DOLAR
47,263 TL
EURO
53,818 TL
STERLİN
63,314 TL
GRAM
6.183 TL
ÇEYREK
10.191 TL
YARIM
20.258 TL
CUMHURİYET
40.113 TL
Nahit Tören / Doğru Açıdan
Nahit Tören / Doğru Açıdan
bilgi@yenikonya.com.tr
06 Temmuz 2026 Pazartesi günü yayınlandı

ÇÖKEN BATI GÜVENLİK MİMARİSİNDEN KÜRESEL GÜVENLİK MİMARİSİNE GİDEN YOLUN KÖPRÜ BAŞI TÜRKİYE...

Bu NATO Zirvesi'nde sadece Küresel Batı'nın güvenlik mimarisinin yeni dünya güç dengelerinin zorladığı paradigma değişiminin kaotik atmosferinde gerçekleşeceğini göz ardı etmeyerek dikkate almakta fayda var...

ABD' nin tek kutuplu dünya düzeni stratejisinin sendelediği,Ukrayna savaşının güç aşındırdığı çözümsüzlük sarmalında ve de Küresel Siyonist oligarşinin Avrasya coğrafyasında bütün enerji ve tedarik koridorlarının giriş ve giriş hatlarının kesiştiği mevkilerde emrindeki karakol devleti İsrail aracılığı ile  çoklu hesap ve amaçla mevcut kaosu derinleştirdiği gelinen son noktada meseleyi Batı'nın salt güvenlik mimarisine dayalı olarak görme yanılgısına düşmeyelim.
ABD'de Trump yönetiminin   bir yıl öncesi ve sonrasında ulusal güvenlik stratejisini ve savunma stratejisini açıkladığından bu günlere Kanada, Panama,Latin Amerika, Grönland vs.taleplerini göz önüne alınca bunun Batı güvenlik şemsiyesi altındaki ortaklarına şart koşması ve ayrıca Ukrayna konusunda AB'ni Rusya ile karşıya getiren ve Rusya ile ortak çözüm arayışına girildiği süreçte ve de AB'nin İngiltere ile birlikte  Çin'e uzanan güç devşirme çıkışına karşı sertleşirken kendisi Çin'e giderek kendi çikarlarina dayalı anlaşmalara girişmesini göz önüne alınca Batı ile ortak neyi kaldı sorusunu geçiştirmemek lazım..

Son on günde küresel medyada Ankara'da toplanacak NATO Zirvesi manşetlerden inmiyor.Siyaset ve devlet adamları, stratejisyenler,konunun uzmanları,fikir siteleri bu Zirve konusunda önemli beyanlarda ve yorum ve analizlerde bulunuyorlar.
Batı güvenlik mimarisinin çökme noktasına doğru giden süreçte bir tarafta farklı yorum ve analizler kaleme alınırken,diğer taraftan ise kör düğüm haline gelen bu sonucu genelde dünyayı ve özelde Batı Güvenlik mimarisinin  ağırlıklı gücü İngiltere ve AB'ni nerelere savuracağı endişesinin telaşını görüyoruz...
Oysa NATO' nun iki büyük ordusuna sahip ABD ve Türkiye söz konusu olunca  ve her iki ülkenin de üyesi olduğu NATO'nun geleceği hususunda son derece açık ve anlaşılır bir stratejik hatta ilerlediğini görüyoruz..Arada bazı jeopolitiğe dayalı stratejik farklı ön görüler olsa da "Güvenlik Mimarisi" hususunda bir ortak zeminde buluştuklarını görüyoruz.O da şu, artık yer kürede bloklaşmış bir güvenlik mimarisiyle hareket etme tarzı miadını doldurdu.Bundan sonrası için tek bir Küresel Güvenlik Mimarisi'nin tesisini sağlamak olmalı..

