KALP KÖR OLDUKTAN SONRA!...

Hz. Ali'nin şu sözü çok dikkatimi çeker;

-"Kalp kör olduktan sonra, gözlerin görmesinde hiçbir fayda yoktur.”

İnsanın kalp gözünün açık olması: Gerçekleri görmesi, çevresindeki olaylardan ve varlıklardan ibret alması, hakkı batıldan, doğruyu yanlıştan, hidayeti dalaletten ayırması, Yüce Yaratıcı'nın varlığına işaret eden delilleri görmesi, hayatını ona göre tanzim etmesi demektir. Ebedi mutluluk mutluluk beklentisi içinde olan insan.

İnsanın kalp gözüne "basiret”, kalıp (beden) gözüne ise "basar” denir. Bu iki göz, dünya ve ahiret saadetine ulaşmaya, hakkı ve batılı görüp idrak etmeye yarayan iki temel etkendir.

Kalıp (beden) gözü her insanda dünyaya gelişiyle açılıp yer, zaman ve mekana has bir durum değildir.
Kalp gözü ise insanın dünyaya gelişiyle paralel olmayıp, İman etmekle, imanın esaslarını pratize etmekle elde edilir. Kalp gözü, insanın dünyada iken elde ettiği iman sayesinde ve Allah'ın ona hidayet vermesiyle dünya ve ahiret saadetine açılan kapıdır. Bu şekilde insanoğlu hidayet yolunu elde edip, tökezlemeden yürür.

Kalp gözü kapalı olan birisi, kalıp gözü açık olsa bile, aslında o insan kördür.. Karanlıklar içerisinde Allah'ın c.c. yüce sanatını görmemekte/görememektedir. Basiretsiz olup Allah'ın nuruyla bakamadığı için ruhuyla değil nefsiyle hareket eder ve bu şekilde günahlar meşru bir hal alır. Zamanla yaptığı günahlar ise kalbi öyle bir katmerleştirir ki sonuçta Allah tarafından kalbi mühürlenir ve bu şekilde kalp gözü göremez olur. Allah'tan başka da ona yol gösterecek yoktur.

Kalp gözü kapalı olan birisi eşyaya, doğaya, insanlara ve tüm kainata baktığında sadece zahiri şekliyle görür ve belki de bu onun için bir şey ifade etmez.Hatta bakan kişi "şirk” eyleminde bulunmuş birisi ise her şeyde tasarruf hakkının kendisinde olduğunu sanır ve Firavun, Nemrud..gibi ilahlık taslar.

 

Kalbe ermeyen, kulaktan öteye geçmeyen, idrak edilemeyen bir nasihatin/bir söylemin (dinleyen için) hiçbir değeri olmadığı gibi, söyleyen açısından da zaman kaybetmekten başka bir şey değildir.

"Kim burada (dünyada) kör ise ahirette de (sonuçta) kördür.” (17/72)

Gönül gözü açık olan birisi beden gözü kapalı olsa bile bu onun için yaşama dair bazı zorluklar dışında fazla bir şey ifade etmemektedir. Hatta bu zorluklar onun için ibadet hükmünde olur. Asr-ı saadette Ümmi Mektum'a baktığımızda beden gözü görmediği halde kalp gözüyle Resulullah'a ilk iman edenlerden olmuş, bu yolda Mekke müşriklerinden birçok eziyete ve hakarete maruz kalmıştır. Hatta öyle bir iman etmiştir ki, Allah c.c. onun hakkında 16 ayet indirmiş olup, "Yahut öğüt alacaktı da, o öğüt kendisine fayda verecekti” (80/4) ayetine mazhar olmuştur.

Gönül gözünün açılmasıyla basireti elde eden ve kalbinin üzerindeki perdeyi ortadan kaldıran kişi, dost ile düşmanı, iyi ile kötüyü, rahat bir şekilde idrak edebilir. Kur'an okuduğu zaman, kalbine/ruhuna işler ve bu sayede Furkan-i bir anlayışa sahip olur.

Kalp gözü açık olan birisi suyu, doğayı, insanı ve kainatı "oku”duğunda Allah'ın adıyla okur ve yaratmadaki muazzam dengeyi idrak eder. Kalbe meyilli olan ruh, bu şekilde temizlenir ve nefis tezkiyesi de elde edilmiş olur.

Yaşadığımız coğrafyada küfrün nifak yüzü ancak basiret sayesinde görülebilir. Günlük yaşamda küfür, İslam ve Müslümanlara yapmak niyetinde, hainliğinde olduğu zaman, ilk önce ona kılıf bulur ve bu şekilde gönül gözü açık olmayıp, sadece beden gözüyle bakanlar bunun iyi bir şey olduğunu irdelemeden kabullenir ve hatta destekçi çıkar.


Yazarın Diğer Yazıları