Yazma Eserlerin İzinde; Belviranlı Koleksiyonu’nun Sessiz Hikâyesi
YİNE YENİ YENİDEN BAMYA ÇORBASI
TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ 24. OLAGAN GENEL KURULU GERÇEKLEŞTİRİLDİ
Kripto varlık vergisiyle ilgili düzenleme neden geri çekildi?
SON HAÇLI SEFERİ VE SAVAŞIN KABALİST ARKA PLANI
TESPİT-TAMİR
Hayırdan Şer, Şerden Hayır Çıkabilir! (Dijitalleşme Üzerine)
İnsana İyi Gelen Melodiler
BİZİM MUHSİN BİR ŞEHİDİN ARDINDAN KALAN MİRAS VE VİCDAN MUHASEBESİ
870 Yılı Ramazan Bayramında Vefat Eden İmam Buhari’nin Adına Yapılan Külliye 2026 Ramazan Bayramında Semerkant’ta Açıldı
5816 KALDIRILMALI MI?
Hesap Tutmadı: Washington’ın İran Yanılgısı
İnsanın Anlaşamadığı Dünya
BİR BAYRAM BÖYLE GEÇTİ!
Her biri altın değerinde 6 puan
Petrodoların Kanlı Tasfiyesi
AK Parti Neden İvme Yakalayamadı?
Epic Fury: Ortadoğu’da Jeopolitik Bir İntiharın Anatomisi
Evcil Hayvanlar Çocuk Gelişimini Nasıl Etkiler
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
Konyaspo’dan Görkemli Galibiyet
ANNECİĞİM
Plaka basım atölyesinde yeni dönem
HEPİMİZ ÇARKIN İÇİNDEYİZ
Sosyal Medya: Abartı, Algı ve Sessiz Soygun
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
KAYGI
Aileyi şöyle tarif ederler; "Toplumun en küçük birimi”. Bu, şu anlama gelir; toplumun temeli, toplumu oluşturan sağlam yapı taşları, milletlerin temeli…
Nasıl ki bir binanın temeli ve temel taşları sağlam olursa, o toplum binası da sağlam olur; ufak tefek sarsıntılarda yıkılmaz. Toplum ve aile; fertlerden, kişilerden meydana gelir. Sağlam karakterli, sağlam bünyeli, sağlam inançlı fertlerin oluşturduğu, aileler de, millet de, devlet de sağlam olur.
Ailelerde önce imanı ikame etmek şarttır. Hiçbir aile, evladına, çocuklarına, geleceğine, ahlaktan daha güzel bir miras bırakamaz.
Kıymetli yazar ve aile uzmanı gönül dostum Cemil Paslı; Ailenin temel taşlarının; (9 S) Sohbet birliği (iletişim), Sofra birliği, Seccade birliği (inanç), Seyahat birliği, Sevgi birliği, Sayfa birliği (okumak), Samimiyet, Sistem ve Sabır birliği olarak belirtir.
Her geçen gün aile kurumunda çatırdamalara şahit oluyoruz. Bunda bütün kabahatin bizde, yani ailelerde olduğunu düşünüyorum. Zira aileler, tamamen dünyevi gailelere bürünmüş, her şeyin çözümünün maddeden geçtiği, maddesiz hayatın hayat olamayacağı anlayışı içimize iyice yerleşmiştir.
Evet bütün kabahat bizde derken, böyle kalsın, inceldiği yerden kopsun, nereye giderse gitsin… deme şansımız yok. Mutlaka kopukluğu gidermek, yanlışlara çare bulmak zorundayız. Gençler, evlenmekten, yuva kurmaktan korkar hale geldiler. Televizyon dizilerinin, olumsuz programların etkisi elbette oluyor! Ama Allah akıl, fikir, iz'an, idrak vermiş. Oturup; "Bu halimiz ne olacak? Böyle nereye gideceğiz? Oğlumuz veya kızımızın yanlışlardan dönmesi, kötü yol arkadaşlarından uzaklaştırılması için aklımızı terletmek durumundayız.
Bize en doğruyu, en sağlamı ve en şaşmaz yolu; Kur'an ve Resulullahın hayatı gösteriyor. Bunun dışında yol aramak beyhude yere çabalamak olur. Allah'ın kopmaz ipine (Kur'an ve Sünnete) sarıldığımız, her meselemizi, her işimizi onların ışığı ve rehberliğinde yaptığımız zaman dünyamız cennet, aileler huzurlu ve mutlu olur.
Öncelikle şunu uygulamalıyız; her akşam aile olarak bir araya gelip, en az bir saat birbirimizin gözünün içine bakarak, gönüllerine hitap ederek iletişime girelim. Gönülleri fethetmeden huzuru sağlayamayız. "yorgunum, akşama kadar benim ne çektiğimi bir Allah, bir de ben bilirim, bir de sizinle uğraşamam” sözleri, aileye dökülen bir benzin gibidir. Hele televizyonun başına geçerek gece geç saatlere kadar ekran karşısında kendimizden geçerecesine dizilere, programlara odaklanmak kadar çocukları ve aileyi yıpratan ve üzen bir şey olamaz. Tabii televizyon da izlenecek ama aileye gerekli ilgiyi, alakayı gösterdikten, çocukların dertleriyle dertlendikten, tabir yerindeyse onlarla oynaştıktan sonra olacak şeydir.
Aileler bize Allah'ın emanetidir. Onları ilgisiz, sevgisiz bırakmak, emanete ihanet etmektir. Allah bizi başıboş yaratmadı. Hepimizin sorumluluğu var. En ağır, en büyük sorumluluğumuz da ailedir.
Kaybettik!
Ekmeğimizi paylaştığımız,
Dost ellerini, ünden kaybettik,
Sevgi bağında dolaştığımız…
Dost diyarları tümden kaybettik!
Dualı sudan içtiklerimiz,
Dost köprülerden geçtiklerimiz,
Sevgiye pazar açtıklarımız…
Gönül dostunu dünden kaybettik!
Toplu eğlenip, hep güldüğümüz,
Tüm ahbaplarla, can bulduğumuz,
Sevgiyle bakan, göz olduğumuz,
Canlarımızı, günden kaybettik!
Can insanların tebessümünü,
Yardımlaşma ve teşebbüsünü,
Dostluk ve yârân olma süsünü…
Tarihe gömdük, ünden kaybettik!
Yalnızlık nedir bilmediğimiz,
"Gurbet” illeri bulmadığımız,
Gözyaşlarımız salmadığımız…
Sıcak yuvayı, tümden kaybettik!
Kalplerimizin sessizliğini,
İnsan olmanın eşsizliğini,
Mutlu olmanın "en”sizliğini…
Maddeye boğduk, sonra kaybettik!
Hakka kulluğun, özden yâdını,
Resulümüzün, kutlu adını,
Kur'an'ca hayat, sürme tadını…
Ne yazık ki hep, dünden kaybettik!BİR BAYRAM BÖYLE GEÇTİ!
ÇANAKKALE’Yİ HATIRLAMAK
SORU İÇİNDE SORU!
KİRLİ OYUNA DİKKAT!
PAYİTAHTA RUH VERENLER
O KADAR MI ZOR?
ŞİMDİ NE OLACAK?
50 YILLIK YAZARLIK HAYATIM VE ŞİİR ÇALIŞMALARIM
BİR CUMA OLAYI VE OKULLARDA RAMAZAN ETKİNLİKLERİNİN ÖNEMİ
ARINMA ZAMANI