ROBERT KOLEJ’DEN, BOĞAZİÇİ’NE

Boğaziçi Üniversitesi rektörlüğüne AK Parti'den geçmişte milletvekili aday adayı olan Haliç Üniversitesi rektörü Prof. Dr. Melih Bulu'nun getirilmesi tartışma yarattı. Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile yapılan atamaya, birçok eski mezun, siyasetçi ve gazeteci tepki gösterdi.

Üniversitenin öğretim üyeleri de bir açıklama yaparak, "1980'lerin askeri vesayet rejiminden sonra ilk kez üniversitemize kurum dışından bir rektör atanmıştır. Akademik yöneticiler atamayla değil, seçimle belirlenmelidir" dedi.

Prof. Melih Bulu'nun rektör olarak atanmasının ardından protestolarla gündeme gelen Boğaziçi Üniversitesi'nin geçmişi de bu gelişmeler sonucu merak edilmeye başlandı.

Hepimiz Boğaziçi denince pek çok öğrencinin hayalindeki üniversite olduğunu, İstanbul'da ve Türkiye'de en iyi en prestijli okullardan biri olduğunu, ayrıca özgürlükçü ve liberal bir yönetim yapısı olduğunu az ya da çok biliriz. Ancak detaylı olarak tarihini, önceki rektörlerinin kimler olduğunu çok azımız bilir. Şimdi Boğaziçi Üniversitesi'nin tarihini ve bugüne nasıl gelindiğini öğrenelim...

Robert Kolej bir eğitmen, mucit, teknisyen, mimar ve kurucu olan Dr. Cyrus Hamlin ile tanınmış hayırsever ve zengin bir tüccar olan New York'lu Mr. Christopher Rheinlander Robert tarafından İstanbul, Türkiye'de kuruldu.

Boğaziçi Üniversitesi'nin temelleri 1863 yılında bir eğitmen, mucit, teknisyen ve mimar olan Dr. Cyrus Hamlin ile tanınmış hayırsever ve zengin bir tüccar olan New York'lu Mr. Christopher Rheinlander Robert tarafından Birleşik Devletler sınırları dışındaki ilk Amerikan koleji olan Robert Kolej'in İstanbul'da kurulması ile atıldı.

Mr. Robert finansal yükü üstlenirken, Dr. Hamlin ise Birleşik Devletler'den kaynak sağlayarak Kolej'i kurma sorumluluğunu eline aldı.

Yeni kurulan Yönetim Kurulu'nun aldığı kararlar doğrultusunda, Kolej'in kapıları ırk, milliyet, din gözetilmeksizin önyargısızca ve ayrım yapılmadan tüm öğrencilere açık olmasına, herhangi bir politik eğilim göstermemesine, hiçbir politik düşünceye dahil olmamasına ve eğitim dilinin İngilizce olmasına karar verildi.

Bağışlar ve yardımlarla finanse edilen Robert Kolej'in ilk binası Hamlin Hall'un inşaatı 1871 yılında tamamlanmıştır. Bugün Güney Kampüs dediğimiz kampüsteki tüm tarihi binalar Birinci Dünya Savaşı'ndan önce inşa edilmiş ve inşalarında kampüste bulunan ocaktan çıkarılan mavi kireçtaşı kullanılmıştır.

Zaman zaman ciddi finansal kaynak sıkıntısı çeken Robert Kolej'in ekonomik durumu, 1930'lu yıllarda savaş öncesi Türkiye ekonomisinden ve Birleşik Devletler'deki ekonomik krizden oldukça etkilenmiştir. İkinci Dünya Savaşı'nda Türkiye'nin tarafsızlığını korumasına rağmen, savaş sona erene kadar pek çok problem çözümsüz kalmıştır. 1960'lara gelindiğinde Robert Akademi'nin bugün Güney Kampüs olarak bilinen Hisar Kampüsü'nü tamamen yükseköğrenime bırakarak, Arnavutköy'deki kampüse taşınması, oradaki Amerikan Kız Koleji ile karma bir eğitim kurumu oluşturacak şekilde birleşmesi düşünülmeye başlanmıştır.

Mart 1971'de dönemin başkanı Dr. Everton, Robert Kolej'in üzerine herhangi bir kampüs üzerinde bağımsız bir üniversitenin kurulması için Türk hükümetini teşvik eden önergenin 26 Ocak 1971'de Yönetim Kurulu tarafından kabul edildiğini açıklamıştır. Çalışmalar 1971 yazında sonuçlandırılmıştır. Binaları, kütüphanesi, laboratuvarları, tüm imkanları ve personeliyle 118 dönümlük bugünün Güney Kampüsü 10 Eylül 1971'de tamamen Türk hükümetinin üzerine geçmiştir. Boğaziçi Üniversitesi, yüz yıldan fazla Robert Kolej'in kampüsü olarak kullanılan alana resmi olarak kurulmuştur.

 

REKTÖRLER

  1. Cyrus Hamlin (1863-1877)

    2. George Washburn (1877-1903)

    3. Caleb Frank Gates (1903-1932)

    4. Paul Monroe (1932-1935)

    5. Walter Livingston Wright (1935-1943)

    6. Floyd Henson Black (1944-1955)

    7. Duncan Smith Ballantine (1955-1961)

    8. Patrick Murphy Malin (1962-1964)

    9. Dwight James Simpson (1965-1967)

    10. John Scott Everton (1968-1971)

 

 

  1. Tarihinden sonra hep Türk isimler rektör olmuştur. Prof. Dr. Melih Bulu'nun rektör olmasıyla olayları köpürtmeye çalışmışlar, adeta gezi eylemlerine benzer bir kalkışma içine girmişlerdir. Melih Bulu'ya gelinceye kadar böyle bir kalkışma, böyle bir direniş görülmemiştir.

Bu olayların arka planını, asıl maksadı anlamak için müneccim olmaya gerek var mı sizce? Sanırım mesele anlaşılmıştır.


Yazarın Diğer Yazıları