Hicretimiz Kime?

Bu başlığı görenler; "hicretin ne anlama geldiğini bilmiyor musun?” diye mutlaka soracaklar. Ve cevabını da şöyle verecekler, "hicret, haramdan helale gitmek. Hicret; Allah'ın nehy ettiği şeylerden uzak durmak…” gibi birçok yorum yapılacak! Hatta bu başlığı; "Hizmetimiz Kime?” ,”Kime yolculuk yapıyoruz?”, "Kimin düdüğünü öttürüyoruz? Diye de söyleyebiliriz!

Gerçekten biz Müslümanlar, daha doğrusu "Müslüman'ım” deyip de Müslümanlığı içine sindiremeyen, Kur'an hükümleri dudaktan aşağı inmeyen, riyakârca tavır sergileyenlerin hicreti kime? Paraya mı? Mala mı? Kadına mı? Makam ve mevkiye mi? Hırs ve tamaha mı? Bencilliğe mi? Çıkarcılığa mı? Münafıklığa mı? Firavun'a mı? Nemrut ve Nemrutlaşanlara mı?...

Muharrem ayı, Hicret ayı! Muharrem ayı; Kerbela gibi İslam dünyasını derinden yaralayan; fitnenin, münafıklığın, siyasi çekişmelerin, kan dökmenin adeta caiz kılındığı(!) bir ay! Muharrem ayında neden oruç tutarız? Nefsimizi kötülüklerden, şeytanın iğvasından, kötü dürtülerden uzak kılmak, melekler gibi olup asla yanlış yapmamak, el ele gönül gönüle verip birliğimizi, dirliğimizi sağlamak için değil mi?

Eğer hicret; Allah'ın yasakladıklarından uzak kalmak ise- ki öyledir- dünya Müslümanlarının ahvaline bakmamız gerekir. Dünyada Müslüman kanı akıyor! Bir avuç İsrail Devleti, dünyanın gözünün içine baka baka katliam yapıyor! Devletler, üzerlerine ölü toprağı serpilmiş gibi sessizce, aymazca, vurdumduymazca… bu katliamı seyrediyor!

İsrail, Mescidi Aksa'ya postallarıyla girerek, camiyi tahrip etti! Kan kol geziyor! BOP projesini yürürlüğe koymak için adım adım ilerliyor! Siyonizm, bütün dünyada kan içmeyi sürdürüyor!

Baktığımız zaman; bütün yer altı zenginliklerinin, İslam ülkelerinde olduğunu görüyoruz! Bugün dünya, petrole muhtaç! Petrolün çoğunluğu da İslam ülkelerinden çıkmakta! Yani demem odur ki; İslam ülkelerinin elinde çok büyük bir güç var. Bunu kullanarak; İsrail, ABD, Siyonizm… gibi dünyayı ateşe vermeye yeltenen kurum ve kuruluşlar, devletlere, "dur bakalım, nereye gidiyorsun? Bu katliama son ver, değilse bir kaşık suda seni boğarız, aklını başına al!” deme cüreti gösterme gücüne sahip! Hani bir zaman Fransa dans icat etmişti de, Kanuni Sultan Süleyman, mektup göndererek; "o dansı hemen kaldır, değilse dünyayı başına yıkarım” demişti!

  1. Doğu tarih boyu; Peygamberlerin hüküm sürdüğü, İlahi kelamların terennüm, birçok peygamber ve ulu kişilerin arzı endam ettiği kutlu mekânlardır! Burada hayat var! İsrail; Arz-ı Mev'ud (Vaad Edilen Topraklar) konusunda kimseyi dinlemiyor! Kendi tahrif edilmiş kitapları (Tevrat) ındaki hükümlere göre hareket ediyor! Onlar tahrif edilmiş bir kitaba uyuyorlar da, Müslümanlara ne oluyor? Tahrif edilmemiş, edilmeyecek olan Kur'an'a uygun davranmaktan neden uzak kalıyorlar? Niçin Allah'ın emirlerine, kör, sağır, dilsiz oluyorlar? Ne hakla İslam'ın peygamberinin dedikleri istikamette davranış sergilemiyorlar? Kaldı ki hiçbir peygamber; "yeryüzünü ateşe verin, insanları katledin, savaşı sürdürün, teröre destek verin…” dememiştir! Hak dinlerin, hak dinlerin peygamberlerinin amacı; birlik, kardeşlik, barış, sevgi ve cennet gibi bir dünya tesisidir! Yani;Tevhid'dir.

İsrail katliamına Müslüman ülkelerden neden ses gelmiyor? Yoksa onlar da İsrail uşağı mı? Dünya bu katliama niçin sesini çıkarmıyor? Acaba hepsi İsrail yandaşı, İsrail kölesi mi? Hani nerede BM? Nerede "dünyaya barış getireceğiz, demokrasi getireceğiz" diye bas bas bağıranlar? Uyanın dünya Müslümanları! El ele verin. "Haksızlık karşısında susanın dilsiz şeytan" olduğu şuurunu elde edin! Kur'an'a yönelin, Allah'ın yasalarına hayatınızı adayın! Eğer yapmazsanız, bu ateşin, bütün dünyayı yakıp kavuracağını unutmayın!


Yazarın Diğer Yazıları