AH ÇOCUK

Evine yaklaşırken gördü onu . Küçücük ellerini yüzüne kapatmış, kaldırımın kenarına ilişmiş ağlıyordu. Yanında kendinden kocaman üç tekerlekli bir araba içinde birkaç plastik parçası ile öylece duruyordu .Önce tereddüt etti; derdinin ne olduğunu sorsam mı yoksa eve girsem mi diye. Öyle ya; hiç belli olmuyordu.” Bazen ne oldu, niye alıyorsun” desen” sanane !işine bak sen” diyen biri ile de karşılaşıyordun.

Ama sonra kötü örnekler yüzünden vurdum-duymaz olmaktan, iyi ve güzeli tercih etmemiş olmaktan utandı. Hemen yanı başına giderek usulca yanına oturduğu çocuğa sordu:

- Neyin var delikanlı, ne oldu hayırdır?

- Yok bir şey abla,

Anlatırsan, belki yardım edebilirim.

Ellerini ağlamaktan kızarmış yüzünden çekerek;

Ben kağıt topluyorum abla, ama arabamı büyük abiler elimden zorla aldı. Ben peşlerinden koştum, vurdular bana sonra getirdiler ama motoru bozmuşlar, çalışmıyor. Babam duyarsa beni döver, bir sürü masraf olacak. Gücümde yetmiyor ki sürükleyemiyorum. Hıçkırıklar tekrar başladı, of çekerek ..

-Dur, tamam, ağlama. Sorun; motorun bozulmasıysa belki hallederiz . Beraber şu ilerdeki motorcuya kadar itileyerek götürelim ona yaptıralım, ben sana parasını vereyim. Sonra olayları babana anlat seni yalnız işe göndermesin olur mu? Annene de söyleyebilirsin.

Benim annem üç sene oldu öldü babamda şimdi rahatsız ,o yüzden ben çıktım işe. Ablam bakıyor bize.

-Peki sen okula gitmiyor musun?

-Bıraktım ben çalışıyorum.

Onlar beraber motoru 500 metre ilerdeki tamirciye sürüklerken kaç tane çocuk güzel bisikletleri ile yanlarından geçmişti. Dünyadan geçen insan sayısınca hayat hikayesi var. Kimi masalsı, kimi roman, kimi dram ama karşınızdaki bir çocuksa o hikaye hep masal olsun istiyorsunuz…

Kırmızı ışıkta mendil, su satan ya da flütüyle şehrin işlek bir yürüyüş parkında şarkı üfleyen çocuklara bazı” ya vermeyin ki alışmasınlar” söylemlerinin aksine elinden geldiğince bir ikram bırakır, sattıklarından mutlaka alırdı. Çünkü evinde bilgisayarı ya da cep telefonuyla oynayan çocuğun aksine onların O satışı yapmaları gerekiyordur.

Çocuk kahkahası dünya semasına en çok yakışan sestir herhalde. Hepsini birden her an güldüremeyiz. Bazen acılarla bazen imtihanlarla büyüyerek hayatı göğüsleyecekler ama elimizin ulaştıklarına , gücümüzün yettiğince hayaller sunabiliriz.

Mahalledeki, sitedeki durumu müsait olmayan çocukların birkaç tanesini en azından birini kendisinin seçeceği bir kıyafet ve oyuncak alışverişine götürebiliriz .Gücümüz buna yetmiyorsa Uçurtmalar yapıp dağıtarak sevindirebiliriz. Çalıştıkları işten çıktıkları bir saatte 1 saatliğine bile olsa hayalini kurdukları bir sinemaya, luna parka götürebiliriz. Hem çalışıp, hem okuyanlara iyi olduğumuz bir konuda ders anlatabiliriz, bilgisayarımızdan faydalanabilecekleri 1 saat belirleyip, ödevlerine yardımcı olabiliriz. Sadece kendi çocuğumuzun, kardeşimizin doğum gününü kutlamanın lezzeti ile yetinmek yerine” sen bu dünya için önemlisin, iyiki doğdun” hissini bir başka çocuğa da tattıra biliriz. Kendi evimize yaptığımız alışveriş poşetlerinin içine sadece bir kilo onların evine gidecek sebze meyve de sıkıştıra biliriz.

Arabamızla arada bir gezi yaptırabiliriz; sevdikleri bir şarkıyı bağıra bağıra söylesinler diye…

"Yapabilirizler o kadar fazla ki; yeter ki sadece kendimize eğdiğimiz başımızı kaldırıp, etrafımıza bakabilelim . Sürekli kötü ,acı, izdirap dolu haberleri izleyip kanıksamadan elimizin eriştiği dünyaya bir çocuk saflığını, hayalini, gülümsemesini, umut dolu kahkahasını hediye edelim…


Yazarın Diğer Yazıları