Yaş Almak mı, Derinleşmek mi?
ÇOCUKLAR İLAHİLER EŞLİĞİNDE ALLAH DİYOR NAMAZA KOŞUYOR, BAZILARI NEDEN RAHATSIZ OLUYOR?
İFTAR VAKTİ
Emir Timur ve Mirası
Ramazan Günlerinde Kitap, Şehir ve Hatıralar
İSRAİL’İN NİL’DEN FIRAT’A HAYALİ
POSTMODERN 28 ŞUBAT DARBESİNİ UNUTMAYACAĞIZ VE UNUTTURMAYACAĞIZ!
İNSANLIĞA DÜŞMAN ŞETAN VE ONUN ASKERLERİ
Dolarizasyonun Enflasyon Üzerindeki Etkisi Zayıflıyor
BESLENME ÇANTASI
50 YILLIK YAZARLIK HAYATIM VE ŞİİR ÇALIŞMALARIM
Hz. Yusuf Kıssası ve Epstein Cemaati
Konyaspo’dan Görkemli Galibiyet
“Benim Kim Olduğumu Biliyor Musun?”
Dünya devini farklı yenen lideri devirdik
Konya Büyükşehir Belediyesi uzaya taşınıyor.
Siyasette Seviye İçin Muhalefete Kulak Verelim
Suriye çadır kent sorunu
ANNECİĞİM
Plaka basım atölyesinde yeni dönem
HEPİMİZ ÇARKIN İÇİNDEYİZ
Sosyal Medya: Abartı, Algı ve Sessiz Soygun
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
BATILILARIN KİRLETİLMİŞ MENDİLLERİ: TERÖR ÖRGÜTLERİ
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
EĞİTİMDE BİR MİLAT BAŞLAMALI MI?
11. YARGI PAKETİNE LGBT’DE EKLENMELİ
7. yüzyılda Mekke/Medine'de Hz. Peygamberin temellerini attığı İslam Ümranı, 6 asır sonra 13. Yüzyılda zirveyi Doğu'da Anadolu Selçuklu Devleti'nde Konya ve Batı'da Endülüs'te Kurtuba'da yaşadı.
Konya ve Kurtuba dünyanın her tarafından değerli insanları kendisinde topluyor ve tüm zaman ve mekanlara ulaşacak değerler üretiyorlardı.
Bugün dahi maddi/manevi beşeriyetin ulaştığı bütün değerlerde Konya ve Kurtuba'nın izlerini açılıkla görebiliriz.
İbn Tufeyl'in İbni Sina'dan alıp geliştirdiği, ontolojinin üzerine oturduğu epistemiyolojinin 2 temel kaynağı olan Nazar(akıl) ve Müşahede(kalp) yönteminin harika bir şekilde harmanlandığı Hay bin Yakzan'a; Batı ancak 18. Asırda Daniel De Foe'nin Hay bin Yakzan'ın kötü bir takliti olarak koyduğu Robertsone Crouse ile cevap vermeye çalıştı.
Batı reform ve rönesansı İslam dünyasından tercüme ettiği 60 bin ciltlik İslam literatürü üzerinde kurdu.
Kurtuba'yı ihya ve inşa etmemiz zaman alacağından ve Kurtuba'nın yeniden inşası Konya'nın diriliş ve ihyasına bağlı olduğundan biz 35 yıldır yaşadığımız şehir Konya üzerinde duracağız.
Konya 13. Yüzyılda; Maturidi ve Hoca Ahmet Yesevi gibi zatların ehli beytten alıp yoğurdukları İslam anlayışını Belh'ten gelen Mevlana Celaleddin Rumi, Tebriz'den gelen Şems-i Tebriz'i, Tiflis'ten gelen Hubeyş et-Tiflîsî, Semerkant'tan Şemşeddin Semerkandi, Sührevend'den Ebû Hafs Ömer Sühreverdî, Şiraz'dan Kutbuddîn Şîrâzî, Musul'dan Esîrüddîn el-Ebherî, Azerbaycan'dan gelen Siraceddin Urmevi ve Ekmeleddin Nahçevani, Malatya'dan gelen Sadreddin Konevi ile; Endülüs birikimini ise Muhyiddin'i Arabi ile birleştirmişti.
