KİM SEÇİLECEK?

ABD ile uzun zamandır gergin bir ilişki yaşıyoruz. Ağızlarından düşürmedikleri "Stratejik ortaklık, dost ve müttefik ülke” safsatasının artık bir hikaye olduğunu hemen hemen herkes biliyor. İçimizde ki Amerika aşıkları ki bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar olanlar hariç ABD ile dikkatli bir ilişkinin doğru olduğu kanaatinde. Mücadele ettiğimiz terör örgütleriyle işbirliği yapan bir Amerika bizim nasıl dostumuz yada müttefikimiz olabilir. Savunma için parasıyla talep ettiğimiz füzeleri vermeyen bir ülkeden dost olabilir mi? NATO'nun uç karakolunun Rusya ile yakınlaşmasını hazmedemeyenler bugün bizi yaptırımlarla tehdit ediyor. Dünya'yı karıştıran, nerede bir darbe var mutlaka parmağı olan, iç savaşları çıkaran bir ülkenin hala seçim sonuçlarının belli olmaması ve ABD'de iç savaştan, askeri müdahale ihtimallerinin konuşulması gerçekten tuhaf bir durum. Biz bir gün Amerika'nın ektiğini biçeceği günün geleceğinden eminiz. Dost değil düşman ve rakip biriktirdiğini, demir yumrukla, terör örgütleriyle ülkeleri dizayn etmeye çalışan bir Amerika'nın ömrü uzun değildir. Neyse biz asıl meseleye dönelim. Her ABD seçiminde hangi adayın bize yakın olabileceği, hangi adayla daha iyi bir ilişkilerimizin olabileceğini konuşuruz. Bu dönemde de Trump'mu? Biden'mi? bizim için hangisi iyi oluru tartışıyoruz. Trump'ın dengesiz bir başkanlığı var. Bugün Türkiye lehine konuşurken bir gün sonra bizi yaptırımla tehdit edebiliyor. Kudüs'ü İsrail'in başkenti ilan ediyor, şu topraklar sizindir diyebiliyor. Biden, Erdoğan karşıtlarını dost olarak görüp Erdoğan'a karşı desteklemekten bahsediyor. Her iki isimde Yahudiler açısından çok değerli. İsrail için Trump bugüne kadar en iyi başkan olarak görülürken ABD'de yaşayan Yahudiler Biden'e destek veriyor. Yani her iki isimde Yahudi kanadına yakın isimler. Her iki isminde Müslümanlara bakış açısı belli. Biden'le Türkiye ilişkileri mutlaka gergin olacaktır lakin unutmamak gerekir ki Türkiye gözden çıkarılacak, karşıya alınacak bir ülke de değildir. Onun için özellikle Erdoğan'ın gitmesi ve ABD için daha yumuşak, söz dinleyen bir ismin gelmesi gerekiyor onlar için. Bazı genel başkanların "seçimi kazanmamız halinde bırakın günleri, saatler içinde ekonomiyi düzeltirim diyenler” boşuna konuşmuyorlar. ABD'nin dostlarına! Yapacağı kıyakları biliyorlar mutlaka. Son yıllarda bölgeye ciddi bir ağırlığımızı koyduk. Rusya gibi bir güçle mücadele eden bir ABD'ye karşı bölgeden yeni bir gücün daha doğması rahatsız ediyor. Burada dikkatli olmamız gereken konu bize karşı yaptırım tehditleri değil, siyasi müdahaledir. Dost gibi görünecek fakat iç işlerimize karışacak operasyonlar yapılabilir. Bunun sinyalini Biden'in konuşmalarından aldık. Tabi seçim öncesi Avrupalı liderlerin Türkiye karşıtı söylemlerini, seçildikten sonra da yumuşak tavırlarını da biliyoruz. Yıllarca ülkelerinde İslamofobiyi kaşıyanlar her seçimlerinde bunu kaşıyarak oy devşirmeye çalışmaları doğal bir Erdoğan düşmanlığı oluşturdu. İslam Dünyası'nın en güçlü liderine karşı bu söylemler oy getirmiş olabilir ancak böyle bir güçlü liderle de seçim sonrası hiç biri karşısına alamadı. Bakmayın Fransa'nın horozlandığına. İçerde ki bunalımı dış politikada gidermeye çalışan bir çaylağın çırpınışları sadece. Yaptırım çağrılarına Almanya'nın yanaşmaması en bariz örnektir. Merkel'de iyi biliyor ki Türkiye'ye karşı bir yaptırım karşılıksız kalmayacak ve bedeli de ağır olacaktır. Yani demem o ki ABD Başkanı kim olursa olsun bugüne kadar aldığımız kararlardan vazgeçmeyecek ve çıkarlarımız doğrultusunda yolumuza devam edeceğiz. Devlet- Millet olarak uyanık olursak ABD ile iyi olmasa bile belirli bir düzeyde ilişkilerimizi korur hatta geliştirebiliriz. Gelen nerede duracak, ne diyecek diye bakmaktan ziyade biz nerde duracağız, biz ne diyeceğiz bu daha önemli. Eyvallah…


Yazarın Diğer Yazıları