Kalp

İnsan için en hayati organdır kalp…

Zira yaşam fonksiyonları o olmadan katiyen gerçekleşmez…

Dakikada ortalama 70-80 kez atan kalbimiz; saatte 4 bin, günde ise 100 bin kez atıyor. Tüm vücuda kan pompalayan bu organ 1 yılda da 36 milyon kez atıyor…

70-80 yıl ortalama bir yaşam süresi içerisinde kaç kez atar bu organ varın onu da siz hesaplayın…

Bu anlattığım kalbin o mucizevi fonksiyonlarından yalnızca bir tanesi…

Bu derece çalışkan olan bu organ günde 7,5 ton kanı dur durak bilmeden vücuttaki trilyonlarca hücreye yani vücudun her yerine pompalıyor…

Buda yılda yaklaşık 2,5 milyon litre demek…

Ne kadar akıl almaz rakamlar değil mi?

Boşuna mucizevi demiyoruz…

Ayrıca kalbi vücuttan kesip çıkarsanız dahi çalışabildiğini biliyor muydunuz?

Nasıl mı?

Şöyle ki; kalp kastan oluşan bir organ olduğundan beslenebileceği bir sıvı içerisinde elektriksel tepkime ile vücut dışında dahi atmaya devam eder…

Vücut gibi kusursuz ve eşsiz bir makineyi de böylesi mucizevi bir alet çalıştırabilir ancak…

Kalbimiz vücudumuz için olmazsa olmaz bir organdır…

Tabi kalp hem madden hem de manen olmazsa olmazdır bizim için…

Kalbi sadece madden tefekkür eder isek bu tefekkür eksik kalır şüphesiz…

Zira kalp bir et parçasından ibaret değildir…

Bunu öyle düşünmek at gözlüğü takmak gibi bir şey olur…

Mucizevi çalışma fonksiyonlarının yanında manen de apayrı mucizelere sahiptir kalbimiz…

İki cihan serveri, Kâinatın efendisi; Peygamber Efendimizin göğsünün açılıp kalbinin yıkanması olayını tefekkür ettiğimizde kalbin önemini bir kez daha anlıyoruz…

Bu olayın sadece yaşanışını tefekkür ederim. Şüphesiz bu olay bir sırdır ve sırrın hakikat çizgisini yanlış kelamlarla aşmaktan da Allah'a sığınırım…

Böylesi kutsal bir varlıktır işte kalp…

Vücudun da ruhunda tam ortasıdır. O yüzden kalpte ne varsa vücuda da ruha da o yayılır. Bu madden kan, manen de merhamettir…

Allah kullarının kalplerine bakar suretlerine değil…

Eğer kalpte manen Allah'ın lütfettiği merhamet varsa Allah katında bunun karşılığı da rahmettir…

Hz. Mevlana'nın dediği gibi; "Kâbe, Azer'in oğlu Halil İbrahim'in yaptığı bir binadır. Kalp ise, yüce Allah'ın nazargâhıdır. Bu sebeple, bir gönül yıkmak, bin Kâbe yıkmaktan daha kötüdür”

Allah-ü Teâlâ'nın merhametinin tezahürünü taşımak gibi çok çok önemli bir görevi vardır kalbin…

Hani bazen merhametten yoksun insanlara halk arasında kalpsiz derler ya…

Merhametin merkezidir işte kalp…

Onda Allah'ın lütfu olan merhamet devam ettiği müddetçe bütün olumlu duygularında merkezidir orası…

Sevgi, mutluluk, heyecan, hüzün gibi…

Sadece bunların merkezi mi?

Elbette hayır…

Öfkenin ve kinin de merkezidir aynı zamanda bu eşsiz varlık…

Önemli olan onun içindeki duyguları doğru yönde hareket ettirmektir…

Sürekli öfkeyle haşır neşir olan bir kalp ne olur?

Tabi ki taşlaşır…

Öfke ve kin denen şey sert esen bir rüzgâr gibi kalbi kurutuverir ve içindeki bütün olumlu olan güzel duyguların solup gitmesine neden olur…

Hâlbuki sevgi öyle mi?

Sevgi her kapının anahtarı, her engeli aşmanın da yoludur…

Kirlenmiş kalpleri temizler ve katılaşmış kalpleri de yumuşatır o güzel duygu…

Bu güzel duygunun özü ise merhamettir merhamet olmadan sevgi olmaz…

Bize emanet olan bu kalbi aldığımız gibi en güzel ve en temiz şekilde teslim etmek istiyorsak eğer onun kandan sonra bir diğer besini olan merhameti yok edip onu kurutmamalıyız…


Yazarın Diğer Yazıları