Zil Çaldı, Haydi Okula

Yeni bir eğitim- öğretime adım atıldı.  Okullar, yeni müfredatla ders başı yaptı. Hayırlara vesile olmasını cenabı Hak'tan niyaz ediyorum. 

Zil çaldı haydi okula. Bu sözü çok duyduk öğrenciliğimizde. Her zil çalış; derse girmek, dersten çıkmak demektir. Zil; disipline alıştırır, zamanında hareket etmeyi öğretir. 

Okumak üç türlü; dilin okuması, kalbin okuması, beynin okuması. Dilin okuması; kıraat, kalbin okuması; tilavet, beynin okuması; tefekkür. Bunlardan biri eksik olursa okuma yerine varmıyor! Bizlerin hatası da burada başlıyor. Okumayı eksik yapıyoruz, hatta hiç yapmıyor ve okumuyoruz. Yani ilk ve önemli bir emri, çok kıymetli bir ibadeti yapmıyoruz! Bu yüzden İslam ülkelerinin iki yakası bir araya gelmiyor. Bunun için, hep Müslümanların kanı akıyor!

En çok hataya düştüğümüz, en fazla kendimizi aldattığımız konudur okuma. Sevgililer sevgilisi Hz. Peygamberimizi, "okuma bilmem” dediği için Cebrail'in sıkması, bunu üç kez tekrar etmesi ve her seferinde sıkıştırmayı artırması bize bir şey anlatmaz mı? 

Vahiy gelmeden önce Hz. Peygamber efendimizin, Hıra ğarasına çekilip tefekkür etmesini ne ile izah ederiz? Bundan bir anlam çıkarmamalı mıyız? 

 

Hz. İbrahim babası Azer'e demişti ki;

"Sen, putları tanrı mı ediniyorsun? Doğrusu ben, seni ve kavmini açık bir sapıklık içinde görüyorum.”( En'am/74)

"Böylece biz, İbrahim'e göklerin ve yerin melekütunu (Muhteşem varlıklarını) gösteriyorduk ki, kesin inananlardan olsun.” (En'am/75)

"Üzerine gece bastırınca, bir yıldız gördü; "Rabbim budur” dedi. Yıldız batınca da; "ben, batanları sevmem” dedi.” (En'am/ 76)

"Ay'ı doğarken gördü, "Rabbim budur” dedi. O da batınca; "yemin ederim ki, Rabbim bana doğru yolu göstermeseydi, elbette sapıklığa düşen topluluktan olurdum” dedi.” (En'am/77)

"Güneşi doğarken görünce; "Rabbim budur, bu, hepsinden büyük” dedi. O da batınca dedi ki; "Ey kavmim! Ben, sizin (Allah2a) ortak koştuğunuz şeylerden uzağım.” (En'am/ 78)

"ben yüzümü tamamen, gökleri ve yeri yoktan var edene çevirdim ve artık ben asla Allah'a ortak koşanlardan değilim.” (En'am/79)  

Yani Hz. İbrahim, burada okumanın üç türünü de kullanıyor. 

Bu fakir de;

 

 

 

Kaybettik!

 

Dilarayı zayettik,

Dilrubaya aybettik,

Hiç dilşad olamadık,

İrfanımız kaybettik!

 

Gülzarlarda har olduk,

Yüzsüzlere yar olduk,

Yarana ağyar olduk,

İz'anımız kaybettik!

 

Musa'ları bilmedik,

İsa'ları bulmadık,

Sevgiliye varmadık,

İhlasımız kaybettik!

 

Dil kıraat almadı,

Kalp tilavet kılmadı,

Düşünceye dalmadı,

Tefekkürü kaybettik! Der. 

 

Son dörtlükte, dil, kıraat etmeyince, kalp tilavete yanaşmaz. Kalp tilavete yanaşmayınca düşünce olmaz ve dolayısıyla tefekkürden mahrum oluruz. 

 

Zil, okul hayatında çaldığı gibi yaşadığımız hayat için de mevcut. Gün gelecek zil çalacak, ecel bitecek. Yine zil çalacak, tekrar dirileceğiz. Adeta yatağımızdan kalkar gibi, sabah uyanır gibi! Zil çalacak; "sınav bitti, herkes kalem, kâğıdı bıraksın" denecek. Bu durumda artık sonuçları öğrenmek için bekleyeceğiz! 

Rabbim; doğru okumayı, doğru anlamayı, anladığını hayatına ve topluma yansıtmayı lütfeylesin. 


Yazarın Diğer Yazıları