NELER OLUYOR AKDENİZ’DE?

Akdeniz'e komşu ülkelerle, uluslararası aktörlerin bölgede yürüttüğü hidrokarbon arama faaliyetleri, Doğu Akdeniz enerji denkleminde yeni dengelerin ortaya çıkmasına, bölgede suların ısınmasına neden oluyor.

Doğu Akdeniz'de ve özellikle Kıbrıs adası çevresinde yürütülen petrol ve doğal gaz aramaları ve kaynak keşifleri, Akdeniz'e komşu ülkelerin enerji arz güvenliğini yakından ilgilendiriyor.

Türkiye; son zamanlara kadar gerek Orta Doğu'da, gerekse Doğu Akdeniz'de uluslararası aktörlerin ve onlara ait yürüttüğü petrol ve gaz arama faaliyetlerini seyrediyordu.

Ancak, Türkiye'nin son zamanlarda Doğu Akdeniz'de yürüttüğü petrol ve gaz arama faaliyetleri, bu husustaki kararlı tutumu, Libya ile yaptığı "Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası” ve "Güvenlik ve Askeri İşbirliği Anlaşması” uluslararası aktörleri rahatsız etti ve dengelerin yeniden tespitini gündeme getirdi. Dünyanın en büyük şirketleri enerji arama ve nakletme projelerinde pay kapma yarışına girdiler.

Doğu Akdeniz'e sınırı olan Türkiye, İsrail, Mısır, KKTC, GKRY, Yunanistan, Lübnan, Suriye ve Libya Doğu Akdeniz'de aktif politika yürüttüğü gibi, bölgeye sınırı olmamasına rağmen ABD, Rusya, İngiltere, Fransa ve İtalya gibi ülkeler de Akdeniz'deki enerji denkleminde mevcut ağırlığını korumak istiyor.

ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi verilerine göre Doğu Akdeniz'de 3,5 trilyon metreküp doğal gaz ve 1,7 milyar varil petrol rezervi olduğu tahmin ediliyor. Bölgede TPAO, ABD'li Exxon Mobil ve Noble, Fransız Total, İtalyan Eni, G.Koreli Kogas, Katar Petroleum, İngiliz BG ile İsrailli Delek ve Avner firmaları faaliyet gösteriyor.

Türkiye Kıbrıs'ta, Türklerin Rumlarla eşit haklara sahip olduğunu, adanın zenginliklerinden ortak faydalanılması gerektiğini, GKRY adanın tamamını temsil etmediği için münhasır ekonomik bölge ilan hakkı da olmadığını, GKRY'nin tek taraflı ilan ettiği münhasır ekonomik bölgeyi tanımadığını savunuyor ve Türkiye'nin deniz yetki alanlarıyla çakışan bölgelerde arama ve üretim çalışmalarına izin vermeyeceğini belirtiyor.

Türkiye bölgede aktif olarak Oruç Reis Sismik Araştırma Gemisi, Fatih ve Yavuz sondaj gemileriyle KKTC'nin ruhsat verdiği kendi münhasır ekonomik sınırlarındaki alanlarda arama ve sondaj faaliyetleri yürütüyor.

Doğu Akdeniz'deki kaynaklardan pay alma yarışına giren enerji şirketleri ve bunların direkt veya dolaylı sahibi ABD, İngiltere, Fransa ve İtalya gibi ülkeler enerji arama ve çıkarma faaliyetlerinde işbirliği yaptıkları GKRY'yi adanın tamamının sahibi gibi görüyorlar ve aldıkları lisansların hukuki olduğunu iddia ediyorlar.

Uluslararası aktörler, "East-Med boru hattı” projesiyle Akdeniz gazını İsrail, GKRY ve Yunanistan üzerinden Avrupa'ya göndermeyi, Türkiye'yi enerji aktarma istasyonu olmaktan çıkarmayı amaçlıyorlar.

Kamuoyundaki bir kısım siyasetçi ve yazar-çizer takımı "Ne işimiz var Akdeniz'de?” dediği halde, aynı kişiler ABD, İngiltere, Fransa ve İtalya'ya "Ne işiniz var Akdeniz'de?” demiyorlar.

Deniz sınırlarımız, kara sınırlarımız kadar önemlidir. Şimdi Türkiye'yi bu sorunlarla uğraştıranlar, Meis Adası'nı Yunanistan'a verenlerdir. Eğer Mavi Vatan'ın savunmazsak, bizi yeni Lozanlar beklemektedir.

Torunlarımızın Meis gibi sorunlarla uğraşmasını, plaja girmek için Yunanistan'dan izin almak zorunda kalmasını istemiyorsak Deniz sınırlarımızı ve Akdeniz'deki haklarımızı karalılıkla savunmalıyız…

Kamuoyunda ya savaş çıkarsa endişesi sezilmektedir. Elbette savaşı kimse arzulamaz. Ancak arkasındaki ağababaları olsa da Yunanistan'ın bizimle çatışmayı göze alması mümkün değildir.

Savaş çıkarsa da burnumuzun dibindeki adaları alır, sorunu kökten çözmüş oluruz…


Yazarın Diğer Yazıları