MANKURTLAR (2)

Toplumun çok büyük kesimi kendini, kendi geçmişini unutmuş, kendi değerlerine sırt dönmüş, kendi kendini inkar etmiş durumdadır. İnsanların beynindeki bilgi merkezinin tamamen boşaltıldığını sanmanız için yeteri kadar neden vardır. Mankurtlaştırılanların hafızası işkence ile boşaltılmıştı. Günümüzdekiler ise oldukça komplike yöntemlerle bu hale getirilmişlerdir. Elbette bu çağdaş mankurtların kafalarına deve derisi geçirilmedi. Fakat onlara öyle gözlükler takıldı ki, tamamen efendilerinin gözüyle görüyorlar. Onlar gibi düşünüyor, onlar gibi hissediyorlar.

Fikir, düşünceye zemin hazırlayan ortamdır. Fikir; akılla olur. Aklı olanın; fikri olması, fikri olanın da düşünmesi şarttır. Hani bir söz vardır; "Okumadan alim, yazmadan katip” deriz. Buna uygun şekilde; "Fikirsiz düşünenler” tabiri de günümüze uyarlanabilir.

Fikirde; olaylara objektif yaklaşım, insanları eşit görmek, her şeyde adaleti göz önünde tutmak, sabırla, azimle, gayretle ve imanla birlikte hareket etmek gerekir. Okumayan, eline hiçbir kitap, dergi almamış insanların düşünmesi mümkün değildir. Böyle düşünenlere; fikirsiz düşünenler denir.

Günümüzde bunlardan var mı? Hem de kıyamet gibi.. nereye dönseniz bunları görürsünüz. Hele büyük büyük gazetelerde bunların sayısı daha da fazladır. Fikri olmadığı için, sağa sola saldırırlar. Önüne geleni kapar, ardına geleni teperler. Köşelerini saldırıya ayırırlar. Onlara göre; ülkeye hizmet; vatan millet Sakarya cinsinden bir lükstür. Fikirsiz düşünce sahipleri, fikirsizlere göre aydındır. Bunlar memlekete şekil vermeye, hükümet kurup, hükümet yıkmaya, sistemi kontrol etmeye kendilerini görevli sayarlar.

Fikirsiz düşünenler; beyinlerin içini okumayı, olmamış şeyleri olmuş gibi göstermeyi, insanları karalamayı, hayal kurmayı pek severler. Fikirsiz düşünenler, adından da anlaşılacağı gibi, fikirleri olmadığı için; hizmet sözünden; kışkırtmayı, diyalog sözünden; laikliğin elden gideceğini, anayasayı değiştirelim sözünden; rejimin elden gideceği, Atatürk ilke ve inkılaplarına neşter vurulacağını, ülkenin İran'a döneceğini, kadınların kara çarşafa bürüneceğini, cumhuriyetin gidip krallığın geleceğini, zorla herkese dini uygulama yapılacağını.... anlarlar.

Fikirsizler; kendi beceriksizliklerini başkalarına yamamaya kalkarlar. Fikirsizlerle tartışmaya girmek, boşuna zaman kaybıdır. Onlarla diyalog içine girmeye çalışmak, deveye hendek atlatmak kadar zordur. Fikirsizler; demokrasiyi, insan haklarını, hukukun üstünlüğünü, halkı, halkın tercihlerini.... kabul etmezler. Dayatmadan, zorbalıktan, kaba kuvvetten, darbeden... medet umarlar.

Fikirsiz düşünenlere, fikirsizler demek de olasıdır. Fikirsizler, dini kendilerine uydurmaya çalışırlar! İnandığınız gibi yaşamazsanız, yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız! Yani yaşantınızı din haline getirirsiniz. Zaten problem burada! Şöyle piyasaya çıkıp sorsanız; herkes Müslüman, herkes medeni, herkes çağdaş, herkes demokrat!... ama uygulamaya gelince samimi olanların sayısı çok aza iner!

Fikirsizlere göre; terörün bitmesi için diyaloga gerek yok. Dağa çıkmışlarsa dağda kalsınlar! İstihbarat yetkililerinin gidip de onlarla görüşmesi, teröre teslim olmaktır!

