Mekke Anlaşması
ÇİN TİYATROSU VE BİZİM FİGÜRAN GAZETECİLER
Fahri Ticaret Müfettişliği Sistemi Getirilsin
ATA YURDU AYMANAS
Kandırıldıkça Göğerenler
OSMANLIDA BİR RAMAZAN NASIL GEÇERDİ?-2-
GAZZE, MEKKENİN FETHİ ÖNCESİ DÖNEMİ YAŞIYOR
KASKO YAPTIRMALI MI YAPTIRMAMALI MI ???
TÜRKİYE’NİN AFRO-AVRASYA’NIN BÜTÜN ENERJİ VE TEDARİK KORİDORLARINDA VE HATLARINDA YÜKSELEN GÜÇ ETKİSİNİN STRATEJİK GÜÇ ÇARPANI MİMARİSİ DAHA DA DERİNLEŞİYOR.
BİRAZ…
Bir Kelimenin Peşinde Yirmi Yıl, Bir Medeniyetin Peşinde Asırlar
GENÇLİĞİMİZİ ve GELECEĞİMİZİ TEHDİT EDEN EN BÜYÜK TEHDİT UYUŞTURUCU BAĞIMLILIĞI BELASI
24 Temmuz Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in Doğum Günü ve Türkistan Cedit Hareketinin Öncülerinden MahmudHoca Behbudi’nin 150. Doğum Yıl Dönümü Etkinliği
Kullukta Kolaya Kaçmak!
TOPLUMSAL YOZLAŞMA VE OKUL MEZUNİYET PARTİLERİ
Bu Ne Perhiz ? Bu Ne Lahana Turşusu ?
Konya’da iyi ki belediyeler var! Vatandaş ekmek ve etliekmek zammına tepkili…
AYDOĞDU’DAN DÜNYA BELEDİYELER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA…
İĞNE ELİMDEYDİ, SÖKÜĞÜ GÖREMEDİM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
NATO Zirvesi'nin Ankara'da gerçekleşeceği kararı ilan edildikten sonra ve özellikle son ayda Atlantik Güvenlik ve Savunma Mimarisi'nin 70 yıllık bir hesap ve sorgulama süreci başladı.
Bu arada şuna bir açıklık getirmek de fayda var. Atlantik Güvenlik Teşkilatı NATO, İkinci Dünya Savaşı sonrası İki Kutuplu Dünya Düzeni'nin yürürlüğe girdiği dönemde Sovyetler Birliği'nin Batı Avrupa'yı sözde istilasına karşı oluşturuldu. Bu yapı ABD öncülüğünde tasarlandı. Çünkü, İki Kutuplu Dünya Düzeni'nin bir ayağı ABD ve diğeri de Sovyetler Birliği olarak tasarlanmış bir dünya düzeni sistematiği olarak çerçevelenmişti. Bu sistematik konseptin savunma ve güvenlik anlamındaki karşılığı Sovyetler Birliği'nin inşa ettiği Varşova Askeri ve Güvenlik Paktı olarak tesis edildi. NATO ve Varşova Paktı karşıt iki teşkilat olmakla beraber kapsadıkları coğrafi alana bakınca, "Alan Dışı" ABD, Kanada ve Türkiye NATO kapsamındaydı. Oysa Varşova Paktı'na bakınca kapsam alanı Orta ve Doğu Avrupa bölgesi devletlerinden oluşuyordu. Ayrıca Avrupa'nın Batı ve Doğu arasında tampon olarak Yugoslavya bağlantısız bir ülke olarak bulunuyordu. Yunanistan bu tasarıda NATO için Güney Karakol devleti ve
Türkiye ise Güneydoğu Kanat ülke olarak konuşlandırılmıştı.
İkinci Dünya Savaşı'ndan harap ve güç kaybına uğramış Batı Avrupa ve benzer biçimde İngiltere bu ABD stratejik tasarımına uymaktan başka şansı yoktu.
ABD, Marshall askeri ve tedarik yardımları ile Batı Avrupa'yı atağa ya da ayağa kaldırmaya muhtaç hale getirmişti.
