HÜR OLMALIYIZ

10 Ekim 2019, Perşembe günü eklendi.

Sessiz çığlık. .Bu deneyimi tatmayan yok gibidir. Hani korkularımızın en üst seviyeye eriştiği bir anda son gücümüzle bağırdığınız halde kendi kulağınıza bile tek bir sesin erişmediği, ses tellerinizin işlevini kaybettiğini düşündüğünüz anlar. Ben böyle bir deneyimi altı yaşında iken yaşamıştım. Frenleri patlayan bir kamyonun içinde yolculuk yapıyorduk. Kamyon, üzerindeki ağır yükle ve yükün üzerindeki onlarca insanla beraber son sürat gidiyordu. Ben şoförün yanında dönemeçleri alışını seyrediyor, bir kenarımızdaki uçuruma yuvarlanmamak için çabasına şahit oluyor, bağırışları duyuyordum. Gücümün yettiğince ben de bağırdım ama nafile. . Tek bir ses çıkmıyordu, sonuna kadar açık boğazımdan.

Sanırım bugünlerde herkes böyle çığlıklar atıyor, avazı çıktığı kadar ama kimse duymuyor. Hepimizin elinde bir telefon; başlarımız eğik, bütün hayallerimiz ve ideallerimiz birbirimize attığımız mesajlara inmiş. Yok, hayır birbirimize bile değil, nasıl olsa adresini bulur diye Whatsapp durumumuza ya da sosyal medya hesaplarına sığdırılmış cümleler. . Anneler babalar evlatlarına seslendiğinde yüzüne bir müddet anlamsızca bakıyor evlatlar. Başını kaldırmış olsa da ruhu hala o içine daldığı sosyal ağlarda takılı kalıyor. Ya eşler? Yan yana oturup, saatlerce kendi sosyal ağlarında kaybolup dip dibeyken sonsuz mesafede yaşıyor.

Ve durumun ciddiliğini, vahim bir yaraya dönüştüğünü hepimiz gördüğü halde hiçbirimizin bu bağımlılıktan nasıl kurtulacağını bilememesi. Bir otobüs yolculuğunda öndeki teyzeme baktım. Elinde telefon oyun oynuyor. Yaşı 55 – 60 olan bu hanımın elinden kim almıştı o güzelim örgüleri, dantelleri de hiçbir faydası olmayan bu oyunları öğretmişti.

Biz telefonda- sosyal medyada kaybolduk. Eğer bir şey amacından ileriye giderse tersine döner ya; işte telefon ve sosyal medyada biz bunu yaşıyoruz. Görüşemediğimiz, arada mesafe olduğu için rahat ulaşamadığımız eşimize, dostumuza, anne-babamıza ya da evlada hal hatır sormak içindi telefon. Doğum gününü hatırladığınız bir dosta ‘ bir merhaba ‘ demek için hastalandığını duyduğunuz ama gidecek imkân bulamadığınız akrabanızı arayıp mutlu etmek içindi. Ama uzaktakini yakın etmesi gerekirken, gereğinden fazla meşgul olunca yakındakini uzak etti bize.

Acil eylem planlarına ihtiyacımız var toplumca. Yaşlısı, genci ve hatta bebek yaştaki çocuklarla birlikte yapmalıyız bunu.

İşimiz vaktimizden çok olmalı. Yüce yaradan " Bir hayırlı işi bitirince bir başka hayra koşun.” Buyuruyor ya tam olarak öyle olmalı.

Biliyorum, ellerimiz hemen telefona uzanacak ; " Saat kaç?” bahanesiyle başlayan "Whatsappta ve sosyal hesaplarımda neler olmuş?” ile devam eden o gereksiz ilgiden kurtulmalıyız. Uyandığımız anda telefonla buluşursak gün boyu daha hantal ve yorgun olacağımız gerçeğini unutmamalıyız. Otobüsle metroyla ya da yürüyerek, ne ile gidersek gidelim işimize, evimize ya da okulumuza varıncaya kadar bir dil öğrenebilir, hayatımızı daha verimli yapabiliriz. Elihu Burritt, eski ve yeni 18 lisan ile 22 Avrupa lehçesini demirci olarak çalıştığı iş aralarında kendine ayırdığı dinlenme sırasında öğrenir.

Burney, Fransızca ve İtalyancayı müzik dersi vermek için bir öğrencinin evinden diğerine giderken bitirmiş.

A.Lincoln; bir çiftçinin yanında çalışırken verilen dinlenme aralarında kitap okuyarak bazı okulları dışarıdan bitirir.

Hayatımızın ne kadar hızlı geçtiğini düşünüp bir kez yakaladığımız bu fırsatı iyi değerlendirmeliyiz. Tarihte andığımız güzel insanların hep ‘ zamanı iyi kullanan, başkalarına faydalı olma arzusuyla iş yapan ve böylelikle kendisi de mutlu olan' insanlar olduğunu unutmamalıyız. Yaptığımız küçük işleri, büyük

bir sevgiyle yaptığımızda, yanımızda olanların kıymetini bildiğimizde büyük işler yapamasak bile büyük ve iz bırakan bir insan olduğumuzu göreceğiz.

UNUTMAYALIM! BAĞIMLILIKLARIMIZ KADAR KÖLE, VAZGEÇEBİLDİĞİMİZ KADAR HÜRÜZ.

Yorumlar
Personel Alımı ve Diğer İlanlar için Tıklayınız
SON DAKİKA HABERLERİ