Her sekiz kadından biri meme kanseri!- Meme Kanseri Farkındalık Ayı

Dünya Sağlık Örgütü tarafından 2004 yılından bu yana meme kanserinde erken teşhisinin önemi ve meme kanseri farkındalığının vurgulanması amacıyla 01-31 Ekim Ayı Meme Kanseri Bilinçlendirme ve Farkındalık Ayı olarak belirlenmiştir. Meme Kanseri Bilinçlendirme ve Farkındalık Ayı hakkında Konya Şehir Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hande Köksal ve Plastik Cerrahi Uzmanı Tuğba Gün Koplay meme kanserinde erken teşhis ve tedavi yöntemlerini anlattı

Her sekiz kadından biri meme kanseri!- Meme Kanseri Farkındalık Ayı
18 Ekim 2021, Pazartesi günü, saat 16:58 'de eklendi.

 

Genel cerrahi uzmanı Prof. Dr. Hande KÖKSAL meme kanseri taramasının erken teşhiste büyük rolü olduğunu belirtirken ‘'Tüm kadınların 20 yaşından itibaren her ay adet dönemi bitiminde kendi kendini kontrol etmesi, 40 yaşından itibaren ise hiçbir şikayeti olmasa bile yılda bir kez tarama amaçlı mamografi filmlerinin çekilmesi gerekmektedir'' dedi

Kübra AKTAŞ: Meme kanseri ne demektir?

Prof. Dr. Hande KÖKSAL: Memenin süt bezi veya süt kanallarından köken alan hücrelerin kontrolsüz çoğalarak kitle oluşturmasıdır. Bu çoğalmaya müdahale edilmezse kitle sadece meme ile sınırlı kalmaz; kemik, akciğer, karaciğer ve beyine de yayılır. Biz buna metastaz oluşturması diyoruz. Metastaz geliştiğinde hayatı tehdit edici boyuta ulaşır. 

Eylül Aşkın AKÇAY: Memedeki her kitle kanser midir? Nasıl ayrılır?

Prof. Dr. Hande KÖKSAL: Memedeki her ele gelen kitle tabi ki kanser değildir ama ne olduğunun anlaşılması için bazı incelemeler yapılmalıdır. Eğer hasta tarafından daha önceden olmayan yeni bir sertlik fark edilirse ilk olarak uzman bir hekim tarafından hasta muayene edilmelidir. Sonra hastanın yaşına göre meme ultrasonu, mamografi ya da meme MR istenir. Bunların sonuçları ile de kesin bir şey söylemek mümkün değildir. Kitlenin kesin adının konması için görüntüleme yöntemleri eşliğinde biyopsi yapılır ve patoloji sonucu ile kesin tanıya ulaşılır. Bu işlemlerin hepsi hastanemizde yapılmaktadır.

‘'Elle kontrol önemlidir''

Kübra AKTAŞ: Meme kanserinin belirtileri nelerdir?

Prof. Dr. Hande KÖKSAL: En sık karşılaştığımız belirti ele gelen kitledir, genellikle ağrısız ve serttir. İki meme arasında yeni ortaya çıkan asimetri varsa, meme başında veya meme cildinde yeni oluşan bir çekinti varsa, meme başından kendiliğinden kırmızı renkli bir akıntı oluyorsa, meme cildinde kızarıklık, egzama benzeri görüntü, ödem nedeniyle oluşan portakal kabuğu görünümü, ya da koltuk altında ele gelen bir sertlik varsa vakit geçirmeden bir uzmana başvurmak gerekir. 

Eylül Aşkın AKÇAY: Eğer kitle kanser tanısı aldıysa ne yapmak gerekir? Tedavisi var mıdır?

Prof. Dr. Hande KÖKSAL: Kanser tanısı konduktan sonra hastalığın evresinin tespit edilmesi gereklidir. Koltuk altı lenf bezlerine yayılım var mı? Kemik yayılımı ya da karaciğer metastazı var mı bunlar araştırılır. Biyopsi sonucunun bize gösterdiği bazı belirteçler ve sistemik yayılım göz önüne alınarak hastalığın klinik evresi belirlenir ve buna göre tedavi planı şekillenir. Erken evre dediğimiz hastalığı meme ve koltuk altı lenf bezlerinde sınırlı olduğu durumlarda ilk önce genellikle ameliyat planlarız ama bu da tek başına yeterli değildir. Sonrasında kemoterapi ve radyoterapi ile hastanın tedavisi devam edecektir.

Kübra AKTAŞ: Kanser var ise meme tamamen alınmalı mıdır?

Prof. Dr. Hande KÖKSAL: Kitlenin boyutu, yeri, memenin büyüklüğü ve hastanın isteği göz önüne alınarak karar verilmelidir. Memenin bir kısmını aldığımız ameliyatlara meme koruyucu ameliyatlar diyoruz. Bu ameliyat biçimi ile memenin tamamının alındığı ameliyatlar arasında hastalığın tekrarlama riski açısından önemli bir fark bulunmamaktadır ve diğer tedaviler de devam edecektir. Her iki ameliyattan sonra da hastanın isteğine göre rekonstrüksiyon dediğimiz meme onarımları eş zamanlı ya da ileri bir zamanda yapılabilir. 

Farkındayım, korkmuyorum!

Eylül Aşkın AKÇAY: Meme kanseri tamamen tedavi edilebiliyor mu?

Prof. Dr. Hande KÖKSAL: Meme kanseri tedavisi ve hastanın yaşam beklentisi evreye göre değişiklik göstermektedir. Günümüzde teknolojinin ve ilaç sanayinin çok gelişmesi ile oldukça başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Erken evre dediğimiz, hastalığın sadece meme ile sınırlı kaldığı durumlarda uygun tedavileri takiben hastanın 5 yıllık yaşam beklentisi %100'e ulaşmıştır.