İkinci Dünya Savaşı'na katılmamakla birlikte ekonomik ve askeri bakımdan son derece güçsüz Türkiye de Marshall yardımlarından sadece büyük savaştan Arda kalan silahlarla Türk Ordusu'nu kullanılır hale getirecek kısıtlı teçhizat yardımları yaparken, ekonomik alanda kayda değer planlı yardımlar yapılmadı.
Büyük Savaş sonrası İngiltere ve Batı Avrupa toparlanmaya başlayınca savaş öncesi Afrika'da, Büyük Ortadoğu'da, Güney Asya'da, Latin Amerika'da ve Hint Okyanusu hinterlanttı gibi coğrafyalardaki ekonomik ve stratejik varlıklarını yeniden diriltme amaçlı hamlelere başladı.
Özellikle, o günün koşullarında enerji ve ticaret konusunda Ortadoğu'da SysPikot stratejik paylaşım ile İngiltere ve Fransa'nın çıkarlarını korumak amacıyla ABD ile açık ve örtülü bir güç mücadelesi başladı. Ortadoğu'da karbon enerji alanlarında hakimiyet İngiltere'nin elindeydi. Doğu Akdeniz'de Levant bölgesi boyunca Fransa hakimiyeti vardı.ABD,bu karbon enerji üzerinde İngilizler ile açık ve örtülü bir mücadele içindeydi. Fransa'da De Gaulle yönetimi ABD ile hem Batı Avrupa'da Fransa'nın konumu ve hem de Deniz aşırı alanlarda stratejik çıkarları bakımından çatışır anlamda anlaşmazlık yaşıyordu... O günün Batı
Dünyası içindeki çıkar çatışmaları saymakla bitmez. Hele ki o yıllarda tetiklenen Soğuk Savaş koşullarında Batı'nın eski sömürge ve yarı sömürgelerinde bağımsızlık savaşlarının sahne arkasında Batılı müttefiklerin örtülü hegomonik çıkar mücadelelerini de hatırlamakta fayda var. Buna bir kısa örnek verecek olursak Vietnam savaşına bakmak lazım. Güney Asya'da Vietnam'da ki bağımsızlık mücadelesinde Fransa kaybederek çekilince 1954 yılında ABD oraya yerleşti.
Çünkü o coğrafya Pasifik ve Hint Okyanusu arasında çok önemli stratejik bir hattı. Ayrica ABD'nin küresel güvenlik mimarisinde geleceğe dair kontrolünde olması gereken bir enerji ve tedarik ulaşım hattıydı. Bu örnekleri, dünyanın pek çok coğrafyalarında Küresel Batı içindeki çıkar çatışmalarına örnek olsun diye verdim. Hatta bu çatışmaların bir çoğunda Sovyetler Birliği Bağımsızlık Mücadelesi veren ülkelere örtülü ve akabinde açık yardım ve destek vermeye başladı...
İşte bugün NATO 1.0 mottolu dönem özet olarak belirttiğim gelişmelerdi..
Öte yandan, ABD'nin küresel Savaş Doktrini, Soğuk Savaş'in bu döneminde kademeli olarak, reset atılarak değişen ve gelişen şartlara uygun olarak "Top yekün Nükleer İmha Savaşı'ndan" Esnek Mukabele Savaş Doktrin'ine evrilecekti...
Bu süreç 60'lı ve 80'li yıllar arasında evre-evre nükleer başlıklı orta ve balistik füzelerin sınırlamaları için ABD-Sovyetler arasında bir dizi anlaşmaların yapılmasına doğru ilerledi.
Böylece Yer Küre'de göreli bir rahatlama oldu..
1950-80 arası yıllarda, Soğuk Savaş'ın en kahredici yılları, özellikle Ortadoğu'da Arap-Syonist İsrail arasında geçen İsrail kaynaklı saldırgan savaşlar Afro-Avrasya koridorlarında ve hatlarında enerji ve tedarik sevkiyatı hakimiyet savaşları o günlerden bu gunlere uzanarak yeniden hortlatıldı... Zaman zaman Batı ve Doğu hegemonları arasında "Detant",yani Yumuşama, politikaları devreye alınınca eskiyen paradiğmaların yeniden üretilmesine alan açtı...
