ADIM ADIM KONYA

Yurdumun her köşesini, cennet vatanımın her bölgesini adım adım gezmek, tarihi ve kültürel mirasları bizzat müşahede etmek, yapılan hizmetleri yerinde görmek için fırsat buldukça gezmek gerekir. Bu cümleden olarak Çarşamba günü bir grup gönül dostu, Mevlana İlköğretimdeki emekli öğretmen arkadaşlarla aynı zamanda her ay toplanıp hatim yaptığımız gönül erleriyle; Bozkır, Hadim, Taşkent, Mavi Tünel, Çağlayan, Aygırdibi şelalelerini gezmek ve Sorkun tahin imalathanesinde dostlarla sohbet etme imkanı bulduk.

Konya; Bozkır, Hadim, Taşkent'e kadar ulaşım bölünmüş yollarla sağlanıyor. Bölünmüş yolların belediye sınırları içinde kalan bölümlerindeki orta refüjler ağaçlandırılmış, çiçeklerle donatılmış.

İlk durağımız Bozkır Sarıoğlan'dı. Söğütlerin süslediği bir kahvaltı salonunda, şırıl şırıl akan suyun, insana haz veren sesiyle Sarıoğlan'ın yiğit insanlarıyla muhabbet ederek sabah çorbalarımızı yudumladık. Söğütlerin ve suyun verdiği serinlik, yol yorgunluğumuzu giderdi. Suyun içinde alabalıkların oynaşması cana can katıyordu. Sohbet olunca, çay, olmazsa olmazlardandır.

Kuşça köyünün içinden geçerek Mavi Tünele doğru yolumuza devam ettik. Yoğun bir çalışma gördük. İş makinaları harıl harıl çalışıyor. Bir tarafta yol çalışmaları, diğer tarafta Mavi tüneli bitirme çabaları. Gidip görmeyen, yerinde oturarak laf üretenlerin mutlaka görmelerini tavsiye ederim. Mavi tünelden akan suyun o kuvvetini görünce; "Allah, devlete millete zeval vermesin” demeden edemedim. Rabbimin bu nimeti karşısında gözyaşlarımı tutamadım. Yalnız bendeniz değil, tüm arkadaşlarım aynı duyguyu yaşadı. Akan su, bir otobüsü devirecek güçte. Konya'ya içme suyu temin ediliyor. Daha tribünlerden birisi çalışıyor. Üçü de çalışınca, ne kadar çok su temin edileceğini hesap edin. Bunca zamandır bitmemesine hak verdim. Zira dağları delmek, vadileri bu hale getirmek, o kadar kolay bir olay değil.

Yeşiller içinde bir güzelliğe şahit olduk. Çağlayan, yeşiller içinde, tüm insanlarımızın, şehrin, kalabalığın, boğucu yaz sıcağının sıkan havasından kurtulup, kendilerini Çağlayandaki akarsu kenarına bırakıyorlar. Tabir yerindeyse dünya cennetinden bir köşe. Bozkır'ın bütün yerleşim yerleri, cana can katıyor. Dere kasabası, ayrı bir sükunet yeri.

Sorkun tahin imalathanesine tahin imaliyle ilgili gerekli bilgileri alıp, resimlerle görüntüledikten sonra imalathane sahibiyle tatlı sohbetin ardından, taze tahin ve köpük ikramından sonra Aygırdibi şelalelerinde uğrak verdik. İyi ki uğramışız. Epey kalabalık vardı. Halk, serinlemek için gelmiş. Ekibimizle akan suyun kulaklara fısıldadığı musiki nağmeleri altında biraz olsun nefes alma imkanına kavuştuk.

Taşkent'e de uğramak gerekti. Zira bu havaliye gelip de Taşkent'i ihmal etmek olmazdı. Belediye başkanını makamında ziyaret edip, kısa bir çay sohbetinin ardından birlikte resim çekinip, hatıralarımızı not ettik. Pirler Kondu Oteli karşısındaki bahçede püfür püfür esen ağaçların altında sıcağın verdiği yorgunluk ve bıkkınlıktan kurtulma fırsatı bulduk. Her yöremizin insanında değişik bir özellik ve değişik bir sohbet güzelliği var. Taşkent'te de böyle insanlarla karşılaştık. İkindi namazlarımızı kılıp yola revan olmamız gerekti.

Gelmişken Eğitse deresini, buradaki çalışmaları, viyadükleri görmemek olmazdı. Burada da yoğun bir çalışma gördük. O, tehlikelerle dolu, kazaya davetiye çıkaran virajlı ve yokuşllarla yolculuğu çekilmez kılan yer, zaman açısından kısalacağı gibi, virajları da bitirip, tehlikeleri sonlandıracak! Daha çok iş var. fakat merhum Erbakan hocamızın şu sözü hala kulaklarımda; "İnanç ve azim, tekeden süt çıkartır”. Evet, tekrar ediyorum, Allah devletimize, milletimize zeval vermesin. Allah, kıymet bilenlerden eylesin.

Mavi Tünel

Tarihten gelen bir hatıra,

Ata armağanı sıra sıra,

Yıllar var ki hayalleri süsler,

Öyle bir su ki, dünyayı besler.

Görmeyen anlamaz bu hizmeti,

Bilmeyen kavramaz bu rahmeti.

Her bölümden can suyu çıkar,

Öyle bir akış ki, her şeyi paklar.

Dağlar arasında kıvrım kıvrım,

Cennet gibi benim yurdum.

 


Yazarın Diğer Yazıları