Kübra AKTAŞ: Meme kontrollerimizi nasıl yaptıracağız?

Prof. Dr. Hande KÖKSAL: Tüm kadınların 20 yaşından itibaren her ay adet dönemi bitiminde kendi kendini kontrol etmesi gerekmektedir. Şüpheli bir durumda hemen uzmana başvurmalı, hiç problem olmasa bile yılda bir kez uzman tarafından muayene edilmelidir. 40 yaşından itibaren tüm kadınların hiçbir şikayeti olmasa bile yılda bir kez tarama amaçlı mamografi filmlerinin çekilmesi gerekmektedir. Bunların sonucuna göre gerekli durumlarda meme ultrasonu ve meme MR'ı uzman hekim tarafından istenecektir. Menapoz döneminde de yine her ay kişinin kendi kendini kontrol etmesi ve hiçbir şikayeti olmasa bile yılda bir kez mamografi çektirmesi gereklidir. Bu tetkiklerin sonucuna göre hekiminiz size ne kadar aralıklarla kontrole gelmeniz gerektiğini söyleyecektir.

 

Meme kanserine dur deyin!

Kübra AKTAŞ: Meme kanseri tedavisinde plastik cerrahinin rolü nedir?

Tuğba GÜN KOPLAY : Meme kanseri  tedavisi kuşkusuz ekip işi. Bu ekipte Genel Cerrahi, Medikal Onkoloji, Radyasyon Onkolojisi, Patoloji, Genetik, Radyoloji, Nükleer Tıp, Fizik Tedavi, Psikiyatri ile birlikte çalışmaktayız. Biz Plastik Cerrahlar meme kanseri sebebiyle memenin bir kısmı veya tamamı alınan hastalara meme onarımı yapmaktayız.

Eylül Aşkın AKÇAY: Meme onarımı ne zaman yapılmaktadır?

Tuğba GÜN KOPLAY : Meme onarımı Genel Cerrahi tarafından yapılan memenin kısmen veya tamamen alındığı operasyonla eş zamanlı daha sonra yapılabilir. Günümüzde en sık ve giderek artan oranda eş zamanlı onarım yapılmakla birlikte daha önce onarım planlanmayan veya diğer tedavilerinin bitmesi beklenen hastalara geç zamanlı onarım da yapılabilmekte. Yeni tanı alan hastalar tüm kliniklerin olduğu konseyde değerlendirilerek uygun hastalara onarım önerilmekte. Daha önce ameliyat olan hastalar da genellikle diğer tedaviler bittikten sonra kendi istekleri ile tarafımıza başvurmaktalar.

Kübra AKTAŞ: Meme onarımındaki farklı tekniklerden kısaca bahsedebilir misiniz?

Tuğba GÜN KOPLAY : Meme  onarımında  slikon implantlar, şişirilebilen implantlar ve öz doku ile onarım mümkün. İmplant ile onarımda meme cildi tamamen alınan hastalarda önce şişirilebilen implantlarla onarım yapılmakta ve sonrasında cilt genişledikten sonra kalıcı slikon implant ile değiştirilmekte. Meme cildi korunan hastalarda ise direk slikon implant ile onarım sağlanmakta Öz doku ile onarımda ise meme cerrahisi ile aynı anda veya geç dönemde vücudun başka bir bölümünden doku nakli yapmaktayız. Bu nakilleri en sık sırt, karın ve bacaktan yapıyoruz. Örneğin karından doku taşınan bir hasta aynı anda karın germe ameliyatı olmuş olur. Bunlara ek olarak hastalara yağ enjeksiyonu ile de onarım veya diğer onarımlara ek yapılabilir.

Eylül Aşkın AKÇAY: Meme onarımı yapılan hastaların ameliyat sonrası alacakları ilaç veya ışın tedavisi değişiyor mu?

Tuğba GÜN KOPLAY : Hastaların kemoterapi  veya radyoterapi alma gerekliliğini onarım etkilemiyor. Kemoterapi dozu değişmiyor. Radyoterapi her hastaya özgü planlanıyor. Daha önceleri radyoterapi alacak hastalara radyoterapi önerilmezken günümüzde kesinlikle engel olarak görülmüyor. Slikon implant ile onarım yapılan hastalara da başarı ile radyoterapi uygulanıyor.

Kübra AKTAŞ: Meme onarımı hastalığın tekrarlama riskini artırıyor mu?

Tuğba GÜN KOPLAY : Meme onarımı meme kanseri tamamen alınan hastalara uygulanmaktadır. Meme onarımı yapılacak diye hiçbir zaman hastada kanserli doku bırakılmamaktadır. Hatta John Hopkins de yapılan bir çalışmada meme onarımı yapılan hastalarda nüks oranı daha az görülmüş. Tabi bu sonucun alınmasında onarımın erken evrede daha sık uygulanması ile de ilişkisi var.

Eylül Aşkın AKÇAY: Son olarak, neden meme onarımı? Kadınlar neden doktorlarından meme onarımı talep etmeli?

Tuğba GÜN KOPLAY : Meme kanserinde yüksek sağ kalım sağlanmakta. Yani hastalarımızın yaşam beklentisi çok yüksek.  Bir kadın kanser teşhisi konduğunda haklı olarak öncelikle yaşam kaygısı yaşamakta fakat tedavi bittiğinde ise ayna karşısında ve toplumda kendini eksik ve rahatsız hissetmektedir. Bu yüzden, gerek hastaların tanı ve tedavisini yürüten hekimler gerekse hastaların yeniden bir meme sahibi olunabileceği konusunda bilinçlendirilmesi konusunda elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz.

 

 

Yorumlar
SON DAKİKA HABERLERİ