SOROSLAR TOROSLARA UĞRAR MI?

"Fransa'daki Sarı Yelek Fırtınasından bize ne?” demeyin.

"Onlar Gezi'de karşımızda oldular, oh olsun” diye düşünmeyin.

"Bu Avrupa'nın sorunu, bize bulaşmaz” şeklinde fikir yürütmeyin.

Arap Baharı'nı anladığımızda iş işten geçmişti. Faturasını çok ağır ödedik. Ödemeye de devam ediyoruz.

Sarı Yelek eylemlerini kim planladı? Amaçları ne? Bir sonraki kurbanları hangi ülke?

Bunu anlayabilmek için dünyanın gittiği noktaya iyice odaklanmak gerekir.

Dünya 2010'dan buyana farklı bir çizgiye doğru yol alıyor. Güç dengesinin batıdan doğuya doğru kaydığını herkes biliyor. İkinci Dünya Savaşı galiplerinin kurduğu sistem stop etti.

Ortadoğu'da yaktıkları ateş dairesel olarak komşu ülkelerden başlamak üzere tüm dünyayı yakmaya başladı. Dünyada dengelerin Ortadoğu merkezli kurulduğunun herkes farkında. Dengeyi bozmak istediğinizde de, kurmak istediğinizde de dokunacağınız yer Ortadoğu.

İngiltere'nin Avrupa Birliğinden ayrılması…

Merkel'in "sonraki dönem ben yokum” demesi…

Macron'un "Avrupa kendi ordusunu kurmalı” şeklindeki cümleleri…

Erdoğan'ın baştan beri "dünya beşten büyüktür” haykırışları…

Putin'in " Rusya'nın içinde olmadığı bir denklem düşünülemez” türündeki politikaları….

Tüm bunlar, dünya orkestrasında bir akortsuzluğa işaret ediyor. Her enstrümandan ayrı bir ses çıkıyor. Şef çok rahatsız.

Siz Dünyada meydana gelen değişimlere kafa yormaya devam edin. Biz Türkiye'ye dönelim.

Önümüzde bir seçim var. Birileri seçimde kullanılacak muhalif argümanlar üzerinde mühendislik çalışmaları yapmaya başladı bile…

Bunlardan biri hiç şüphesiz sosyal medya. 30 yıllık bir medya mensubu olarak akıllı telefonlar üzerinden bireysel veya toplu olarak yapılan mesajlaşma şekline sosyal medya denmesini içime sindiremiyorum. Buna biz medya diyemeyiz. Kontv haber müdürü Ahmet Akbıyık'ın ifadesiyle önüne "sosyal” kelimesi de konulamaz. İnsanları asosyal hale getiren, bireyselleştiren, yalnızlaştıran, toplumdan uzaklaştıran bir uygulamanın neresi "sosyal” olabilir ki… Hiçbir kurumsal yapısı olmayan, hukuki sorumluluğu bulunmayan, herkesin ağzına geleni yazdığı, aklına geleni yayınladığı bir saçmalığa nasıl "medya” diyebiliriz. Olsa olsa bunun adı "asosyal zırva” olabilir. Benim kerhen sosyal medya tabirini kullandığımı bilmenizi isterim.

Adını ne korsak koyalım, bir hakikat var. O hakikat de bu seçimlerde bu silahın çokça kullanılacak olması. AK Parti bu tehlikenin farkında olarak ağırlıklı olarak seçim kampanyasını "sosyal medya” üzerine bina edeceğini açıkladı. Yeterli mi? Değil.

Hangi partiden olursa olsun herkesin bu tehlikeye dikkat etmesi gerekiyor. Daha şimdiden videolarla, yazılarla, fotoğraflarla, karikatürlerle şer kusmaya başladılar bile. Oyumuzu hangi partiye verirsek verelim, insanımızın asil duyguları ile, kültürü ile, ahlakı ile oynamaya çalışanlara fırsat vermemeliyiz. Aksi halde tüm güzel değerlerimizi kaybederiz. Değerlerini kaybeden bir toplum çabuk savrulur. Özetle, Soroslardan gelen sarı fırtınayı Toroslara uğratmamamız gerekiyor.

Kemal Kılıçdaroğlu'nun Almanya temasları size neyi hatırlatıyor?

Türkiye'nin üç büyükleri olarak bilinen futbol takımlarının içerisinde bulunduğu durum size normal geliyor mu?

Artan işsizlik üzerinden kitleleri harekete geçirme niyetlerinden haberiniz var mı?

Üniversitelerde derinden derine ne tür çalışmaların yapıldığını biliyor musunuz?

Küskün de olsa hala cebinde AK Parti kimliği taşıyanları kullanılarak yeni bir siyasi oluşum (ayrışım) düşünüldüğünü duydunuz mu?

Ekonomik daralmadan en çok etkilenen küçük esnaf, sanayici ve çiftçiler üzerinden bazı çalışmalar yapıldığı kulağınıza geldi mi?

Yeni asgari ücretin, fitili ateşlemek üzere kullanılabileceği şeklinde bir duyum aldınız mı?

Tüm bunları sizin de aklınıza gelebilecek senaryolarla (aslında gerçekler) zenginleştirebilirsiniz.

Vakit, Soroslar Toroslara uğramadan tedbir alma vakti.


Yazarın Diğer Yazıları