Ömer Lütfi ERSÖZ
Ömer Lütfi ERSÖZ
omerlutfiersoz@yenikonya.com.tr

ÖLÜM, ÖLMEYEN GERÇEK

26 Ağustos 2020, Çarşamba günü eklendi.

İnsanoğlu bu dünya ya imtihan için gönderilmiştir. İmtihan edilmek üzere gönderildiğimiz bu dünya hayatında ne kadar kalacağımızı bilmiyoruz. Kimi on beşinde, kimi elli beşinde kimisi de yüz beşinde ölüm ile yani ölmeyen gerçekle karşılaşmakta, bu durumdan bir kurtuluşta bulunmamaktadır. Bu dünya hayatını iyi değerlendirmeli, ölüm her an gelebilir düşüncesiyle, gerçek hayata, ahiret yurduna gitmeye hazır olmalı, ölmeden önce ölebilmeli, hesaba çekilmeden dünyada iken kendimizi hesaba çekerek yaşamalıyız ki kurtuluşa erebilelim. Bu hesaba çekmeler sonucunda, ölüm ve sonrası ebedi hayat için gayret eder İslam'ın emirlerini yapar yasaklarından da kaçınırsak her iki cihanda gerçek manada kurtuluşa erişmenin gereklerini yerine getirmiş oluruz.

Cenab-ı Allah (c.c.) ecel'le İlgili âyet-i kerimele­rinde şöyle buyurmaktadır: "Her nefis (can) ölümü tadacaktır. Sonunda da bize döndürüleceksiniz” (Ankebût Süresi. Ayet:57) "Hiç bir kimse Allah'ın izni olmadan ölmez. O belli bir vakte bağlanmıştır.” (Âli İmran Süresi Ayet: 145) "Nerede olursanız olun. sağlam kaleler içinde bulunsanız bile ölüm size yetişecektir.” (Nisa Sûresi Ayet: 78) "Evlerinizde bile olsaydınız, kendileri için ölüm takdir olunanlar öleceği yere hemen giderler­di, diye söyle!." (Âl-i İmran Süresi Âyet: 154) "Ey inananlar! yolculuğa çıkan veya savaşa giden kardeşleri hakkında: Onlar yanımızda olsalardı ölmezler ve öldürülmezlerdi' diyen İnkarcılar gibi olmayın ki, Allah bunu onların kalplerinde bir hasret olarak bıraksın. Diriltende öldürün de Allah c.c.)'dır. Allah İşlediklerinizi görür". (Âli İmran Süresi Âyet: 156) "Deki doğrusu kendisinden-kaçtığınız ölüm mutlaka karşımıza çıkacaktır. Sonra, görüleni de görülmeyeni de bilen Al­lah'a döndürüleceksiniz. O size işlediklerinizi haber verecektir". (Cuma Sûresi Âyet:8) "Eğer Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz bu. kâfirlerin sırf dünyalık toplamak için yaşa­malarından çok hayırlı ve Allah-u Teâlâ'dan size mağfiret ve rahmettir" (Âl-i İmrân Sûresi Âyet: 157) Uhut Muharebesinde Medine'de kalan münafıklar, o gün muharebede şehit olan akrabaları hakkında: "Eğer bize itaat edip,Medine'de kalsalardı öldürülmezlerdi dedi­ler. Eğer, bu sözünüz doğru ise nefislerinizden ölümü defedin!.diye onlara söyle!" (Âl-i İmran 168) Keşşafta münafıkların bu sözü söyledikleri gün harbe gitmeyenlerden yetmiş kişinin öldüğü yazılmıştır. "Ecelleri geldiği vakit ne bir Lahza geri bırakabilirler ve ne de İleri (öne) olabilirler” (Nahl Sûresi Âyet: 61) Bu âyetten ecelin ileriye alınamayacağı, geri bırakılamayacağı tam saatinde vuku bulacağı anlaşılmaktadır. Hadis-i Şeriflerde, sadaka, sıla-i rahim, anne-babayı,yakın akrabayı ziyaret ve benzeri bazı hayırların ömrü uzattığı bildirilmektedir. Allah (c.c.) her birimize hayırlı, bereketli, güzel, uzun ömürler lütfeylesin.