Bu birikim, Anadolu Selçuklu Devleti'nin başkentini siyasi, bilim, kültür ve sanat açısından dünyanın zirvesine yerleştirmişti. Konya 6 asırlık İslam birikiminin meyvelerini toplamış ve Osmanlı ile zirveyi sabitlemiş ve Toynbee'nin ifadesiyle yok edilemeyecek ancak durdurulabilecek bir ümranın ilkeleri ve temelleri atılmıştı.
Selçuklu başkenti Konya'da en önemli unsur olan 24 ciddi Medrese ile yapılan eğitim tamamen gönüllülüğe dayalı vakıf kültürü ve desteğiyle yapılıyordu. Bugün de modern dünyada da en iyi eğitim kurumları tamamen siyasetten bağımsız vakıf sistemiyle işliyor.
Selçuklu'nun başkenti Konya; Mekke'de dar-ul erkam, Medine'de ashab-ı suffe'den, Bağdat'ta beyt-ül hikmelerden, Kahire'de el-Ezher'den, Dımaşk'tan, Merv'den, Kayrevan'dan, Buhara'dan, Taşkent'ten, Çimkent'ten, Tirmiz'den, Serahs'tan, Keş'ten, Harizm'den, Nesf'den, Andican'dan, Farab'tan, Merağa'dan, Cend'den, Kurtuba, Toledo, İşbiliye, Gırnata, Maleka ve Nizamiyelerden aldığı tecrübeyi yoğurmuş ve hayat macunu haline getirip insanlığın dikkatine sunmuştu. Zira İslam dünyası 13. Yüzyılda ve diğer yüzyıllarda farklı siyasi devletlere sahip olsa da ilim, ümran ve sanat açısından tek bir ümmet gibi alışveriş içerisinde olmuştur.
İbn Haldun'un "ilim senedinin ittisali ümranın şartıdır” sözü fiilen yaşanmış, Hz. Peygamberin tamamladığı ümranın kodları zihin ve gönüller üzerinden asırlar arası taşınmıştır.
Eğitimde; Vakfın gelirleriyle harcamalar yapılıyor, mekanın teşekkülü tesis ediliyor, barınan öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılanıyor ve ders veren hocaların maaşları ödeniyordu.
Selçuklu medreselerinin nadide örnekleri; Konya'yı besleyecek şekilde teessüs etmiş, Erzurum, Amasya, Kayseri, Sivas, Tokat, Nevşehir, Aksaray, Afyonkarahisar ve Isparta'da da benzer örnekleri vardı.
Peki bugün Konya 13. Yüzyılda ulaştığı zirveyi görebilir mi?
Ben çok kısa sürede bu mirası yeniden ayağa kaldırıp dünyanın zirve şehri olacağımıza inanıyorum Bunun için önerilerimi sıralamak istiyorum:
Hz. Yusuf Kıssası ve Epstein Cemaati
Altın Yumurtlayan Tavuğu Kesmek
Deprem Fırsat mı, Tehdit mi?
Yürüyün, Durmayın! Durursanız Sırat’tan Düşersiniz.
Şehvet-i Kelam ve Kalem İçin Susturucu: Kabak
“Kalite” Anlaşılmak İçin “Zaman ve Sabra” İhtiyaç Duyar
Hangi Hazine Daha Değerli: Yeraltı mı, Yer Üstü mü?
Yol Arkadaşlığında “Hızır Ölçüsü”
“Canlı Yayında Konuşur Gibi” Konuşabilmek
Meşruiyetin Olmazsa Olmaz 3’lüsü