PEYGAMBERSİZ İSLAM, PEYGAMBERSİZ DİN OLMAZ

Rebiu'l Evvel 11, 1440. Yani sevgililer sevgilisi Hz. Peygamber efendimizin doğumu. Bu akşam; bu mübarek insanın, rol model değerin, sevgililer sevgilisi, âlemlere rahmet ve müjdeci olarak gönderilen kâinatın serveri peygamberimiz Hz. Muhammed Sallallahü aleyhi ve sellemin doğduğu gün!

Peygamberler, dünyayı değiştiren, bozuk düzeni rayına oturtan, hakkı tanımayanlara hakkı tanıtan, huzuru, sevgiyi, barışı, kardeşliği, hak düzeni tesis eden… insanlığın önderleridir. Allah'ımızın ilahi mesajlarını insanlığa tebliğ eden emin ve güvenilir insanlardır.

"La ilahe illallah” ifadesi, ilk insan ve ilk peygamberden itibaren dünyaya haykırılmıştır. O zamandan bu tarafa 124.000 veya 224.000 peygamber gelip geçmiştir. Yani tüm peygamberlerin en asli görevi; "tevhit” anlayışıdır.

"Sen, Ahmed-ü Mahmud-u Muhammed'sin Efendim

Hak'tan bize, Sultan-ı Müeyyedsin Efendim!” (Şeyh Galip)

 

"Müjdecim, kurtarıcım, Efendim, Peygamberim,

Sana uymayan ölçü, hayat olsa teperim!” (Necip Fazıl Kısakürek)

 

"Düşünün, ben ne büyük bir rütbeye tutkuluyum,

Çünkü O'nun kulunun kölesinin kuluyum.” (Necip Fazıl Kısakürek)

 

"Peygamber size ne verdiyse onu alın, neyi de yasak ettiyse ondan vaz geçin.” (Haşr/ 7)

Şiirler böyle yazıyor, Kur'an bunları diyor! İyi de, şiirlerde mi kalacak bu güzellikler? Ayetler, Kur'an'a mı hapsolacak? Peygamberimizin ve tüm peygamberlerin hayatını, mücadelelerini okuyup; "ah ne güzel etmişler, ne de iyi mücadele içine girmişler…” diyerek dost meclislerinde, arkadaş toplantılarında, konferanslarda, panellerde, televizyon programlarında öylesine mi izleyip, vakit öldüreceğiz? Hiç kalbimiz titremeyecek mi? hiç sol yanımızda kıpırtı olmayacak mı?

Mevlid kandilinde camiler doldu taştı. Kur'an okundu, mevlitler dinledik, peygamberimize naatlar terennüm edildi. Ama akşam bitince her şey bitecek, evli evine, köylü köyüne gidecek! Yine trafikteki magandalar, magandalığını sürdürecek, yine kadına şiddet devam edecek, yine kul hakkı yenecek, yine dünyada, terör, kan, gözyaşı sürecek! "Hz. Peygamberi seviyorum” sözleri, "peygamberlere canım feda” nutukları dilimizin ucunda kalacak, derine inip bizi adam etmeyecek!

Bu gün bakıyoruz peygamberleri devre dışı bırakan bir akım söz konusu! "ben, Kur'an'ı kendin anlarım, kendim çözerim, başkasına ihtiyacım yok, peygamberler postacı…” diyenler var. Kur'an'daki; "düşünmez misiniz? İfadesini hepimiz anlarız. Ama namazın nasıl kılınacağını, kaç rekat kılınacağını, peygamberimiz açıklamıştır. Kur'an'da, şaraptan söz edilir; rakıdan, votkadan, biradan…söz edilmez. "Bana Kur'an yeter, ben Kur'an'a bakarak yolumu bulurum” diyenlere göre şarap dışındakilerin yasak olmaması lazım. Şarabın yasaklığının sebebi; aklı giderdiği, düşünceyi felç ettiği içindir. "Düşünmez misiniz?” ilkesine uyarak diğerleri de aklı gideriyor, düşünceyi felç ediyor. Peygamberimiz bunun için; "çoğu sarhoşluk verenin, azı da haramdır” diyor. Eğer peygamber olmasaydı, bunu nasıl bilecektik? Daha buna benzer çok örnekler var.

Eğer güzelliklerden nasip alsaydık, bugün dünya böyle olmazdı. Eğer Kur'an'a, sevgili peygamberimize uysak, onu rehber alsaydık, terör biter, Müslüman Müslümana kurşun atmazdı.

 

Ey Nebi!

Asr-ı saadet, ne mübarek zamandı,

Adalet, sevgi, muhabbet vardı,

Sahabi seni dinler, sana uyardı.

O günleri çok arıyorum ey Nebi!

 

Peygambersiz İslam icat ettiler,

Sünneti, hadisi düşman ilan ettiler,

Kur'an'ın özünü bozup, talan ettiler.

Sana şikayetim var ey Nebi!

 

Ensar, Muhacir duygusunu yitirdik,

Hicreti, fetih şuurunu bitirdik,

Ümmet ruhunu götürdük.

İyi Mümin olamadık ey Nebi!

 

Sen; "namaz gözümün nuru” diyordun,

Ümmetine bu duyguyu veriyordun,

Namaz kılana cenneti öneriyordun,

Namazsız ümmetin var ey Nebi!

 

Kutsal gecelerde ağladık durduk,

Senin adına hurafeler uydurduk,

Kurana kılıflar bulduk, kudurduk.

İslam'ı özünden saptıran var ey Nebi!

 

Cemaati camilere hapsettik,

Orucu Ramazana hasrettik,

Zekat şuurunu hepten katlettik.

Bozuk Müslüman olduk ey Nebi!


Yazarın Diğer Yazıları