Kazım ÖZTÜRK
Kazım ÖZTÜRK
kazim.ozturk@yenikonya.com.tr

EVLER HAPİSHANEYE DÖNÜŞMEDEN

25 Temmuz 2020, C.tesi günü eklendi.

Değerli dostlar, çok sık kullandığımız bir söz var; "eğri oturalım doğru konuşalım”. Aslında bunun şöyle olması lazım; "doğru oturalım, doğru konuşalım”. Çünkü doğru olanın her şeyi doğrudur; oturması, kalkması, konuşması, hal ve hareketleri…denir ki; "eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz”. Başkalarına etki edebilmek, sözlerimizin tesirli olması için kendimizin her durumda hatadan salim olması gerekir. Bu hususla ilgili bir yazıyı sizinle paylaşmak istiyorum. Yazının sahibi Mahmut TOPTAŞ. Yazının hiçbir harfine, kelime ve cümlesine dokunmadan olduğu gibi alıntılıyorum;

"Belki biraz abartılı ama anlatıldığına göre Yeniçeri askerlerinden biri, bir Hıristiyan askerinin yakasına yapışmış ve "Kelime-i Şehadet getir bire kafir” demiş. Hıristiyan asker: "Ne söyleyeceğimi bana öğret de onu söyleyeyim” deyince, Yeniçerinin gözleri belerir, elleri gevşer, onu serbest bırakırken "Ben de bilmiyorum” der.

Anlatılan doğru mu yanlış mı bilmiyorum ama Yunanlı Grafiker bir bayanın Müslüman ettiği bir Türkü biliyorum. Yunanlı bayan Müslüman olmaya karar vermiş ve İstanbul camilerinden birinin imamına başvurmuş.
İmam da beni çağırdı. Bayan İngilizce biliyor, tercümanımız kem-küm ediyor.
İmam caminin karşısındaki halıcıda çalışan birini getirdi. Onun İngilizcesi de su gibi akıyor. Beş yıl İngiltere'de kalmış. Yarım saat kadar Kelime-i Şehadetin anlamını anlattım, çok güzel tercüme ettiğini zannediyorum.

La İlahe illallah'ı anlatırken "yaratan, yaşatan ve yönetenin Allah olduğunu, Turgut Özal ve Karamanlis'in Allah karşısında seninle eşit yerde durduğunuzu hepimizin onun verdiği nefese muhtaç olduğumuz gibi onun belirlediği hukuka uymamız gerektiğini anlattığımda gözlerinden iki damla yaş geldi. Sevgili peygamberimizi de anlattıktan sonra tercümana "Kelime-i Şehadetin Arapçasını ben söyledikten sonra o aynı kelimeleri tekrarlasın” dedim. Tercüman, Yunanlı bayana bir şeyler anlattıktan sonra bana döndü ve "O kelime ne idi?” dedi.

Sen bilmiyor musun? Sorusuna bilmediğini söyleyince ben ona;

"Bak senin bu kelime-i Şehadeti bilmediğini bu bayan bilmesin. Önce seni Müslüman edelim sonra Yunanlıyı” demiştim.

Ülkede veya ülkelerarasında suç işleyen Müslümanlar, büyüteçle dünyaya gösteriliyor ve İslam'ı karalama vasıtası yapılıyor. Dünyadaki suç işleyen bütün Müslümanların öldürdüğü insan sayısını toplasanız, Bush oğlu Bush'un emriyle bir senede öldürdüğüne denk olmaz. Dünyadaki bütün hırsızların çaldığı malın toplamı, yine Bush güçlerinin bir ayda sömürdüğüne denk olmaz.

Müslümanımızın İslami bilgisi de malum. Ben kendimden örnek vereyim, Türkiye'de dini eğitim veren resmi ve resmi olmayan okulları bitirmiş biri olarak söyleyeyim ki, laik eğitim, benim kültür kabımın yüzde doksanını doldurmuş vaziyettedir.
Çünkü onun eğitimi yalnız okulla kalmıyor.

Sokakta, dükkânlarda, dairelerde, kışlalarda, karakollarda, üniversitelerde, televizyonlarda, özetle nefes aldığımız her yerde görülmektedir.

Onun için diyorum ki, kanların dökülmemesi, malların talan olmaması, namusların kirletilmemesi için iyi bir İslami eğitime geçmemiz gerekir.

Yoksa torununuza çok güvenlikli hapishane gibi evler yapmaya başlayın şimdiden.
Evler, hapishaneye dönüşmeden hemen çocuklarınızı ve torunlarınızı alınız yanınıza ve okul öncesi İslami eğitime geçiniz ve resmi eğitimin de İslami olması için bütün gücünüzü kullanınız.”

Yorumlar
Personel Alımı ve Diğer İlanlar için Tıklayınız
SON DAKİKA HABERLERİ