Şeydâ’nın Köşesi
Şeydâ’nın Köşesi
seyda@yenikonya.com.tr

ATEŞ

16 Eylül 2019, Pazertesi günü eklendi.

Tam da içinden ‘ Şehir trafiğinin yoğunlaştığını; insanların ise bunun aksine dalgınlaştığını' düşünüyor; artık daha dikkatli, daha bir sakin olunması gerekir diyordu. Kırmızı ışıkta tüm araçlar durmuştu. Kendisinin aracı ışığa biraz mesafeli olduğu için önce olayı tam anlayamadı. Etrafı saran ısrarlı bir korna sesi kulaklarını doldurdu. Acaba bir ambulans, itfaiye geçemedi mi diye aynadan geriye baktı ama yoktu öyle bir şey… Ana caddeden sağa dönüşler kontrollü geçiş için ayarlanmıştı. Korna sesinin şiddetinden önce fark edememişti. Bir sürücü sağa dönüş için izin verilen yolu kapattığı için arkasında sağa dönüşü kullanmak isteyen sürücü çekilmesi için kornaya basıyordu. Öndeki sürücü kendisinin de herkes gibi kırmızı ışıkta beklediğini düşündüğü için belli ki korna sesini hiç umursamıyor, ilgilenmiyordu. Birden; arkadaki arabanın sürücüsü indi, elinde çeşme anahtarı öndeki araca doğru yürüdü. Bağırmalar, arabayı tekmelemeler.. o sırada zaten 20-30 saniye olan bekleme süresi bitti ve araçlar hareket etti. Öndeki aracın sürücüsü de hemen hareket etti de büyüyecek bir kavga çok şükür durdu. Bu olay onu hacda yaşadığı bir başka olaya götürdü. Seneler önce idi. Arafat'ta vakfe yapılmış Müzdelife'ye doğru bir gece yürüyüşü başlamıştı. Yüreklerde " Her hatadan günahtan duyulan pişmanlıkların yangını ‘ ne olur affet beni Allah'ım ‘ duaları, kabul olunmuş bir gözyaşı akıtmanın arzusu ile devam eden bir yürüyüş. Tam önlerinde 70'li yaşlarda iki hacı; biri kadın, biri erkek… Kadın bastonuyla zor yürümekte belli ki; bir anda eşi olan amca elini yumruk yapıp, teyzenin omzuna birkaç kere indirmişti. Kadın omzunu çekerek sendelemiş, bastonuna tutunuyordu.

-Amca sen ne yapıyorsun, dur ! diyerek koştu. Teyzenin ellerinden tutup, akan gözyaşlarını sildi. O sırada erkeklerde amcayı biraz uzaklaştırıp , ” Ya hu hacı sabır, sen ne yaptın. " diyerek götürdüler.

Teyze hem elleriyle gözyaşlarını siliyor, hem de " Amcanız ben yürüyemeyince, sinirlendi, öfkelendi.” kuzum diyordu.

Alimler der ki; aklı olanın öfkesi olmaz. Çünkü öfke öyle bir karanlıktır ki ; akıl güneşini kapatır. Öfkelendiğiniz anda aynaya bir bakın. Gördüğünüz siluet siz misiniz? Gözleri açılmış, hatta kırmızılaşmış, damarları şişmiş, çirkin bu görüntü size benziyor mu? Akıl; bizi insan yapan, ilerleten; saflık arayışında kılavuzluk yapan sır.

İşte öfke tüm bu güzellikleri elimizden saniyeler içinde çekip alan güç. Şeytan Adem ‘in çocuklarına düşman olduğu için onları en çok öfke kemendiyle kendime bağlarım, oyuncak ederim diyor. O yüzden öfkelendiğimiz anda, kanımızda yükselen o ateşin şeytandan olduğunu unutmayalım. Sadece birkaç dakika içimizden derin derin nefes alıp, aklımıza fırsat verelim.

Yine çare bize müjdelerle gelen peygamberimiz (s.a.v) den ; " Sizden biri öfkelendiğinde; ayakta ise otursun. Oturuyorsa kalksın, yer değiştirsin, toprağa dokunsun, abdest alıp Allah ‘a sığınsın.” buyuruyor.

Çünkü ; asıl güçlü mümin öfkesini yutandır.

Yorumlar
Personel Alımı ve Diğer İlanlar için Tıklayınız
SON DAKİKA HABERLERİ