Fatih KUT
Fatih KUT
fatihkut@yenikonya.com.tr

HAYATI ANLAMA VE ÖLÜM GERÇEĞİ-2

19 Kasım 2021, Cuma günü eklendi.

Ümmetine her konuda olduğu gibi, ibadet hayatında da örnek olan Hz. Peygamber, günah işlemekten korunmuş olduğu halde, bazen ayakları şişinceye kadar ibadet ederdi. Bir defasında, Hz. Aişe "Ey Allah'ın Resûlü! Allah senin gelmiş geçmiş bütün günahlarını bağışladığı halde yine bunu yapıyor musun?"diye sormuş, O da şöyle cevap vermiştir: "Ey Âişe! şükreden bir kul olmayayım mı?" (Buharî, "Teheccüd", 6) Ancak, O'nun ibadet hayatındaki önemli bir nokta, ibadetlerinde fıtratı zorlamamasıdır. O hem düzenli olarak ibadet etmiş, hem de ferdî, ailevî ve içtimâî sorumluluklarını yerine getirmiştir. Kendilerini ibadete verip ailelerini ve topluma karşı olan görevlerini ihmal edenleri de uyarmıştır. Müminlerin de ibadet hayatında ve sosyal ilişkilerinde Hz. peygamberi örnek almaları gerekir. Allah Resûlü'nün hayatındaki önemli bir ilke de bütün sıkıntı ve zorluklara rağmen, güzel ahlâk ve ahiret şuurunu ön planda tutmasıdır. O daima Rabbinin emir ve yasaklarını gözetmiş ve "Beni, Hûd ve Vâkıa sureleri ihtiyarlattı." (Tirmizî, "Tefsir", 6.) buyurmuştur. Kendisine gelerek: "Ey Allah'ın Resulü! İslam'a dair bana bir söz söyle ki, o hususta sizden başka hiç kimseye sorma ihtiyacım kalmasın" deyince, "Allah'a inandım de sonra da dosdoğru ol!"( Riyâzu's-Sâlihîn, I, 122.)buyurmuşlardır. Sonuç olarak şunu ifade etmek gerekir: İnsan bu dünyaya Allah'ı tanımak ve O'na ibadet etmek için gönderilmiştir. Dünyada iken yaptıklarının karşılığını mutlaka görecektir. Buna göre insan, hayatı boyunca istikâmet (Allah'ın emir ve yasaklarına uyma) üzere olmak, ölmeden önce ahiret hazırlığını en iyi şekilde yapmak ve eli boş olarak Rabbinin huzuruna çıkmamanın yollarını bulmak zorundadır. Gerçek şu ki, "Ey inananlar! Allah'tan sakının; herkes yarına ne hazırladığına baksın. Allah'tan sakının, çünkü Allah işlediklerinizden haberdardır" (Haşr, 18) ayetini kendisine rehber edinenler, ahirette kazançlı çıkacaklardır. İnsan, kendisine bahşedilen hayatı gelişi güzel yaşayıp sonra da yok olacak bir varlık değildir. Çevremize şöyle bir göz attığımızda, dünyadaki her şeyin, doğrudan veya dolaylı olarak insanın faydasına sunulmuş olduğunu görürüz.

Hz. Peygamber (S.A.V.), sürekli olarak ashabıyla bir araya gelir, onlara kendisine vahyedilmiş olan yeni ayetleri duyurur ve dinin hükümlerini anlatırdı. Toplantılarında müminlere güzel huy ve davranışları anlatıp, onları bu hususta teşvik ederken, aynı zamanda kötü davranış ve huylardan bahsederek de ashabını bu gibi hallerden sakındırmaya çalışırdı. ‘'Gıybet, kardeşini onun hoşlanmadığı bir vasıf ile zikir ve tavsif etmendir. Eğer dediğin sıfat kardeşinde varsa işte o zaman gıybet olur; yoksa ona bühtan ve iftira etmiş olursun'' sözleriyle gıybet etmeyi; "Ara bozmak için laf getirip götüren kimse Cennet'e giremez" diyerek dedikoduyu;‘'Doğru sözlülük iyiliğe, iyilik de Cennet'e götürür. Kişi doğru söyleye söyleye Allah nezdinde sıddıklar derecesine çıkar. Yalan kötülüğe, kötülük de Cehennem'e götürür, İnsan yalancılık yapa yapa nihayet Allah katında yalancılar defterine yazılır'' sözleriyle yalan söylemeyi; ‘'Her kim, bir müslümanın malını haksız yere almak için yalandan yemin ederse, Allah'ın azabına uğrar''diyerek yalan yere yemin etmeyi; ‘'Lânet etmek doğruların şanından değildir'', ‘'Hiç biriniz diğerine, Allah sana lanet etsin, Allah'ın gazabına uğra, Cehennem'de yan gibi beddualarla lanet etmesin''sözleriyle lanet etmeyi; ‘'Hasedden sakının. Çünkü ateşin odunu ve otları yok ettiği gibi hased de güzel amelleri mahveder'' diyerek hased etmeyi; ‘'Ben, sarhoşluk veren her şeyden sizi men ediyorum'', ‘'İçkiden sakınınız Allah'a yemin ederim ki, içki ile iman bir yerde birleşmez, Yani biri diğerini çıkarır'', ‘'Üç grup cennete giremez Bunlar minnet edici (başa kakıcı), anne-babasına isyankâr olan, içkiye devam edenlerdir.'' ‘'Cenab-ı Hakk, şaraba, içene, dağıtana, satana, alana, saklamasını isteyene, yüklenip götürene, satıp parasını yiyene lanet ediyor'', sözleriyle de içki içmeyi ashabına dolayısıyla biz ümmetlerine yasaklamıştır. Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) "İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe, gerçekten iman etmiş olamazsınız.” "Sizden biriniz kendisi için sevip istediğini, kardeşi içinde istemedikçe gerçek mümin sayılmaz." buyurmuşlardır. Yunus Emre: "Gelin tanış olalım, sevelim, sevilelim" diyor. İnsanlık bu bilince ulaştığı gün, geceleri gündüzleri kadar aydınlık; gündüzleri de cennet bahçeleri kadar huzurlu olacaktır. Erzurumlu İbrahim Hakkı: "Hiç kimseye hor bakma, İncitme gönül yıkma, Sen nefsine yan çıkma, Mevla görelim neyler, Neylerse güzel eyler." diyerek insan sevgisini ne güzel ifade etmiştir. Fizik âleminde yerçekimi kanunu ne ise, insanlık âleminde sevgi de öyle bir kanundur. Sevgi birleştirir, kin ayırır. İnsanları birbirinden ayıran her şey günahtır.

 

Sonuç olarak şunu ifade etmek istiyoruz: İnsan bu dünyaya Allah'ı tanımak ve O'na ibadet etmek için gönderilmiştir. Dünyada iken yaptıklarının karşılığını mutlaka görecektir. Buna göre insan, hayatı boyunca istikamet (Allah'ın emir ve yasaklarına uyma) üzere olmak, ölmeden önce ahiret hazırlığını en iyi şekilde yapmak ve eli boş olarak Rabbinin huzuruna çıkmamanın yollarını bulmak zorundadır. Gerçek şu ki,"Ey inananlar! Allah'tan sakının; herkes yarına ne hazırladığına baksın. Allah'tan sakının, çünkü Allah işlediklerinizden haberdardır" ayetini kendisine rehber edinenler, ahirette kazançlı çıkacaklardır. Selam ve dua ile…

Yorumlar
Personel Alımı ve Diğer İlanlar için Tıklayınız
SON DAKİKA HABERLERİ