Daha sonra kürsüye gelen Hüsnü Çeşmeci fotoğraf sunumu eşliğinde çocukluk yıllarından itibaren hayatı ve hatıralarını anlattı. "Yaşanmadan anlaşılmayan bir dönemden geçerek bugünlere geldik” diyerek söze başlayan Çeşmeci "Konya'da 1947 yılında dünyaya geldim. Hâkimiyeti Milliye İlkokulu, Karma Ortaokulu ve Konya Lisesinde okuduktan sonra Ege Üniversitesinde Fen Fakültesi Matematik-Astronomi bölümünü ve Selçuk Üniversitesinde Mühendislik-Mimarlık Fakültesi İnşaat bölümünü bitirip yine Selçuk Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsünde Yüksek Lisansımı yaptım” şeklinde konuştu.
Memuriyet görevine dair bilgiler vererek devam eden Çeşmeci "1969 yılında İzmir'de Lise Müdür Yardımcılığı ve matematik öğretmenliği yaptım. 1971-1975 arasında Konya Gazi Lisesi ve 1975-1981 arasında Karatay Lisesinde matematik öğretmenliği görevinde bulundum. 1981-1997 arasında ise Selçuk Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksek Okulu İnşaat Bölümün öğretim görevlisi olarak vazife alıp 1997 yılında emekli oldum” dedi.
Memuriyet harici görevlerinden de bahseden Çeşmeci "İzmir MTTB ve Konya Aydın Fikirler Kulübü Başkanlığı, vakıf yönetim kurulu üyeliği, Selçuklu Belediyesi Başkan Danışmanlığı, Ak parti Konya İl Teşkilatı Kurucu Üyeliği ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Başkan yardımcılığı yaptım. Önemli yapıların proje müellifi oldum, okul içi ve dışı yayınlar hazırladım, yüzlerce sohbet, seminer ve konferans verdim” diyerek sözlerini sürdürdü.
Binaların insan ruhuna etkisine de değinen Çeşmeci "İlk, Orta ve Lise tahsilimi tarihi binalarda yapmış olmamın etkisi olmalı ki her türlü tarihi eseri sevmiş ve ayırım yapmadan gezmişimdir. Gözü kara ve mücadeleci olmamda da sokakta büyümenin etkisi olduğunu düşünüyorum. İzmir'de öğrenciyken dinî ve ideolojik altyapım olmadığı için serseri mayın misali oradan oraya savrulduğum bir dönem oldu. İlerleyen zamanda toplumdaki siyasi değişimlere paralel olarak, gittikçe artan sol söylemler beni uyandıran tokat oldu. Onların söylemleri yaşantılarına uygundu da ya benim ki? Onlar (sağcı, faşist, Amerikan uşağı) diye suçlamada bulunurken (Kahrolsun komünistler, komünistler Moskova'ya) diye slogan atmak yetmezdi. Kendimi tamamlamam ve ona uygun yaşamam gerekiyordu. İçlerinde çok sayıda Konyalı'nın olduğu grupla tanışmam benim için kırılma anı oldu ve 1967 yılında Üniversiteliler Derneği benim için sol denizinde bir kurtarıcı sandal oldu. 1967'de, derneğimizi topluma mal etmek üzere yaptığımız Kıbrıs mitinginde, içine saman doldurarak yaptığım burnu zincirli ayı mankeni (Makaryos) büyük ilgi gördü ve görselin, kelamdan daha etkili olduğunu fark ettim” dedi.
Necmettin Erbakan ile henüz siyasete atılmadan 1968 yılında MTTB'nin (Aya İniş ve Müslümanların Kâinat Medeniyetine Hizmeti) adlı konferans için İzmir'e geldiğinde Çiğli havaalanında tanıştıklarını, merhum Konya Müftüsü vaiz Tahir Büyükkörükçü'ye de İzmir Alsancak Spor Salonunda yine MTTB olarak konferans verdirdiklerini anlatan Çeşmeci "Ülkücüler de Türkeş'i Üniversiteye davet ettiklerini söyleyip salon güvenliğini sağlamak için bizden yarım istediler. Güvenliği dağlarken Türkeş'i de dinledik. Solcuların davetiyle İzmir'e gelen Ecevit'i birkaç arkadaşımla dinlemeye gittiğimizde ise solcular rahatsız olup hemen etrafımızı sardılar. Solcu yazar Çetin Altan Eşrefpaşa'ya konuşma için geldiğinde, komünizmle mücadele ediyor olmamız toplantıyı düşüncesiyle toplantıyı bastık ama dolduruşa getirildiğimizi daha sonra anladım” diye konuştu.
İzmir'de solcularla yaşadıkları bir kavgada dönemin ilk kurşununu yiyerek yaralanan kişi olduğunu da kaydeden Çeşmeci "Solcuların boykotu üniversitenin altı ay kapatılma kararıyla sonuçlandı. Bu bizim altı ay geç mezun olmamıza sebep olacaktı. Boykotu kırmak için gece yaptığımız eylemde bizden sadece ben vuruldum. Okulda solculara dışarıdan çok fazla destek vardı. Kantin gazeteci ve sendikacı dolu oldurdu. Kantine sağ görüşlü gazete getirene solcular sinir olurdu” şeklinde konuştu.