Atlantik ulkelerinin, özellikle AB'nin enerji sorununda yeni bir yol açıldı...O yıllarda Batı Almanya Başbakanı W.Brand Siyonist Soğuk Savaş lobisinin bütün dirençlerini kırarak Sovyetler Birliği ile "Ostpolitik" mottosu ibareli petrol ve doğalgaz boru hatlarının Batı Almanya'ya döşenmesi anlaşmasını yaptı. Bu anlaşma diğer AB ülkeleri içinde model alınarak Sovyet karbon enerjisi AB ülkeleri için değerli bir stratejik kazanım oldu. Ardından Vietnam Savaşı'nın ABD tarafında Paris Anlaşması ile resmen sona ermesi bir başka stratejik hesabın hayata gecirilmesini tetikledi. Artık, Küresel Batı'nın iplerini elinde tutan Siyonist oligarşinin kaos doktrini giderek zayıflamaya başlarken ABD'de Başkan Nixson ve Güvenlik Danışmanı Kissinger ortak bir irade ile Çin Halk Cumhuriyeti üzerindeki blokajı kaldırarak Çin'i küresel sisteme entegre etme anlaşmasının alt yapısını oluşturmak üzere Kissinger ile Çin yoluna uzandılar. O 70'li yılların sonuna doğru bu paradigma değişimi küresel anlamda yerleşik dar anlayışları parçaladı...Nixon yönetiminin bu stratejik hamlesi Siyonist bir tezgahla onu iktidardan alaşağı ettirdi. Siyonist tezgah yeni kaosların yolunu bir daha açıyordu..1973 yeniden Siyonist İsrail saldırısı,
İran'da "Humeyni Devrimi", Afganistan'da Rus saldırısı ve işgali bütün çok yönlü yumuşama girişimlerinin üzerinden sünger gibi geçiyordu.. Aynı durum 90'lı yılların başında Sovyet rejiminin tarih sahnesinden çekilmesi, ABD'de bir Siyonist komplo olarak tasarlandığı düşünülen "İkiz Kuleler" terörist saldırısı...Ardından ABD'nin Afganistan ve Irak işgalleri...Ve ABD'nin tek kutuplu dünya düzenini ilan ederek, kontrollü bir kaos ile hegemonyasını dayatması...Çok net ifade ediyorum ama yine bu süreci tetikleyenin Küresel Batı'nın merkezi gücü ABD'denin bütün kurumlarına sızmış Küresel Siyonist çetenin marifeti olduğunu Trump'ın su ifadesinden anlaşılır bir anlam kazanıyor: "Afganistan ve Irak işgalleri ile bu hain güç ABD'ye telafisi zor zarar verdi. İki işgal 1 trilyon dolara mal oldu ve ABD 40 trilyon borçla hareket edemez hale düştü. Bu karanlık güçler dünyayı sürekli kaosa sürükleyerek varlıklarını idame ettiriyorlar."
İşte dünyanın içine sürüklendiği bu kaotik süreçte gelinen son aşamada ABD fay hattı sanki sismik bir şiddetle sarsılırken ve NATO 2.0 süreci çökerken, çıkış yolunu dünden bugünlere uzanan parametreleri doğru tanımlamadan ve artık anlamını yitirmiş mevcut paradiğmaların güncellenmesi ile çözüm üretme boş uğraş vasfına dönüşmüşken NATO 3.0'rı bir çıkış yolu ya da Kurtuluş Reçetesi olarak sunanlar ya da görenler karanlık merkezlerin algoritmik tuzağına düşmüş olurlar.
Bu bir aylık süreç içinde, küresel medyanın, akademiyanın, değerli siyaset adamları ve stratejisyenlerin akil insanları bugün gelinen noktada çözümün Kuzey Atlantik Güvenlik Mimarisinin yenilenmesi gibi havada bir ifade ile geleceği kurgulamanın yanlışlığını açık açık beyan etmeleri dikkate alınmalı.
Oysa meseleyi Küresel Güvenlik Mimarisi'nin tesisine giden amaç hedefli yolda NATO'nun güncellenmesi hedefi bir zincir halkası olarak büyük zincire eklenmesi yoluyla mümkün olur ve anlam kazanır.
