KURBAN VE SADAKAT
EFES-2026 Tatbikatı yerli üretim silahların sergilendiği görsel bir şölen gibiydi
Kadınhanı’nın Manevi Mimarlarından: Karabağlı Mehmet Emin Hoca
OLAYLARDAN DERS ALMIYORUZ!
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
İçimizdeki Putlardan Ne Haber?
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
ELİF GİBİ DİMDİK DURAN BİR GENÇLİK
ÇOCUK KAVGASI DEĞİL TOPLUMSAL ÇÖKÜŞ
Derviş meşrepli bir başkanın ardından
Muhalefet neden tepetaklak gitmiyor?
28 Şubat’ın Sivil Kahramanına Veda
ÖZBEKİSTAN: YAŞAYAN EDEBİYAT, YAŞAYAN MİLLET
TÜRKİYE – NATO ARASINDA SON VE BÜYÜK FİNAL
MÜZELİK OLMADAN
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
AKŞAM OLMAKTA
Ateşkes mi, Sadece Bir Ara Mola mı? İran–ABD Geriliminin Gerçek Anlamı
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
İnsana İyi Gelen Melodiler
5816 KALDIRILMALI MI?
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
Şehrin ruhu, içinde yaşayan Müslümanların ruhudur. Şehirler kentleşmeye başlayınca, içindeki insan ruhundan ve medeniyetine olan mensubiyetinden fire vermeye başlıyor. Girdiğiniz bir İslâm şehrinde din, dil ve bütün değerlerimizin caddeden, sokağa, mağaza tabelalarından, park- bahçe tarzlarına ve meskenlerinin mimarilerine kadar kendi kimliğimizi haiz değilse o beldenin İslâm medeniyetine aidiyetinin olduğunu tam olarak kestiremeyiz.
Bir İslâm şehrinde câmilerin hemen ötesinde heykeller silsilesi yer alıyorsa, dev avm ve plazalar ulu câmileri, şehrin dinî ve tarihî dokusunu gölgede bırakıyorsa o beldenin İslâm medeniyetine mensup olduğunu gönlümüze inandıramayız. İslâm şehrinin meydanlarında heykel değil, Kur'ân harflerinden tezyinat ve âbideler olmalı.
Kıblegâhımız Mekke-i Mükerreme de dâhil olmak üzere, Şam, Halep, Bağdat, İstanbul, Bursa, Konya gibi bir zamanlar medeniyetimizin numunesi olan medenî beldelerde İslâm şehir kimliğinin devam ettiğini söylemek mümkün mü? Şehir tasavvurumuzu kaybettiğimiz bozgun dönemlerinden bu yana ucube birer sentez şehir suretinin doludizgin devam ettiğini görmek izzetimize dokunuyor.
Allah'a âsi duran ruhsuz gökdelenlerin, apartmanların, metroların istilâ ettiği ikametgâhımız kalbimizi yaslayacağımız, huzurumuzu bulacağımız şehir değil, kenttir. Ruhu olmayan kentten şehre zaman döneceğiz? Müslümanlar kente karşı direnmelidir.Şehri ulvî saadetlere ulaşmanın merkezi olarak gönle benzeten Hacı Bayrâm-ı Velî Hz.lerinin "Nâgehân ol şâra vardım ol şârı yapılır gördüm / Ben dahi bile yapıldım taş u toprak arasında” dediği mânada, sûretiyle gönülleri şâd eden mütekâmil kimliğe sahip şehirleri özlüyoruz. Şehrini arayanlara, yâni şehrini kaybettiğinin farkına varanlara ihtiyacımız var.
HUZUR KENDİ İÇİMİZDE
VATAN AŞKI
MİLLETİN KANALI
KUL HAKKI
GÜLÜNCE HAYAT GÜZEL
EMROLUNDUĞUMUZ GİBİ !
Büyük Sermaye
YÂ BASÎR !
BİR NEBZE NASİHAT
KAPILMA DÜNYANIN CAZİBESİNE !