Bir Türkler Bir de Dolar Gördüğü Yeri Unutmaz

Her sene Ramazan-ı Şerif'in başlangıcından sonuna kadar Filistin topraklarını işgal eden İsrail Devleti 2021 Ramazan ayında da yine aynı hainliği sergiledi. İsrail Devleti diyorum çünkü 14 Mayıs 1948 tarihinde işgalci Yahudiler, Katil İsrail Devleti'nin kurulduğunu ilan ettiler. O sırada C.H.P.'nin Başbakanı Prof. Dr. Hasan Saka, Katil İsrail Devleti'ni tanıyan ilk müslüman ülke olma ayıbını bu ülkeye yaşattı.

Kültür araştırmacısı olarak C.H.P.'nin müslüman Türk milletine rağmen aldığı bu kararı okuyucuların vicdanına bırakıyor başlıkta belirttiğim konuya dönmek istiyorum.

Evet, bir Türkler bir de dolar gördüğü yeri unutmaz yazdım. Doların çıktığı her rakamdan sonra düşse bile tekrar o rakamı bulduğunu az çok piyasa ile ilgilenenler bilir. Doları işin içine karıştırma sebebim başlıktan dolayı yazı ilgi çekerde makalem daha çok kitleye ulaşır düşüncesidir.

Peki ya Türkler? Neyi görmüş, nasıl unutmamış somut misallerle izah etmeye çalışayım.

 

İSTANBUL SURLARI KAÇ TARİHİNDE HANGİ KAVİMDEN KORUNMAK İÇİN YAPILDI?

 

Kavimler göçünü duymuşsunuzdur. Başrolde Kazakistan bozkırlarından çıkıp Güney Rusya'daki devletçikleri yıkıp İtalya'ya kadar hâkimiyet kuran Hun devleti vardır[1] . Avrupa Hunları olarak isimlendirilen bu devletin başında Uldız (Yıldız) Han bulunuyordu[2] . Bizans tahtında ise ikinci Thedosyus bulunuyordu. Uldız 410 yılında Trakya'nın tamamını almıştır ve " Güneş ışıklarının uzandığı yere kadar her tarafı zapt etmeye muktedirim ” demiştir[3]. Uldız'ın ağır baskısı ile yerlerinden olan milletler Avrupa içlerine doğru kaçmaya başladı ve Doğu Roma'yı da tehdit etti. Thedosyus gittikçe artan tehlike karşısında İstanbul'u korumak amacıyla şehrin içinde kalan surları üç dört yıl gibi kısa süre zarfında içi su dolu hendeklerle bugün ki haline getirmişti[4]. Daha sonra sahneye Attila'nın amcası Kral Rua çıkıyor. 430 yıllarında Roma'yı 350 libre altın vergiye bağlayıp Tuna nehri civarını alıyor. Sonra Oğuz Türklerinden olan Avrupa Hun İmparatoru Attila sahnede. Bizans'ın vergisini iki katına yani 700 libre altına çıkarıyor. Kostolaç, Belgrad, Mitroviça, Niş şehirlerini alan Attila Niğbolu, Sofya, Bulgaristan, Filibe, Silistre, Edirne, Lüleburgaz, Gelibolu, Büyükçekmece'yi aldıktan sonra İstanbul'u ve kendisinden korkulduğu için yaptırılan devasa surları karşısında görüyor.

O zamanlar Batı Roma'nın yöneticisi ve en büyük genarali Flavyus Aetios ve Papa 1. Leon'un araya girmesiyle şu şartlarda sulh oluyor :

1. Bizans'ın Türklere ödeyeceği yıllık vergi üç katına çıkacak.

2. Harp tazminatı olarak ayrıca 6.000 altın verilecek

3. General Flavyus Aetios'un oğlu Karpilion Attila'ya rehin bırakılacak[5] .

 

Bu korku Bizans'a 1006 sene yetecekti. Attila Bizans'ın nefesini kestiğinde tarih 447 yıllarını gösteriyordu. 1006 sene sonra 1453 senesinde yine bir Oğuz olan Fatih Sultan Mehmet Han, Attila'nın bıraktığı "kızıl elma”nın peşinde o surları imanı ve zekâsıyla 21 yaşında yıktı ve İstanbul'u Türk İslam yurdu yaptı.

Bu birinci anekdot. Gelelim ikincisine.