Malumunuz insan beden ve ruhtan müteşekkildir. Asıl olan ruhtur. Beden geçici bir özellik arz eder. Ölümle birlikte, ölümsüz olan ruh; bedeni terk eder. Ölen bedendir. Ruh berzah aleminde varlığını devam ettirir. Aslında esas olan ruhtur. Maalesef günümüzde maddeci anlayışın, modernite sonucundaki yanlış yorumu ile ruh'un üstünlük anlayışı yerine, bedenin üstünlüğü ve ölümsüzlüğüne dönüştürülmüş gibi gösterilmektedir. Tabi ki yanlış olan bu özellik, başka yanlışların da doğmasına ve artmasına sebep olmaktadır. Bu yanılgı modernite ile birlikte bedenin ölümsüzlüğünü; bilimsel çalışmalardaki bazı veriler, gen teknolojisinde gelinen nokta, klonlama vb. gelişmeler, ölmeyen beden anlayışına çok yaklaşıldığını vaat etmektedir. Bu anlayış kesinlikle büyük bir yanılmanın sonucunda ortaya çıkmıştır. Ayet-i Kerime'de açıkça belirtildiği gibi, her canlı, her nefis mutlaka ölecektir. Modernliğin sonucu oluşturulmaya çalışılan bu anlayış sonucu maalesef, gerçek anlamda yaşadığımız ölümlere karşı duyarsızlaşmaya sebep olmaktadır. Halbuki her gün duyuyor ve görüyoruz ki en yakınlarımız, en zengin, en iyi görevlerde bulunanlar v.b. birer birer aramızdan ayrılıp, gitmektedir. Sultan Süleyman'a, Peygamberlere, kainatın yaratılmasının sebebi Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)'e kalmayan bu dünya bizlere mi kalacak? Hayır! bu apaçık bir yanılgıdır. Bilim ne kadar ilerlerse ilerlesin, asla ölüme çare bulamayacaktır. O halde bu kadar kesin bildiğimiz bu konuda neden tefekkür etmeyelim? Tefekkür ederek, ölüm ve sonrasını düşünerek hayatımızı doğru, dürüst bir şekilde yaşamalıyız. İnandığımız dinimiz İslam'ın emirlerini olanca gücümüzle yaşamalı ve nehiylerinde de gerçek anlamda kaçınmalıyız.

Rabbimizin bizlere verdiği can emanetini koruyup kollamakla görevliyiz. Bedenimizi helal, temiz gıdalarla, ruhumuzu da ibadetlerle, güzel ahlâk ile beslemeliyiz. Tabî ki hastalıklarımızın tedavisi için bilimin, tıbbın ortaya koyduğu imkanlardan faydalanılmalı, Mü'minler için şifa olan Kur'an-ı Kerim ile hemhal olmalıyız. Herkesin kendine göre bir derdi, sıkıntısı, hastalığı olabilir. Bunu bir şikayet sebebi değil sabır ve metanetle mücadele edip şifaya kavuşturacak meşru imkanları kullanmalı, Allah (c.c.)'tan şifa vermesi için duâlar yapmalıyız. Yani kullar ellerinden gelen tedbirleri en iyi şekilde almalıdırlar. Allah (c.c.)'ın takdiri geldiği zamanda bütün tedbirlerin sonlanıp ölümün de kaçınılmaz olacağını bilip teslim olmalıyız. Her gün bir tanıdığımızı kaybettiğimiz bu günlerde tabî ki korona dan veya diğer hastalıklardan korunmamız için gerekli tedbirleri, çareleri uygulayacağız. Ancak şunu unutmayacağız; öldüren ve dirilten Allah (c.c.)'tır. Yüz yıl önce verem çaresi olmayan bir hastalıkken bugün çaresi bulunmuştur. Kanser, bu günlerde covid 19, yarınlarda adını bilmediğimiz başka hastalıklar ortaya çıkacaktır. Biz korunup kollanmak için bütün tedbirlerimizi almalıyız. Hem kendimizi korumalı hem de diğer insanların sıkıntıya düşmemesi için gayret göstermeli, kul hakkına girmemeliyiz. Allah (c.c.), hastalıkları verdiği gibi şifalarını da vermektedir. Ancak her canlı ölecektir emrini vermiş olduğundan herkesin ölmesi de kaçınılmazdır. O'nun içindir ki, ölüm, ölmeyen gerçektir. İnanmayan inkarcıların, firavunun gerçeği görüp, ölümle karşı karşıya geldiği andaki son pişmanlığının fayda sağlamadığı gibi, o anda ve ölüm sonrasındaki eyvahlar da boşunadır. Allah, cümlemize ölümü hatırlayıp, sonucunda layıkıyla kendisine kul olmamızı nasip etsin. Gerçek hayatta kurtuluşa ermemiz bu dünyada yaptıklarımızla mümkündür.

Ölüm, ölmeyen gerçektir. Rabbimiz, babama ve ehl-i İmanın bütün hastalarına şifalar lütfeylesin.Ahirete irtihal edenlere de rahmet eylesin.Mekanları Cennet olsun.Allah (c.c.)'tan korkana ölümün yar, ölümden korkana da dünyanın dar olacağını bilerek Mü'min olarak yaşayıp kurtuluşa erenlerden olmamız duâsıyla...
Yorumlar
Personel Alımı ve Diğer İlanlar için Tıklayınız
SON DAKİKA HABERLERİ