1971 yılında Konya'ya dönüş kararı aldığını ve mezun olduğu Gazi lisesine öğretmen olarak atandığını anlatarak devam eden Çeşmeci "Öğrenciliğimizde Müdürümüz olan Nail Bey halen görevindeydi. Emekliliğine kadar uyum içinde çalıştık. Derslerine girdiğim fen sınıfı öğrencilerinin çoğu üniversitelere gitti; doktor, mühendis, sanayici, öğretmen, yüksek bürokrat oldu. Gazi Lisesinde kendilerini solcu olarak tanımlayan bazı öğretmenler ile yerel müfettişlerin kendisine karşı entrikalara girdiklerini söyleyen Çeşmeci "Bakanlık müfettişleri buradaki solcuları dağıtırken beni de Karatay Lisesi'ne yolladılar. Bu benim için altın değerinde oldu. DMM İnşaat Bölümünü de kazanmıştım ama kayıt için askerliği yapmış olma şartı vardı. O yıl ilk defa askerliğini yapmamış üniversite mezunlarına kısa dönem askerlik imkânı getirildi. Böylece İskenderun'da Deniz Piyade Yedek Subay Okulunda asteğmen oldum. DMM'yi bitirerek Lise öğretmenliğinin yanında İnşaat Mühendisi de oldum ve kader beni Konya'nın en yüksek yapısı Dikilitaş Sitesinin şantiye mühendisi yaptı” diyerek devam etti.
Anadol marka otomobilini satarak Konya'da ilk bilgisayarlı statik ofisini ortağı Yaşar Kaltakçı ile açtıktan sonra Sarraflar Yeraltı Çarşısı, yanan Karatay Lisesi'nin mansart çelik projesi, ilçe otogar BA projesi, maliye sarayı BA projesi (2B+20 kat) gibi eserlere imza koyduklarını anlatan Çeşmeci "12 Eylül 1980'de darbesinin akabinde Konya Meslek Yüksek Okulu müdürü beni inşaat bölümüne davet etti ve darbe şartlarına rağmen geçişim oldu” dedi.
Konya'da fikrî faaliyetlerine dair bilgiler vererek devam eden Çeşmeci "Konya'ya döndüğümde Gazi Lisesinden öğrenciler evime gelip MTTB'li olduklarını, İzmir'den tanıyanların tavsiyesi üzerine geldiklerini söyleyip derneğe davet ettiler. İdmanyurdu çarşısının bodrum katındaki yerde ziyaret ettim. Uygun bir yer bulmalarını söyledim. Paraları yoktu. Tahir Paşa Cami karşısında yer bulundu, ben kefil oldum kiralandı. Yardım için gittiğimiz yerde bize on lira verdiler. Diğer iki ziyaretimizde de böyle küçük paralar verilince diğerlerine gitmedik. Oysa bu çalışmayı İzmir'de yapsak gerekli parayı hemen bulabilirdik. Konya'da hayal kırıklığına uğradık. Bunun üzerine gençlerin durgun enerjisini kinetik enerjiye çevirdik. Kör Ahmet, Bozkır ekibi, Erzurum ekibi gibi konserler düzenlendi. Bu defa (Bunlar pavyondan ekip getiriyorlar) diye söyleyenler oldu. Önümüze takoz olmak isteyenlere rağmen tüm biletler satıldı, lazım olan para toplandı. Bu başarı gençlere özgüven verdi; seminerleri konferanslar, paneller, üniversiteye hazırlık kursları düzenlendi” dedi.
MTTB olarak ortaöğretim gençleri için Beyşehir yaz kampı düzenlediklerini, bazı seminerleri matbu olarak bastırdıklarını, Hayra Hizmet Vakfının kendi hayatının bir bölümünde yer aldığını anlatan Çeşmeci "İttifak Holding bünyesinde çalışanlara seminerler verdim. Aydın Fikirler Kulübü Başkanı oldum. SUN TV'de kültür Penceresi adlı programlar yaptım. Latif Selvi Beyin davetiyle öğretmenlere Yönetim Sanatı semineri verdim. Yine İttifak Holding'in sınırlı katılım olan Beyin Fırtınası toplantılarına daimi katılımcı oldum” diye konuştu.
Zaman zaman bazı partilerle ilişkileri olduğunu ve çalışmalara katıldığını anlatan Çeşmeci "Milli Görüş hareketi benim için İzmir'de başladı, Konya'da devam etti. Meydan ve salonlarda, ev, kahvehane, köy ziyaretlerinde bulundum. Ancak kurtlar sofrasında yer açmanın deveye hendek atlatmaktan daha zor olduğunu yaşayarak gördüm. Emekli olup işimi de tasfiye ettikten sonra şimdi Bodrum'da yaşıyorum” diyerek konuşmasını tamamladı.
(Bekir Turan)