Fikirsizlere göre; demokratik açılım diye bir şey kabul edilemez. Bu, ülkenin bölünmesi, üniter yapının bozulması anlamına gelir!

Fikrini kullanmayanlar için; Allah sadece Türk'ün Allah'ıdır! O, yalnızca Türk'ü korumalıdır! Türk olmayanlara yaşama hakkı tanınmamalıdır! Yeryüzünde Türk olmayanlarla diyaloga girmek vahşettir!

Yine fikirsiz düşünenler veya fikrini kullanmayanlara göre; ana dilde eğitim demek sadece Türkçe eğitim demektir! bunun dışında kalan, ana dili; Kürtçe, Lazca, Zazaca, Ermenice, Çerkesçe, Arapça…olanlara bu fırsat verilmemelidir! Dolayısıyla ezan bile Türkçe okunmalıdır fikirsizlerin anlayışına göre! Dahası namaz sure ve duaları namaz içinde dahi Türkçe telaffuz edilmelidir!

Böylesine mantığa sahip olanlara göre terör önlenecek öyle mi? O vakit barış sağlanacak, kucaklaşma olacak mı diyorsunuz? Daha çok beklersiniz!

Necip Fazıl merhum, Sakarya Türküsü'nde; "Yokuşlarda Susamak” tabirini kullanır.

Evet, Türkiye'yi durmadan yokuşlarda susatmak, sıkıntı üstüne sıkıntı verdirmek, attığı taşın ileri gitmemesi için her türlü oyunu oynamak, akla hayale gelmeyen ayak oyunları içinde olmak, yalanı, hileyi, iftirayı, masum insanları karalamayı marifet saymak… gibi daha sayamayacağım bir çok numaralarla kündeye getirmek, pes ettirmek istiyorlar!

Kurtuluş savaşında cennet vatanın kurtulması, esarete boyun eğmemesi için can siperane gayret gösteren atalarımız, imanın verdiği güzellikle pes etmedi! 250 Kg'lik mermiyi manevi güçle topun ağzına verdi ve düşmanın gemisini batırdı!

Daha 15'indeki çocuklar, okullarından cepheye giderek; "vatan elden gitmesin, bu cennet yurda namahrem eli değmesin de ben ya şehit, ya da gazi olayım” anlayışıyla savaşa gülerek gitti!

Annelerimiz, yavrularının başına kına yakarak savaşa, vatan savunmasına gönderdi kınalı kuzularını!

Fatma Bacılar, Şerife Bacılar, Nene Hatunlar, Sütçü İmamlar, Şehit Kamiller…iman yurdu, İslam yurdu, cennet vatanın düşman eline, hainlere, Haçlı sürülerine, Ermeni palikaryalarına peşkeş çekilmemesi için, çocuğunun üstüne örtmesi gereken battaniyeyi, ıslanmasın diye mermilerin üstüne örten, Fransız gavurunun, başı örtülü bacımın örtüsünü açmak için yaptığı hakaretlere tahammül edemeyerek kahramanlık destanı yazan, gavur bayrağını Türk kalesinde dalgalandırmamak için ölümü göze alan yiğitlerimiz, atalarımız, büyüklerimiz, eli öpülesi değerli vatanseverler, saygıyla eğildiğim ve duadan eksik etmediğim şehitlerimizin mücadelelerini bir kenara atabilir miyiz?

Bu yapılanları; "Türkiye ilerlemesin, yeter ki kaos olsun, şehitlerden bana ne, ben rantıma bakarım” diyerek o şehitlerimizin kemiklerini sızlatmaya hakkımız var mı?

Haçlılar, durmuyor! Misyonerler, Siyonistler… bizim özümüzü çürütmek, İslami hassasiye Onların hilelerini biliyoruz! Biliyoruz da ne gibi tedbir alıyoruz? Neler yapıyoruz? Nasıl bir yol izliyoruz?

Onların hilelerini biliyoruz! Biliyoruz da ne gibi tedbir alıyoruz? Neler yapıyoruz? Nasıl bir yol izliyoruz?


Yazarın Diğer Yazıları