Kimden Gelirse Gelsin Kötülük Kötüdür
Finansal Nükleer Bomba: Hürmüz’de “Dolar Geçmez“ Dönemi
“ORTAK MEDENİYETİN İZİNDE”
ÇOCUK KİTAPLARI ÖNEMLİ BİR BOŞLUĞU DOLDURMAKTADIR
NEFRET BÜYÜRKEN İNSANLIK KÜÇÜLÜYOR
Konya’ya Bahar Geldi
Türkiye tüm dünyada sözü dinlenen bir ülke haline geldi
YOL
ÇINAR’IN GÖLGESİ
ÖMER DİNÇER KIZ ANADOLU İMAM HATİP LİSESİNDE İSRAİL’İ KONUŞTUK
Puanın Önemli Olduğu Haftalar
Kaleci Bahadır’ın Maçı
TASARLANMIŞ KONTROLLÜ KAOS
Kabil ve Karga
Amerika Gidiyor, Türkiye Geliyor
HAYAT VE ÇOCUK
YANLIŞ TRENE BİNDİKTEN SONRA KORİDORDA TERS YÜRÜMENİN FAYDASI OLMAZ
Yazma Eserlerin İzinde; Belviranlı Koleksiyonu’nun Sessiz Hikâyesi
YİNE YENİ YENİDEN BAMYA ÇORBASI
İnsana İyi Gelen Melodiler
5816 KALDIRILMALI MI?
Hesap Tutmadı: Washington’ın İran Yanılgısı
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
Plaka basım atölyesinde yeni dönem
Sosyal Medya: Abartı, Algı ve Sessiz Soygun
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
Müslüman, gerçeği bilmeden, ihtimaller üzerine hiçbir konuda zanla hüküm vermemelidir. Şüphe ve kuruntu üzerine başkalarının suç işlemiş şekilde zan altında bırakılmaları, iftira ve gıybet kesinlikle yasaktır. Kişiler hakkında suizan (kötü zan) ile karar vermek dinimiz İslam'a göre haramdır. Bu husus hukuken de yasaktır. Hiç bir kimse delilsiz zan altında tutulamaz.
Allah (c.c.) âyet-i kerimelerinde: "Ey iman edenler! Zannın (Şahsi kanaatlerin) çoğundan kaçının, zira zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın, kimse kimseyi çekiştirmesin, hangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan sakının, şüphesiz Allah tövbeleri daima kabul edendir, acıyandır" (Hucurat Sûresi Ayet 12)
"Hâlbuki onların bu hususta hiç bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise hiç şüphesiz hakikat bakımından bir şey ifade etmez.” (Necm Sûresi âyet:28) buyurulmuştur.
Bu ayet-i kerimelerden; zandan kaçınmamız, kusur araştırıp ayıpları deşmememiz ve gıybet etmememiz kesin olarak anlaşılmaktadır.
Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)'in hayatından öğrendiğimiz hakikatler çerçevesinde; Başkalarının ardından olumsuz konuşmaktan sakınmalıyız. Çünkü başkalarının ardından hoşlanmayacaklarını konuşan kimseler, haram işlediği için suçlu ve günahkâr olup felakete sürüklenmektedir. Bu durumda olanların, ettiği dualar kabul olmayacağı, işlediği iyiliklerin tesirsiz kalacağı, kötülük ve günahlarının artacağını biliyoruz. O'nun içindir ki, Müslümanın günaha sürüklenmesine sebep olan bütün haramlardan kaçınmamız gerekir.
Gıybet, başkalarının yüzlerine karşı söylendiği zaman hoşlarına gitmeyecek şeyleri onların arkasından söylemektir. Bu durum ise büyük günahlardan biridir.