ABD şu aşamada fiilen NATO'nun Avrupa ve İngiltere kanatlarına birlikte olun ve kendi mimarinizi tesis edin diyor. Bunu derken de kendi güvenlik mimarisinin küresel güvenlik mimarisi ile paralellik arz ettiğini yeni Ulusal Güvenlik ve Savunma Belgesinde çok net ifade ediyor. Ve hatta bunu anlaşılır kılmak için 1969'da Nixson döneminde ilan edilen "Guam Doktrini" ile stratejik hedefi eşleştirerek anlamlı kılıyor.
Gelelim Turkiyemize... kaç zamandır Devlet Başkanımız başta olmak üzere ülkemizin üst düzey idarecileri, Küresel Batı ve de NATO güvenlik mimarisine bakış açısını ifade ederken neyi işaret ettilerine ve beyan ettiklerine bir bakalım. Afra-Avrasya'nın Kalpgahı olan Türkiye, "Yeni Türkiye Yüzýıli Güvenlik ve Savunma Doktrinini" açıklarken ,bin yıldır hüküm sürdüğü bu geniş coğrafyada jeopolitik konumuna dayalı jeostratejik dinamiklerinin parametrelerini Stratejik Özerklik doktrini ile eşleştirerek, bir yol haritası ile bugün bölgenin Merkez Devlet'i vasfını kazandı.
Bu büyük coğrafyalarda Küresel Siyonizmin algoritmik tuzaklarını birbir çökerterek, Afro-Avrasya'nın bütün giriş ve çıkış hatlarını ve koridorlarını ikili anlaşmalarla ve de en önemlisi Stratejik Eksen Anlaşmaları ile geniş bir güvenlik kuşağı oluşturdu.
Bu süreç içerisinde savunma alanında bugün itibariyle tüm dünyanın gıpta ile baktığı en sofistike silahlarla Adriyatik kıyılarından Karadeniz hattına, Güney Kafkasya'dan Hazar Havzasına ve Türkistan içlerine kadar, Basra Körfezi'nden Kızıl Deniz ve Badem Mendep Boğazına, Kuzey Afrika'dan Afrika'nın Sahel kuşağına ve oradan Doğu Afrika'nın Altının Boynuzuna kadar geniş bir coğrafyada hem ülkemiz için hem de Küresel Güvenlik Mimarisi için tartışılmayacak kadar bir güvenlik kuşağı tesis ettik. Bu büyük coğrafyanın irili ufaklı pek çok devleti bu güvenlik kuşağının şemsiyesi altında olmak için sürekli olarak ülkemizle temas halindeler.
Şimdi böyle bir güç ve kudret biriktirmiş bir kadim devlet NATO 3.0 mottosu çerçevesi içinde neden ona dayanak olsun. Daha dün NATO Zirvesi sonuç bildirgesi yayınladığı sırasında Türk Devlet'ini Kıbrıs'ta işgalci diye suçlayan AB sorumlularına ne diyelim.
Fransa iki ay önce Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimine Türkiye'den korkmayın yanınızdayım derken şimdi stratejik anlaşma için kapımızın önünde bekliyor... Almanya'nın liderlik vasfı düşük başbakanı düne kadar söylemediği kadar kem söz kalmadı, o da şimdi kapımızın eşiğinde...
NATO Zirvesi'nin bitiminin ardından şu iki gün içinde AB medyasında dolaylı anlatımla biz senin de yardımın ile kendimizi toparlayana kadar bir uyumlu ortaklık anlaşması yapalım ve sen de etkili olduğun coğrafyalar da bana yardımcı ol...bu ve benzeri iki yüzlü ifadeler yazılıp çiziliyor...
AB'nin temsil yetkili kurumlarındaki siyasi insan kaynağına bakınca Türk Devletine ve İslam'a karşı kirli ve önyargılı ve genellikle Siyonist aparatı bir sürü unsur görmekteyiz. Türkiye ile çıkar meselesi olan güçler tetiklenerek Türk Devlet'ine karşı saldırıya geçiriliyor. Âmâ diğer yandan, AB mensubu İspanya İtalya vs. devletler Türkiye ile hayli ileri düzeyde savunma ve ekonomik anlaşmalara imza attılar. Bu kervana Fransa da katılmak üzere girişimler başlattı. Alman Başbakanı onca olumsuz inişli çıkışlı tutumuna karşı bir damardan uyarı üzerine son günlerde tavır değişikliği içinde.