 

KUDÜS'Ü FETHEDEN İLK OĞUZ TÜRK'Ü : MELİKÜ'L MUAZZAM ATSIZ BEY

 

Oğuz soyundan olan Büyük Selçuklu Devleti'nin Fatımilere karşı açıkça savaşa girişmeden evvel öncü gruplar halinde Suriye ve Filistin'e yerleştikleri bilinmektedir. Malumunuz 1040 senesinden itibaren Anadolu'da bulunan Türkler 1071 senesinde Sultan Alparslan ile birlikte Anadolu'nun neredeyse tamamını Türk yurdu yapmışlardır. 1071'de ordularımızla Anadolu'ya girmiş 1075'te İznik'i alıp 1080'de başkent yapmıştık. İşte 1071 yıllarında Anadolu'da fetih hareketleriyle uğraşırken Selçuklu Devleti'ne tabi olan Türkmen beyi Melikü'l Muazzam Atsız Bey Suriye, Filistin ve Kudüs'ü fethetti. Selçuklu Sultanlığı adına hutbe okuttu[6]. Yirmi sekiz sene Kudüs Selçuklu Türkleri' nin hâkimiyetinde kaldı. Bu süre zarfında Şia mezhebinin hâkim olduğu bu topraklara ehlisünnet itikadının hâkim olması için muhtelif medreseler yaptırıldı. Birçok âlim Selçuklunun hoşgörü ve âlimlere verdiği değer neticesinde Kudüs'e akın etti.

1516 senesinde Oğuz Türklerinden Yavuz Sultan Selim Han, Atsız Bey'in bıraktığı "kızıl elma”nın peşinde Kudüs'ü tekrar aldı ve Kur'an-ı Kerim'de "kanlı belde” olarak geçen kutsal mekânımız 1917 senesine kadar 501 yıl huzur, refah ve sükûnet içinde idare olundu.

 

ÇIKARACAĞIMIZ DERS

 

Sizlere Attila'nın İstanbul önlerine kadar geldiğini Macaristan, Avusturya, Balkanlar, Bulgaristan, Edirne, Çanakkale'ye kadar görüp aldığını anlattım. Ardından Osmanlı ve Fatih Sultan Mehmet'in hangi topraklara hücum ettiğini aktardım. Daha sonra Atsız Bey'in Kudüs'ü aldığını ve Yavuz Sultan Selim'in Kudüs hâkimiyet sancağını tekrar diktiğini hatırlattım. Bunları anlatmamdaki sebep Avrupa'nın Amerika'nın katil İsrail'in bizler kadar cahil olmadığını ve yazımın başlığında belirttiğim "Türkler Gördüğü Yeri Unutmaz” iddiasının farkında olduğunu bize o gözle baktığını sizlere hatırlatmam.

Oğuz Türkleri yüzyıllardır "kızıl elma”larının peşinden koşmuş bir millettir. Oğuz Türklerini şu şekilde sıralamak gerekir: Hun Devleti, Göktürk Devleti, Oğuz Yabgu Devleti, Selçuklu Devletleri, Osmanlı Devleti, Türkiye Cumhuriyeti, Azerbaycan Cumhuriyeti, Türkmenistan Cumhuriyeti. Diğer Türk devletlerini ayrıştırmıyorum ama bu saydığım devletler birbirinin devamıdır ve siz kabul etseniz de etmeseniz de gördüğü yerleri asla unutmazlar. Evet, birgün gelecek bir gün kalacak ve o gün geldiğinde biz yine Kudüs'te bayrağımızı dalgalandıracağız.

Selam ve dua ile.

 

 

 

 

 

[1] KAFESOĞLU, İbrahim, (2013), Türk Milli Kültürü, İstanbul, Ötüken Yayınları, s.68 .

[2] Bazı kaynaklarda Uldes şeklinde geçen bu adın Vambery'e göre Uldus = Yıldız olması muhtemeldir.

[3] KAFESOĞLU, İbrahim (1957), İst. Enstitüsü Dergisi ,3.sayı, s.2.

[4] CHARLES, Le Beau, Histoire du Bas Empire, Paris, 1780, VII, s.413

[5] CHARLES, Le Beau, Histoire du Bas Empire, Paris, 1780, VII, s.219

[6] Ali Sevim, "Atsız b. Uvak (öl.1079) Selçuklu emiri" (1071-1079), TDVIA, IV, 92- 93; Casim Avcı, XIV., 327-329


Yazarın Diğer Yazıları