Reklam
Yeni Konya Gazetesi - Günlük tarafsız siyasi gazete
Recep Öğütçü
Recep Öğütçü
recepogutcu@yenikonya.com.tr

Sigaranın Düşündürdükleri

13 Şubat 2019, Çarşamba günü eklendi. Font boyutu:

On beşinci asrın sonunda Amerika'nın keşfinden ve oradan tütünün Avrupa'ya ve Osmanlı topraklarına getirilmesinden itibaren sigara, hem İslam ulemasının hem de iktidarların hep gündeminde olmuştur. Sigara özellikle İslam ulemasını ve sağlık uzmanlarını çok meşgul etmiştir. Tarihte Padişah Dördüncü Murat, sigara içenlere en sert tavır alan, yaptırımlarda bulunan padişahtır. Öyle ki sigara içene idam cezası vermiştir. Ulema arasında da sigara hep ihtilaf konusu olmuş, kimileri haram, kimileri mekruh, kimileri de Kur'an da hadislerde açık delil yok diyerek mubah görmüştür. Çoğunluk ulema, "sigara içmek tahrimen (harama yakın) mekruh” demiştir. İsraf ve sağlığa zarar noktasından ele alarak haram diyenler de vardır. Biz de bu görüşteyiz, kişinin sağlığına ve ekonomik durumuna göre fetva değişir. Henüz sağlıklı ve ekonomik durumu iyi insan için mekruh olurken, sağlığı bozulmuş, doktorun içmesini kesinlikle yasakladığı ve bütçesi de zorda olan bir insan için sigara kesinlikle haramdır. Çünkü hasta olanın bile bile içmesi bir çeşit intihardır.

Sağlık uzmanlarının ortak görüşü ki, başta akciğer kanseri olmak üzere bütün kanser türlerinin, birçok kalp-damar hastalıklarının baş sebebi sigaradır. İçerisinde dört bin çeşit zararlı madde vardır. Kalp krizlerini tetikleyen, kanı kirleten ve oksijen dolaşımını önleyen bu sigara illeti içildikçe devletin sağlık harcamaları kar topu gibi artmaktadır. Devlet koruyucu hekimliğe harcayacağı paranın on katını sigara sebebiyle hasta olanları tedavi için harcamaktadır. İşte sigara ile mücadele o yüzden önemlidir ve bir koruyucu hekimliktir. Bu mücadelede devlet bir taş ile onlarca kuş vurmaktadır. Emin olun, sigara içenlerin azalması oranında hastaneler boşalacak, memurun ve işçinin iş verimi artacak, ölüm yaşları yükselecek, insanlar uzun yıllar birilerine bağımlı yaşamayacak ve poşet poşet ilaçlar içmeyecek, ölenler ayakta ölecektir. Ölüme çare yoktur, zira ölüm mukadderdir.

Hikmet-i Hüda insan melek gibi yaratılmamıştır. Nefsani ve şehevi duyguları ve arzuları vardır, şerre ve kötü alışkanlıklara meyillidir, şeytanın tuzağına her an düşebilmektedir. Dinin de temel amacı, insanı şeytanın tuzağından uzak tutmak ve uyarmaktır. Başta eğitim olmak üzere belli yasaklar ve yaptırımlar insanı kötü alışkanlıklardan alıkoyabilecektir. Dolayısıyla insan sağlığının en büyük düşmanı sigara ve tütün mamüllerinin kullanılmaması için eğitimin yanında yaptırım şarttır. Bir kısım insanlar ancak cezadan anlar, cezadan korkar. Uyarmak her zaman faydalıdır. Rabbimiz, "Ey Habibim, sen hatırlatmaya devam et, hatırlatmak mü'minlere fayda verir” buyurur.

Cumhuriyet döneminde hiçbir hükümet AK Parti Hükümetleri kadar sigara ile mücadele etmemiştir. İktidar adeta sigaraya savaş açmıştır. Doğru da yapmıştır. Çünkü hükümetler halkın sağlığını da, ekonomisini de düşünmek zorundadır. Nasıl ki sağlığı bozulan insanları Hükümet tedavi etmek zorundaysa, koruyucu hekimlik adına sigara içimini önlemek için tedbirler almak da hükümetin görevidir. Bu önlemler özgürlüklerin kısıtlanması anlamına gelmez.

