HANGİ BİRİNİ YAZAYIM?

ÖTV zamları aşağı çekilince hayalinde otomobil almak olan insanlar sevinmişlerdi. Çünkü fiyat ucuzlayacaktı. Bilhassa sıfır otomobil almak kolaylaşacaktı. Bunun için harekete geçen vatandaşlar bayilere hücum etti. Ama o da ne? Bayilerde raba yok. Sıraya alıyorlar fakat sıra da göstermelik; "sen 1. Sıradasın, ay sonuna kadar arabanı teslim ederiz. Önden bize şu kadar kaparo vereceksin” buraya kadar normal. Adam her denen şeyi yapıyor. Beklemeye başlıyor. Ara sıra bayiye telefon açıyor durumu öğrenmek için, bayiden ses yok. Telefona çıkan yok. Bir de öğreniyor ki, bu 1. Sıradaki vatandaş hala 1. Sırada olduğunu sanıyor. Meğer başkaları istenen kaporanın kat kat fazlasını vermiş, ön sırayı kapmış! Kotalar çaıklanmadı diyor, halbuki kotalar açıklanalı bir hafta olmuş. Şimdi bu insana yapılana ne dersiniz? Bu araba bayiine veya bayilerine hangi sıfatı verirsiniz? Bundan önce hangi araba bayiine giderseniz, istediğiniz sıfır arabayı anında alır gelirdiniz. Her hangi bir sorun olmazdı.

Gıda fiyatlarındaki enflasyon da işin bir başka cephesi. Üreticiden tüketiciye gelinceye kadar arada dünya kadar fiyat farkı oluşuyor. Böyle bir durumda üretici, emeği para etmediği için isyan ediyor. Üretici dertli, tüketici dertli. Bu dengesizlikler, bu aşırı fiyatlar insanlara zulüm değil mi? Bunun adı doğruluk olabilir mi?

Okullar açıldı diye ev sahiplerinin ev kiralarına % 100'ü aşan zam uygulamaları! Bunu bana birileri izah etsin. Bu durumu fırsat bilen özel yurtlar da aynı zulmü yapıyorlar! Öğrenciler ne yapacak? Nerede barınacak? Onlara kim elini uzatacak?

"İş yok” diyorlar. "kendi işini kur, devlet, iş kurmak isteyene destek veriyor. Böylece daha çok ve daha iyi kazanırsın. Kendi işinin patronu olur, başkalarının ağız kokusunu çekmezsin” deyince "ben riske girmem, devlet işinde çalışacağım.” Deyip, alnını ve aklını terletmekten kaçınıyor. Devlet işine girince de; "Bu parayla çalışır mı?” mızırdanmasıyla başkaldırıyor.

Ülkeye hizmet hileyle mi olur? İnsan sevgisi, insanlara sahtekârlık yapmakla, onların emeklerini sömürmekle mi yerine getirilir? Kur'an'ın neresinde böyle bir yanlış var? "Emir olunduğun gibi dosdoğru ol” diyen Rabbimize karşı hangi yüzle çıkacak böyle sahtekârlar?

  1. var, salgında işimiz bozuldu diye hayıflananlar olmadı mı? Bu salgını bahane edip müşterilerin emdiği sütü burunlarından getiren hilekâr tacirlerimizin yatacak yeri yok mezarda.

Sakın; "Müslümanım” falan demesin bu hilekârlar. Müslümanlığın "M” si bile yok. İslam'ın "İ” sinden haberleri bulunmamaktadır.

Lafa geldi mi mangalda kül bırakmazlar. Hele bir konuşmaya başlasınlar adamların ağzından bal akar. Dinleyenler ister istemez mest olur. Tabir yerindeyse insanı bayar. Elinde, avucunda ne varsa veresi gelir. Sohbet ortamında onun sözünü dinlemek isteyenler adeta birbiriyle yarışır. Söz ustasıdır, edebiyatı, tatlı dili iyi kullanır. Felsefe yapmakta üstüne yoktur. Giyimi, kuşamı güzeldir. Nasıl olsa etrafında kendine hayran bir kitle de var! Herkes ondan sitayişle bahseder. Parası pulu da var. Millet zaten paraya pula, okuduğu okula tamah eder.

Ortada böyle hilekâr ve sahtekârlar olduğu sürece bu salgın biter, bir başkası başlar. Asıl salgın beyinlerde! Kendimize çeki düzen vermedikçe, aklımızı başımıza almadıkça, olduğumuz gibi görünmedikçe, ticaretimizde, sosyal ilişkilerimizde dürüst olmadıkça… iki yakamız bir araya gelmeyecek.

Az Bulunuyor!

 

Gezsen kâinatı bulurum diye,

Ruhu temiz duran az bulunuyor,

Sohbetle derdini alırım diye,

Gönüllere giren az bulunuyor!

 

Hakka ibadettir halka hizmetler,

Kur'an içindeki nice hikmetler,

Allah'ın lütfudur güzel nimetler,

Gerçekleri gören az bulunuyor!

 

Kılık ve kıyafet adam etmiyor,

Şölen ve ziyafet lezzet katmıyor,

Maskeli tavırlar özde tutmuyor,

Sevdiğini saran az bulunuyor!

 

Rabtan uzak kalan tefekkür bilmez,

Masivaya dalan tezekkür bilmez,

Kula nankör olan teşekkür bilmez,

Kalbi Hakka varan az bulunuyor!

 

Leyla'yı bulanlar Mecnunu bilir,

Müslüman olanlar mahbubu bulur,

Nefsini bilenler Rabbini bilir,

Hakikate eren az bulunuyor!

Yazarın Diğer Yazıları