13. Asırda Konya’da Hayat

1258 senesinde Bağdat'ı işgal eden Moğollar, kısa süre sonra Suriye, Kafkasya ve Anadolu'yu ele geçirdiler. Yalnız Anadolu kısmen de olsa biraz daha rahat bir yaşantı içerisindeydi. Bunu bilen Horosan ve İran alimleri Anadolu'ya göç ettiler. Bu göçler sayesinde Anadolu, ilmi ve kültürel bakımdan çok gelişmiştir. 

Bu gelişmede aslan payını Büyük Selçuklu Devleti'nin kurucusu Selçuk Bey'in torunları olan Türkiye Selçuklu Devleti dolayısıyla başkent Konya almıştır. 

Yunanlılar tarafından "İkonion” isminde kurulan şehir  en parlak dönemini Türkiye Selçuklularına başkentlik yaptığı dönemde yaşamıştır. Alaeddin Keykubat döneminde Alaeddin Tepesi'nin çevresi güçlendirilmiş surlarla çevrilmiş bu sur içine cami, medrese, çarşı, tekke, hankah, kervansaray, zaviye ve hanlar yaptırılmıştır. Moğol zulmünden kaçan ilim adamları, âlimler, zanaatkarlar ve devlet adamları bu sur içinde yaşamaktaydılar .

Bu asırda Konya'da iki tür esnaf bulunmaktaydı. İğdişbaşı liderliğinde vatandaşın ihtiyaçlarını karşılayan hacegan, tüccarlar ehl-i muhterife yani sanat erbabı olarak isimlendiriliyordu. Birde belli başlı alanlarda sanat icra eden, kuralları ve düsturu olan ahiler bulunuyordu. 

Türklerin fethedip başkent yaptığı her şehir gibi Konya'da da sosyal anlamda iki unsur bulunuyordu. Bunlar, siyasi iktidar sahibi Müslüman Türkler ve genelde zannaat, tarım ve ticaretle iştigal eden Gayri Müslimlerdir. 

Müslüman olmayan topluluklardan cizye ve haraç vergileri alınırdı. Frenkler devlete paralı askerlik yapar, Ermeniler kasaplık ve hizmetçilikle uğraşır, Rumlar hizmetçilik, çiftçilik, amelelik ve askerlikle hizmet eder, Yahudiler ise meyhane işletirlerdi. 

Müslüman Türklerin asıl mesleği ise devlet yönetiminde idarecilikti. Bunun yanında Türkler tarım, hayvancılık ve zanaat meslekleriyle de uğraşmıştır. 

Konya merkezli Selçuklu Türk Devleti, Hanefi mezhebinden Sünni bir devlettir. İzzettin Keykavus'un daveti üzerine meşhur alim İbn-i Arabi önce Selçuklu şehzade yetiştirme merkezi olan Malatya'ya gelmiş daha sonra Konya'da ilim ve irşat vazifesine devam etmiştir. Malatya'da doğan Sadrettin Konevi'nin üvey babası olan İbni Arabi başkent Konya'ya Sadrettin Konevi Hazretleriyle gelmiştir. İbni Arabi ve Sadrettin Konevi meşhur ve büyük âlimlerdendir. Bunun yanında Konya'yı dünyaya tanıtan Mevlana Hazretlerinin babası da Necmeddin Kübra Hazretlerinin talebesi olan Bahaeddin Veled'dir . Sultan Veled'de Moğol zulmünden dolayı önce Malatya'ya daha sonra Sultanlar şehri Konya'ya gelmiştir. Ve Mevlana Hazretlerinin Mevlevilik öğretileri sadece Müslümanları değil gayri müslimleri hatta Moğol kafirlerini dahi etkilemiştir. Özellikle idareci ve esnafların başucu kitabı Mevlana'nın eserleri olmuştur. Ahiliğin temelini oluşturan alim Sühreverdi, Abbasi Halifesi tarafından Alaeddin Keykubat'a elçi olarak gönderilmiş İslami omurgayla nasıl esnaflık yapılır hususunda gayret sarf etmiştir . Ve tabi Türk esnaf teşkilatlanmasının kurucusu meşhur alim Ahi Evran'da Konya'da bulunmuştur. 

Sadece bir kaçını zikrettiğim bu alimler İslam coğrafyasında söz sahibi meşhur kimselerdi. Evet, Moğol zulmünden Anadolu'ya gelmişler fakat Anadolu'dan üç kıtaya hükmedecek bir devletin Osmanlı Türk Devleti'nin tohumlarını ekmişlerdir. 

Kelam, fıkıh, felsefe, hadis, fen ve dini bilimler Konya medreselerinde okutulmaktaydı. Bu medreselerin bir kısmı Mevlana Hazretlerinin ders verdiği Atabekiyye Medresesi, İplikçi Medresesi, Lala Ruzbe Medresesi, Pamukçular Medresesi, Gühertaş Medresesi, Sırçalı ve Nalıncı Medreseleridir .

Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin kaleme aldığı "Mesnevi”, İbn-i Bibi'nin eseri "Selçukname”, Ahmet Eflaki'nin "Menakibü'l Arifin” isimli eserleri Sultanlar Şehri Konya'da yazılmıştır.  


Yazarın Diğer Yazıları