Evet, sigara sağlığın da, ev huzurunun da düşmanıdır. Bir yandan insanın bütçesini kemirirken, evin huzurunu kaçırırken, geçimini zora sokarken, bir yandan da başta içenin olmak üzere aile fertlerinin sağlığına zarar vermektedir. Onlarca hastalığa kapı açmaktadır.

Evet, geçmiş yıllarda koruyucu hekimlik çerçevesinde bu Hükümet kapalı alanlarda sigara içimini yasaklamış, para cezaları getirmiş, sigara içme oranını ve çevreye zararını kısmen aşağıya çekmiştir. Özellikle pasif içici dediğimiz, içmediği halde sigara dumanına maruz kalanlar korunmuş, akciğer hastalıklarını kısmen azaltmıştır. Market ve büfelerde sigara reyonları arka bölümlere, görünmez kısımlara alınmış, on sekiz yaş altına sigara satılması yasaklanmıştır. Bu da faydalı olmuştur. Kahvehanelerde, arabalarda sigara içilmez olmuş, kafelerde sigara içmek için özel kapalı ve açık alanlar ayrılmıştır. Burada büyük mesafe de alınmıştır. Ama alınacak daha çok mesafe vardır. Ceza uygulamasında bazı tavizleri, bazı görmezden gelmeleri, bazı lakayıtlıkları görüyoruz. Bu günlerde daha sıkı denetimlerin geleceğini öğrendik. Ebette cezalar caydırıcıdır, ama yeterli değildir. Eğitime ağırlık verilmelidir. Okullarımızda sağlık bilgisi derslerinde sigaranın zararları sürekli işlenmelidir. Camilerimizde hocalarımız, vaaz ve hutbelerde sık sık bu konuya değinmelidir.

Evet, sigara paketlerinin üzerinde "sigara öldürür” diye yazmaktadır. İçenler de zararının farkındadır. Ama irade zayıflığı, bağımlılık gibi sebeplerle içmeye devam ediyorlar. Madem ki içeni bıraktırmak zor, içmeyenleri korumak, uzak tutmak daha doğrudur ve kolaydır.

Gençler sigaraya nasıl alışır? Başta sosyal çevre, gençleri sigaraya özendirmektedir. Sigara içen babalar-anneler, doktorlar, hocalar, öğretmenler de kötü örnek olmaktadır.

Bu günlerde Diyanet İşleri Başkanlığımız çok isabetli şekilde sigara içen imamları hacca ve umreye göndermeme kararı aldı. Buna ek olarak imamlık kadrolarına eleman alınırken sigara içmeme şartı konulmalıdır. Örnek olması gereken bir diyanet görevlisinin en azından harama yakın mekruh olduğu söylenen sigarayı içmesi elbette yanlıştır. Sigaranın haram olduğunu söyleyen alimlerimiz de vardır. Haram işleyen bir imamın arkasında namaz kılmak caizdir ama hiç doğru değildir. Evet, topluma ve gençlere örnek olacak doktorlar ve öğretmenler de sigara içmemelidir. Öğretmenler de sigara içmeyenlerden seçilmelidir. Öğretmen sigara içmezse öğrencisine "sigara içme yavrum, zararlıdır” diyebilecektir.

Teşvik edici ve caydırıcı olmak için gerekirse sigara içmeyen kamu görevlileri ikramiye ile ödüllendirilmelidir. Artık mülakat sınavlarında sigara da dikkate alınmalıdır. Gülünü seven dikenine katlanmalı, sigara içen kamu görevine alınmayarak cezasını çekmelidir.

 

Bu yazı 449 kez okundu.
Yorumlar

Yazarın tüm yazılarını görmek için tıklayınız!

KÖŞE YAZARLARI
SON DAKİKA HABERLERİ