Yiğitler Bitmez!

Tarih boyu; yiğitler, memleket sevdalıları, bayrak, ezan, Kur'an, iman âşıklarının sayısı eksik olmamıştır! Bu duygularla şehadete güle güle, koşa koşa gitmişler, namerde tenezzül etmemişler, üç günlük dünya için fırıldak olmamışlarıdr. Her zaman; Hakkı, hakikati, dürüstlüğü yeğlemişler ve halkın gönlünde taht kurmuşlardır.

Yiğitlerle yoğrulmuş vatan toprağımız. Yiğitlerle dolmuş bu ülke sathımız. Ölümü; "Şeb-i Arus” kılmış kara bahtımız. Bunun için millet yiğitlerini bağrına basar. Bu yüzden yiğitler ölmez.

Evet 25 Mart 2009 tarihinde bir yiğidimizi, bir vatan evladımızı; vatan hainleri, millet ve hak düşmanları helikopter kazası süsü vererek şehit ettiler!

Mamak Cezaevi'nde 17 numaralı hücrede kalan Ahmet Ercüment Gedikli'nin hapishanedeki en yakın komşusu 15 numaralı hücrede kalan BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'ydu. Bir hücrede kalanın başka hücredeki mahkûmla konuşması yasak olduğu için Gedikli ile Yazıcıoğlu, pek fazla sohbet etme ve bir araya gelme imkanı bulamamış. Bunu yaptıklarında ise dayak yemişler. Gedikli o günleri ise şöyle dile getiriyor:

-"Muhsin Yazıcıoğlu ile o dönemler tanışıyorduk ama çok fazla samimiyetimiz yoktu. Ben 17 numaralı hücrede, Yazıcıoğlu ise 15 numaralı hücrede kalıyordu. Aramızda bir hücre vardı yani. Yazıcıoğlu ile cezaevinde pek konuşma imkânımız olmadı. Çünkü bir hücredekinin diğer hücredeki ile konuşması yasaktı. Buna rağmen zaman zaman konuşurduk, yakalandığımızda ise dayak yerdik." Askeri idarenin elindeki Mamak Cezaevi'nde günün 24 saatinin dayak ve işkence ile geçtiğini söyleyen Gedikli, hem ülkücülerin, hem solcuların bu eziyetlerden payını aldığını kaydetti. Gedikli, cezaevinde geçirdiği yılları şöyle anlattı: "Mamak Cezaevi'nde 5 yılım hücrede geçti. Tek kişilik hücrede 4 kişi kalıyorduk. Hücrede 3 solcu ile birlikte kaldım. Mamak'ta her dakika sıkıntı yaşanıyordu. Bazen arkadaşlarla kendi aramızda, 'bir insan bu şartlarda nasıl dayanır' diye konuşuyoruz. 2 metrelik hücrede 4 kişi kalıyor, kavga edecek yer bile yok. Mamak şartları hakkında çok şeyler yazıldı, çizildi. Günün 24 saati işkence ile geçiyordu. Hem ülkücüler hem sol görüşlüler işkence gördü. Hücreler böyleydi ama koğuşlar da bundan farklı değildi. 20 kişilik koğuşlarda 90 kişi kalıyordu. Yatacak yatak, alacak nefes, içecek su yok. Üstüne üstük dayak ve işkence. Ben idam bekleyen bir mahkumum ve babam da bir subaydı. Babam cezaevinde beni ziyarete gelirdi ve askerler albay olan babamı sıraya sokardı".

Dostlar Tanıdım!

Dostlar içinde dostlar tanıdım

Kalpleri güzel, ruhları güzel,

Cana can katan ahbap tanıdım

Manası güzel, davası güzel,

Her birerleri ruh âleminde

Ölümü öldüren hak deminde

Dostlar içinde dostlar tanıdım

Dünyayı beş paraya satmışlar

Maddeyi bir kenara atmışlar

Şekil yoktur o demde serapa

Gözyaşı durmaz akar turaba

Gözlerinde aşkı muhabbet var

Özlerinde şevki Muhammed var

Dostlar içinde dostlar tanıdım...


Yazarın Diğer Yazıları