Son on yılda Ukrayna'dan Gazze'ye, Lübnan'a ve arka arkaya iki defa saldırarak İran'a uzanan hatta bitmek bilmez ve bıktırıcı müdahaleler ve savaşlar tüm dünyada endişe ve korku sarmalını tetikliyordu. 
Son İran'a ABD-Siyonist İsrail'in saldırısının küresel  çapta yarattığı çok yönlü etkileri inişli çıkışlı ateşkes ve anlaşma çabalarının belirsizliğinin yarattığı kalın sis örtüsü şimdilik NATO Zirvesi nedeniyle gündemin hemen gerisine düştü...
Son on gündür tüm dünya medyası NATO Zirvesi gündemiyle fikir ve diplomatik ilişkilerin temas trafigi yoğunluğu ile Zirve'nin yapılacağı Ankara'ya doğru seyir halindeler.
Trump'ın bu zirveye katılması haberi hızla gündeme düşerken,Trump "...dostum Erdoğan'ın isteği üzerine katılacağım" ifadesihayli şaşırtıcı ve etkili oldu.Görünen o ki,bu zir en öncesi Trump Anıtkabir ziyaretinin ardından Beştepe deki Başkanlık Sarayı'nda Erdoğan ile görüşmelere katılacak...Bu ikili zirve NATO Zirvesi'ni bir bakıma  gölgeleyecek gibi görünüyor.
İki gün önce,AB'nin kurumsal üç başkanı bizzat Ankara'ya gelerek Erdoğan ve Fidan ile ayrı temaslarda bulundular.Bu diplomatik temas medyalarda muhtemelen ABD-Türkiye başkanları zirvesinde ele alınacak konuları eşeleme ve ön bilgiler edinme ve de Türkiye ile ileriye yönelik ilişkilerin öngörülerinin bir taslak sunumu da olabilir.
İngiltere ve AB'nin Erdoğan-Trump Zirvesi'nden çıkacak Sonuç anlaşmalarının tedirginliğini tahmin etmemek yanlış olur..

Çünkü son on gün içinde, ABD'de yaklaşan NATO Zirvesi üzerinden hareketle Türkiye'yi merkeze alan önemli açıklamalar ve raporlar düştü medyaya.Hatta Trump'ın zirveye katılacağı haberi üzerine uzman stratejik çevrelerden ve etkili siyaset adamlarından  Türkiye'nin Afro-Avrasya hattında son on yıl içinde stratejik dinamiklerine dayalı hamlelerle  önemli ve ağırlığı tartışılmayacak bir merkez güç olduğunu, bunun ABD'nin son aylarda olan ettiği yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi Belgesi ile paralellik arz ettiğini vurguladılar.
Bu gelişmeleri yakından takip eden Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, beklediği bu açıklamalara dayanarak resmi ifadesinin bı yerinde şu önemli açklama da bulundu "...Obama döneminde ABD'nin Ortadoğu genelinde ve Suriye özelinde Deaş ve PKK üzerinden uygulamaya aldığı stratejik politika 2011-15 yılları arasında Türk Devleti 
 tarafından aşındırarak hükümsüz kılındı.. Trump'ın ikinci Başkanlık dönemi de bunu daha da kolaylaştırdı.."

Yukarda ABD'de Türkiye üzerine hayli çarpıcı açıklamaların bazılarınıda aktarmada fayda var.
NATO Zirvesi hemen öncesinde ABD Araştırmalar Merkezi(USSC) ve ABD'de hayli etkili olan Atlantik Konseyi Başkanı Kempe ve ayrıca ABD'nin NATO Temsilcisi Whitaker ve de başka kaynaklar neredeyse ortak bir dil ifadesi ile Türk Devleti'nin bugün geldiği güç çarpanı yüksek ve etkili stratejik ağırlığını açıklayan ifadeleri bir özet ile sunmakta fayda var..
#-Türkiye, NATO içinde uyumlu olmakla beraber "Stratejik Özerklik" anlayışı ile hareket ediyor..
#-Türkiye'nin bu yaklaşımı... Ankara'nın NATO içinde ve dışında ulusal hareket alanını en üst seviyeye çıkarmayı hedefliyor...
#-Ankara artık eskisi gibi ittifakın kenarında yer almıyor...aksine NATO içinde kilit bir devlet haline gelmiştir..
#-...çok kutuplu hale gelen uluslararası sistemde Türkiye'nin farklı güç merkezleri ile ilişkiler kurarak etkisini arttırdığını...
#-Nato içinde Türkiye kadar jeopolitik açıdan kritik konumda çok az ülke olduğu...
#-Boğazları ile Karadeniz'e erişim kontrolü..
#-Suriye,Irak ve Güney Kafkasya gibi kriz bölgelerine komşu olması..
#-İttifak içinde en büyük silahlı kuvvetlerden birine sahip olması...
#-Ayrıca, Türkiye'nin merkezinde yer aldığı coğrafyadaki pek çok devlet ile ikili anlaşmalarla  güç biriktirdigini...
#-...daha da ötesi Turki Devletler Topluluğu ile ve de Pakistan -Katar-Türkiye birlikteliği ile(buna Suudi Arabistan ve Mısır da dahil olabilir bir süre sonra) "Eksen" oluşturduğu.. Afrika'da Libya Cezayir,Somali,Sudan Mısır ve Sahel coğrafyasındaki devletlerle sıkı ikili anlaşmalar yaptığı.. Bütün bunlar sadece ABD'de değil Küresel Batı ve Doğu dünyasında ve de Ortak Ölçekli Devletlerde Türk Devleti'nin ulaştığı gücün ve kudretin ifadesi olarak yaygın olarak anılmaktadır.

