunu yanlarından kovalayıp uzaklaştırmış odunları satmışlar tam köye dönüş hazırlığındalar yanlarına iki polis ve dayım çıkıp gelmişler. Polisler bu adamın yakını akrabası var mı? Rahmetli kaynanam benim gardaşım olur demiş bu insanların üzerine yılan salıp korkutuyor bu yılanı elinden al bunu karakola götüreceğiz hakkında şikayet var deyince kaynanam siz alın cesaretiniz var ise ben yılandan korkarım nasıl alayım demiş. Sonra polisler dayının ablasına adeta yalvarmışlar kadın Allah aşkına bu adamı buradan uzaklaştır gitsin yılanın yüzü soğuk herkes korkuyor bizim başımızı belaya sokmayın der yılanı dayım polislere doğru salıyormuş onlarda kaçıyorlarmış en sonunda ablası onu kolundan tutup götürmüşte polislerde rahat nefes almışlar.

Dayıma sorardım dayı seni neden bu zehirli haşereler ve yılanlar sokmaz ısırmaz derdim yeğen ben şerbetliyim onlar beni ısırıp soksalar kendileri mutlaka ölürler benim kanım şerbetli derdi nasıl şerbetli ise.

Bu haşere ve yılanlardan bizim yöremizde zehirli olan akrep ve yılanlardan olduğu gibi hiç zararsızları da var idi misal o kadar keneler ve sakırgalar (yavsı) olurdu bunların sokmasından yada ısırmasından hiç adam öldüğünü duymazdık. Babam merhum anlatmıştı bir arkadaşı varmış 8-10 yaşlarında iken arazide analarının tarlada çalıştığı bir zamanda bunlarda bir kenarda toprakla oynuyorlarmış. Bir yılanın yakınlardaki bir dileğe girdiğini görmüşler. Arkadaşı o yılanın girdiği deliğe birkaç defa elini sokup yılanı tutmak istemiş. Yaşı küçük olunca onun zararlı olacağını bilememiş çocuğun parmağını yılan ısırmış oda acı ile elini dışarı çekmiş ve babama gardaşlık bak yılana parmağımı öpüyor demiş.

Orada bulunanlar koşmuşlar hemen telaşla yılanı öldürmüşler ama birkaç dakika için çocuk morarmış vasıta yok bilinçli bir kişi yok insanların vah tühleri arasında 3- 4 saat içersinde çocuk ölüvermiş. İşte bilinmiyor kocaman yılanlar zehirli olmuyor bu yarım metre uzunluğunda ki yılanın ısırması ile çocuk öldü derdi babam merhum. Allah onlara rahmet eylesin. Aslında bu zararlı haşerelerin zehirlemesi, sokması, ısırması için uygulanan tedavi yöntemleri çok anlatılırdı ve yaşardık ilerlemiş yaşamımız içinde. Eskiden öğretmenler köy imamları ve bir Köy Baytarları kırık çıkıkçılar bu tedavi usullerini ve bu yaratıkların zehrine karşı panzehirini çok iyi uygular ve % doksan başarılı olurlardı zaten vasıtasızlık ve imkânsızlıklar kırsal kesimde o kişilerden faydalanmayı mecbur kılardı.

Köyümüzün eski öğretmenlerinden Hasan Efendi (1905) doğumlu merhumun yeğeninden dinlediğim bir anıyı anlatarak yazıma son vereceğim. 1925 li yıllarda merhum Öğretmen Hasan Efendi Aksarayın Sarıyahşi ilçesinde öğretmenlik yapıyor ilçeden sevilen sayılan bir bilge Şeyh varmış öğretmeninde bulunduğu bir toplumda sohbet ederlerken panikle bir adam gelir ve babasını Döy (çok büyük bir Akrep Cinsi) soktu yetişin bir çare der. Isırılan adam rengi değişmiş mosmor olmuş yanlarındadır. Şeyh gayet sakin telaşlanmayın birkaç tane canlı tavuk getirin der tavuklar gelir Şeyh Efendi Tavuğun Makatını Isırılan yere Dayayıp Tavuğun boğazını sıkar bırakır. Birinci tavuk anında ölür. Hemen ikinci tavuğu ayni usulle Yine yaranın üzerine basar ikinci tavuk da anında ölür üçüncü tavuğu ayni yapar oda hemen ölür Dördüncü tavuk sersemler ama ölmez tedavi tamam der Şeyh ve kesinlikle ölecek olan Döy, ün soktuğu kişi iyileşir. İşte bu gün insanların emerek zehri vücuttan çıkarmak istemesi benim aklıma o tavukla tedaviyi getiriyor. Aslında Hasan hoca merhumun şunu da söylediğini anlattı yeğeni insanların zehri emerek alması belki faydalı olur ama dermiş Şeyh şayet zehri emen kişinin ağzında çürük dişi var ise veya başka bir ağız ve dudak hastalığı var ise o emen kişinin ölümüne sebep olur diye uyarırmış. İşte böyle tedavi usulleri ile büyüdük bizler şimdi bilgili doktorlar ve teknolojik imkânlar sayesinde bunlara hacet kalmadı ama ben geçmiş hatırlatayım dedim Allah muhafaza etsin şayet imkansız bir yerde böyle bir durumla karılaşanlara bilgi olsun derim. Allah devletimize milletimize zeval vermesin vatanımız mahşere kadar payidar kalsın. Selam ve dua ile

Bu yazı 664 kez okundu.
Yorumlar

Yazarın tüm yazılarını görmek için tıklayınız!

KÖŞE YAZARLARI
SON DAKİKA HABERLERİ