Bir gün Hz. Peygamber (s.a.s.) Sahabelerine, "Gıybetin ne demek olduğunu biliyor musunuz?" diye sorar. Onlar da Allah(c.c.) ve Resulü daha iyi bilir diye cevap verirler. Bunun üzerine Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) şöyle buyurur: "Mümin kardeşinizin ardından onun hoşuna gitmeyecek bir söz söylemenizdir" Tekrar sorarlar. "Ya o belirttiğimiz kusur Mü'min kardeşimizde varsa, (O zaman da bu sözü söylemekle gıybet etmiş olur muyuz?)" Hz. Peygamber (s.a.s.) bu soruya da şöyle cevap verir: "Mü'min kardeşinize isnat ettiğiniz kusur gerçekten onda varsa gıybet etmiş olursunuz, onda olmayan bir kusuru söylemişseniz o zaman Mü'min kardeşinize iftira etmiş olursunuz" buyurmuştur. Günümüz Müslümanlarının beklide en önemli dikkat etmesi gereken hususlardan birisi de budur. İçinde bulunduğumuz günlerde kendimizi, zandan, kusur araştırmaktan, iftira ve gıybetten gerçek anlamda uzak tutup, Allah(c.c.)'ın rızasını kazanmaya çalışmalıyız.
İftira, gıybetten de ağır bir günahtır. Çünkü iftiradan ötürü Allah (c.c.)'a tövbe etmek için şu hususları yerine getirmek gerekir: İlk önce kimlerin yanında iftira edildiyse, oraya gidip, "Ben falanca hakkında şu şu iftiralarda bulundum. Fakat şunu biliniz ki, bütün söylediklerim asılsız ve yalandır." diye itirafta bulunması gerekir. Daha sonra hakkında iftira çıkarılan kimseyle görüşerek kendisinden hakkını helal etmesini istemesi şarttır. Son olarak da Allah (c.c.)'tan günahının bağışlanması için pişman olarak tövbe istiğfar etmelidir.
İslam Âlimleri gıybetin haram oluşunda ittifak etmişlerdir. Ancak, gıybetin mubah ve helal olan özelliğinden de bahsetmişlerdir. Mubah ve meşru olan gıybet; aşırı günahkârlıkları ile dinimize bir takım uydurma adetleri sokmakla tanınmış kişilerin aleyhinde konuşmak ve bunların bütün kötülüklerini ortaya sererek şerlerinden Mü'minlerin sakınmalarını temin etmek herkesin boynuna borçtur. Böylesine bir gıybet, dinimizce meşru ve mubahtır. Nitekim sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) hadis-i şeriflerinde:"Kendilerinden başkalarının korunmasını sağlamak gayesiyle aşırı günahkârlıkları ile tanınmış kimseleri bütün iç yüzleriyle gözler önüne serin" buyurmuştur.
Allah (c.c.) ; zandan, kusur araştırmaktan, iftira ve gıybetten gerçek anlamda uzak durarak ve her türlü haramlardan da kaçınarak, emredilenleri yapan şuurlu Müslümanlardan olmayı nasip eylesin. Sıhhat ve âfiyetler dilerim.
ÇOCUK KİTAPLARI ÖNEMLİ BİR BOŞLUĞU DOLDURMAKTADIR
TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ 24. OLAGAN GENEL KURULU GERÇEKLEŞTİRİLDİ
ÖLÜM GELİNCEYE KADAR İBADETLERE DEVAM EDİLMELİDİR
ŞEKER DEĞİL, ŞÜKÜR BAYRAMI
ZENGİN FAKİR KAYNAŞMASINI YARDIMLAŞARAK SAĞLAYALIM
SAVUNMA SANAYİMİZDEKİ BAŞARI, DOSTA GÜVEN, DÜŞMANA KORKU VERMEKTEDİR.
KUR’AN’A GÖRE AMEL EDENLER YÜKSELİR, ETMEYENLER DE ALÇALIR
POSTMODERN 28 ŞUBAT DARBESİNİ UNUTMAYACAĞIZ VE UNUTTURMAYACAĞIZ!
RAHMET, MAĞFİRET VE CEHENNEMDEN AZAD AY’I RAMAZAN-I ŞERİF HOŞ GELDİN
MİHALGAZİ BELEDİYE BAŞKANI ZEYNEP GÜNEŞ AKGÜN YALNIZ DEĞİLDİR.