Bütün bu yazdıklarımın ve gelişmelerin sonucu olarak son  günlerde ABD'nin bu yılın başlarında  ilan ettiği yeni Ulusal Güvenlik Stratejik Belgesi ve Pentagon'un yeni Ulusal  Savunma Stratejik Belgesi' dayalı olarak ya da temel alarak ABD'de bir tartışma başladı...

ABD'nin son Ulusal Güvenlik Stratejik Belgesi'nde bir yerde şöyle bir ifade üstüne basa basa vurgulanıyor..."ABD'nin askerleri ile tüm dünyayı desteklediği günler geride kaldı.." 
Zaten bu Belge'de açıkça ifade edilmekle beraber tek kutuplu dünya düzenin devamının söz konusu olmayacağını üstteki ibare den anlaşılıyor.Belge yayınlandıktan sonra,ABD'nin kıtasına çekileceği düşüncesi, Trump'ın Panama,Kanada,Latin Amerika,Küba ve Grönland uç talepleri ile bu yeni bir Monreo Doktrini olarak yaftalandı...
Oysa Hakan Fidan'ın, ABD-Siyonist İsrail'in İran'a saldırısı üzerine  çok yerinde tanımlaması, "tasarlanmış bir kaosun içindeyiz" ifadesinde dört ay geçtiği halde bu kaosun etkisi azalmakla beraber kalın sis örtüsü yavaş yavaş dağılmakta...
Trump NATO Zirvesine katılmaya karar verdiği günün akabinde, şu açıklaması şaşkınlık yarattı:"... ABD'yi bölgesel güçlerle işbirliği yapan bir ülkeye dönüştüreceğiz.."Bu açıklamadan bir gün sonrada Trump'a yakın kaynaklardan ve de İngiliz yanlısı Arap medyasında "...Trump Ortadoğu ve Körfez ülkelerindeki ü
sleri kapatacak ve Gazze ile İsrail arasında ki bir mevkide tesis edilecek bir üsse konuçlanacak.."
Şayet bu İsrail sınırındaki mevkiye Ortadoğu'dan taşınan askeri tesisler yerleşince bu durum İsrail'deki Siyonist Netanyahu yönetimi çetesinin İsrail'den uzaklaştırılması yolunu açar mı acaba...
Son günlerde İsrail medyasında ve Netanyahu yönetimindeki adamların sık tekrarladığı meselenin altındaki hesap bu olabilir mi..İsrailli Siyonistler,"Trump, Türkiye'nin oluşturduğu Eksen Anlaşması ve ikili anlaşmalarla İsrail'in kuşatılmasına göz yumuyor.." derken Türkiye ve ABD arasında bölge için bir stratejik proje olduğu imasındamı bulunuyor...
Trump Zirve için yola çıkmadan önce  ABD içinde 1969'lu yıllara dönük olarak Başkan Nixon'ın ilan ettiği "Guam Doktrini"nın güncellenmiş versiyonu yayımlandı.Kissinger o yıl Nixon'nın ulusal güvenlik danışmanlığı göreni yapıyordu.Bu Doktrin'e göre ".. ABD'nin dünya jandarmalıgını terk edip bölgesel güçlerle ortak calısma prensini getiriyordu..o dönemde örnek olarak Ortadoğu'da bu Doktrin'e uyan iki ülkeden biri İran diğeri ise Suudi Arabistan idi.."
İsrail yönetimindeki tayfa ABD siyasası içerisindeki merkezler aracılığıyla Trump'ın Nixon'ın yolunda olduğunu öğrendiler.O nedenle hem Trump'ı ve hem de Başkan Yardımcısi Vance'i Küresel Siyonist oligarşini efendilerine şikayet edip duruyorlar..

Burada sözü fazla uzatmadan, Pazartesi günü Erdoğan-Trump Zirvesi sonrası resmi ve sızıntı gayri resmi açıklamaları bekleyeceğiz.

Nahit Tören,
6 Temmuz 2026

Yazarın Diğer Yazıları