Ayrıca son birkaç yılda İngiltere ile savunma ve ticari alanda önemli anlaşmalar sağlandı. Ayrıca son NATO Zirvesi'nde İngiltere ile son derece önemli anlaşmalar yapıldı ve hatta İngiliz tarafı bu anlaşmanın şimdilik kaydı ile önemli gördüklerinin gizli kalması talebinde bulundu. İngiltere bu anlaşmaların çarpanı etkisi olarak İngiliz Devletler Topluluğu'nun iki önde ülkesi Kanada ve Avusturalya'ya da yol vererek Türkiye ile anlaşmaların yolunu açtı. Özellikle bir hafta içinde Kanada ile savunma yüksek teknolojileri ve nükleer enerji alanında ön görüşmeler bir anlaşmaya doğru ilerliyor. Avusturalya da görüşmeler için üst düzeyde temasları başlattı. Dışişleri Bakanımız Fidan bu görüşmelere büyük bir önemle mesai veriyor.
Bu Zirveyi yakinen izleyen Rusya devlet adamları ve medyası Türkiye'yi etkili ve ağırlıklı bir güç olarak gördüklerini beyan ederken Ukrayna ile Barış görüşmelerinin Türkiye'nin öncülüğünde başlatılmasını özellikle vurguladılar. Bu açıkçası Türkiye'nin kriz çözücü ve barış tesis edici gücünün açık ifadesidir.
Bir önceki yazımda kullandığım başlık da ifade ettiğim şu ibare: "Çöken Batı Güvenlik Mimarisi”nden Küresel Güvenlik Mimarisine Giden Yolda Köprübaşı Türkiye" derken Cumhurbaşkanımız da bunu Zirve'nin ardından "Yeni Sistemde Kutup Başı Olacağız" diyerek çıtayı bir kademe daha yukarıya taşıyarak yeni hedefi gösterdi.
Nahit Tören
13 Temmuz 2026
TÜRKİYE’NİN AFRO-AVRASYA’NIN BÜTÜN ENERJİ VE TEDARİK KORİDORLARINDA VE HATLARINDA YÜKSELEN GÜÇ ETKİSİNİN STRATEJİK GÜÇ ÇARPANI MİMARİSİ DAHA DA DERİNLEŞİYOR.
150 YILDIR İNGİLİZ SİYONİZM-KEMALİZM PARANTEZİNE ALINMIŞ VE ZİHNİYET HARİTALARI İBLİS’İN ALGORİTMASI İLE KOTLANMIŞ OLANLARIN SON SİYASİ HAMLESİ...
TÜRKLERİN YENİ BİR BAĞIMSIZLIK BİLDİRGESİ OLACAK YENİ ANAYASA YOLUNDA TÜRK DEVLETİ’NİN SON HAMLELERİ
KÜRESEL SİYONİST OLİGARŞİNİN KAÇINILMAZ TASVİYESİ YOLUNDA TÜRK DEVLETİ’NİN STRATEJİK GÜÇ ÇARPANI AĞIRLIĞI
İHANETİN GECESİNDEN DİRİLİŞİN ŞAFAĞINA TÜRK HALKININ YENİDEN VAROLUŞ DESTANI...
ÇÖKEN BATI GÜVENLİK MİMARİSİNDEN KÜRESEL GÜVENLİK MİMARİSİNE GİDEN YOLUN KÖPRÜ BAŞI TÜRKİYE...
AFRO-AVRASYA’NIN KUTUP YILDIZI TÜRKİYE
TÜRKİYE’NİN ÇELİK ZIRHI: CUMHUR İTTİFAKI...
YENİ DÜNYA DÜZENİNİN ŞAFAĞINA DOĞRU
MİLLİ GÜVENLİK SORUNU OLANLARA SON UYARİ