Yeni Konya Gazetesi - Günlük tarafsız siyasi gazete
Ayşegül Büyüksarı Şencan
Ayşegül Büyüksarı Şencan
aysegulsencan@yenikonya.com.tr

MİNAREYE YASLANAN ÇAN KULESİ

26 Ağustos 2019, Pazertesi günü eklendi. Font boyutu:

Balıkesir'in şirin ilçesi Ayvalık... Şirin deniliyor buraya, gerçekten kelimenin tam karşılığı şirin sanırım. Fakat şirin olmakla birlikte Ayvalık başka bir ruhta taşıyor sanki. Tarihi dokusunun yanısıra taş sokaklarının denize kavuşması ve güneşle buluşması başlı başına bir güzellik. Kendi halinde, bozulmamış mimari yapısı , ara sokakların bir kalp gibi atıyor oluşu, zeytin ve kekik kokusu...

Ayvalık'ta yüksek olmayan binaların arasından her an farklı bir film sahnesine çıkıyor gibisiniz. İskelede sanki hiç güneş görmemiş gibi güneşin batışını izlerken, kızıl, mavi, sarı, turuncu renklere yeniden aşık oluyorsunuz. Yaradanın şahane renkleri kusursuzca mekana serdiğini görüyor olmak, acizliğimizi bir kez daha yüzümüze vuruyor. Ardından dilimizden dökülen çok şükür cümlesi...

Büyük şehrin koşturmacası ve saatlere yayılan yapılacak listesine takılmadan iskeleden aşağıya doğru adımlıyorum. El emeği, göz nuru yapılan ürünlere, her sene hiç görmemiş gibi yeniden bakıyor, incik boncuğun içinde kayboluyorum. Hafif bir esinti tatlı tatlı vuruyor bedenime. Rüzgara şükrederken, nefes aldığımı yeniden hissediyorum. Aniden, şirin ilçede kayıtsız kalınamayacak kadar hoş bir ezan sesi yükseliyor. Sözlerin peşine yetişmek için biraz daha hızlı adımlıyorum ara sokakları.

Daracık bir sokakta kediler eşlik ediyor bana. Ayvalık sokaklarında kediler her yerde... Selam veriyor, konuşuyor, gülümsüyor. Burayı şirin yapanlar listesinde kesinlikle kediler var. Sevgi ile bakıldıkları için ürkek, korkak, hırçın değiller. Sevgi tüm olumsuzlukları yok eder ya; hepsi yanıbaşınıza koşuveriyor bu yüzden Boncuk gözlerle selamlaşıyorum sürekli.

Köşeyi döner dönmez bir minare gözümü kamaştırıyor. Demir kapıdan altı merdiven çıkıp camiinin avlusuna giriyorum. Büyük bir bahçeye girmiş gibi çam ağaçlarının içinde buluyorum kendimi. Aslında caminin üç tane giriş kapısı varmış. Ben davet edildiğim kapıdan giriyorum. Ayvalık'ın simgesi olan bir kaç yapıdan biri Saatli Camii...

Kafamı kaldırdığım an güzel, bir o kadar da farklı bir minareyle göz göze geliyorum. Minarenin yanında farklı işlemelerle bir çan kulesi var. Büyüleyici minarenin yüksekliği 44 metre, yanıbaşına kardeş gibi yaslanmış çan kulesinin yüksekliği ise 24 metre. Saatli Cami'nin giriş kapısında bulunan İon başlıklı dört sütun, güzel tavanı alçı süslemeli küçük bir sahan oluşturmuş. Hemen sol tarafta, çatıda bulunan çan kulesi -şimdilerde saat kulesi- gökyüzüne uzanan sivri tavanı ile büyüleyici binaya gotik bir hava vermiş. Saat kulesinde hem daire, hem dörtgen saatler bulunuyor. Giriş kapısının sol tarafında da bahçe içine inşa edilmiş ve sarımsak taşı kullanılmış güzel bir minare var. Ayvalık'ta eski Rum evlerinden tutun pek çok binanın ve mimari yapının inşaasında sarımsak taşı kullanılmış. Bu gerçekten ilginç ve bu binaların farklılığının bir göstergesi.

Dedim ya o dönemler çan kulesi olan şimdiler de Saat kulesi olarak görünüyor. Çan kulesi, 1944 depreminde yıkılınca, çanı yok olmuş. Yıkılan kule de yeniden onarılarak sadece saat kulesi olarak kullanılmaya başlanmış. O tarihten sonra da "Saatli Cami” olarak söylenmeye başlanmış.

Mekan çok sade ama o sadelik içerisinde insanı büyüleyen bir havası vardı. Sadeliğin bu denli insanı etkilediğini yeniden anlamlandırdım. En önemli detay da belki de simetrisi korunarak inşa edilmiş bir yapı olması. O simetrik hali göz yormuyor ve sadeliliğini de taçlandırıyor.

Gelelim hissettirdiklerine: Öyle ya mekanların dili vardır, konuşurlar bizimle. Saatli cami de ruhuma cümleler fısıldadı, o fısıltıda bu cümleleri şekillendirdi

Ahh kadim ülkem...

Herkesi kucaklayan saygı duyan koruyup kollayan TÜRKİYEM !

Farklı dillerin dinlerin limanı olan, saygıyla hepsini kucaklayan canım ülkem. Bu topraklarda yaşayan herkesin ibadethanesine saygı duymuş, mimarisini bile değiştirmeden koruyan bir ecdada sahip olduğum için çok şanslıyım. Ve bunu bir kez daha gururla hissettim...

Bu da gösteriyor ki; Saatli Cami gibi, bu topraklarda, tüm mabedler kul ile tanrı arasında bütün zamanlara tanıklık etmiş. Ayrı dinlerde tek tanrıya yakaranlara ev sahipliği yapmış mekanlar.

Şu dünyada birbirine yaslanmış dinlerin kardeşliğini ancak Türkiye'de bu kadar net hissedebilirsiniz. İyi ki bu kadim kültürün hissettiklerini soluyorum. İyi ki bu toprakların evladıyım.

Başka alemlerle farkımız bizim...

 

Bu yazı 734 kez okundu.
Yorumlar

Yazarın tüm yazılarını görmek için tıklayınız!

KÖŞE YAZARLARI
SON DAKİKA HABERLERİ