KONYA’MIZIN KIRMIZI GÜLÜ
Top Çevirirken; Şeytanın İnananlara Sağ Taraftan Attığı Goller
Uluslararası Rezerv Düzeni Yeniden Şekilleniyor
KANAYAN YARAMIZ URUMÇİ
Konya’da iyi ki belediyeler var! Vatandaş ekmek ve etliekmek zammına tepkili…
AK Partililer de AKP’liler de Yanlış Yapıyor- 2
DÜNYA KUPASI VE MİLLİ TAKIM:
Özbekistan’da Müstakilliğin/Bağımsızlığın 35. Yılı Münasebetiyle Etkinlikler Yapılıyor: “Tek Vatan, Tek Halk”
İSLÂM İLE İNSAN ARASINDAKİ BÜTÜN ENGELLERİ KALDIRMAK İÇİN ÇALIŞMALIYIZ
ÇÖKEN BATI GÜVENLİK MİMARİSİNDEN KÜRESEL GÜVENLİK MİMARİSİNE GİDEN YOLUN KÖPRÜ BAŞI TÜRKİYE...
HADSİZLİK
MİZAHIN MİZANI
FASÜLYE Mİ NOHUT MU???
AYDOĞDU’DAN DÜNYA BELEDİYELER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA…
Şimdi Konya’nın Kazanma Zamanı
İĞNE ELİMDEYDİ, SÖKÜĞÜ GÖREMEDİM
Selçuklu Konferansları ve Ölümsüzleşen Mirası
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
AKŞAM OLMAKTA
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Bütün peygamberlere vazifeleri 40 yaşında verilmiş. 40 yaş peygamberlik yaşı. 40 yaşına girdik. Yok, peygamberliğimi ilan etmeyeceğim. Ama artık yaşlılığımı ilan edebilirim. 40 yaş gençliğin yaşlılığı, yaşlılığın gençliği. Ömrümün eylülündeyim. Sararan anılarım bir bir dökülüyor. Gençlik yaşlılığa hazırlıkla, yaşlılık gençliği düşünmekle geçiyor. Hayat keşkelerle dolu. Keşke yapsaydımlar, keşke yapmasaydımlar, keşke tanımasaydımlar, keşkeler, keşkeler… Ömür "keşke”lerle "iyi ki”lerin hesabının yapıldığı kara kaplı defter, bir savaş meydanı. Genellikle insanların hesapları tutmuyor ve alacaklarını alamıyorlar. Bedeller bitamam ödenirken alacaklar nedense hep "büyük mahkeme”ye vade ediliyor.
Dedik ya 40 yaş hesap kitap yaşı diye. Sadece alacak-verecek hesabı yapmıyorsun. Dünyayı ve sebebini sorgulamaya başlıyorsun. Kötüleri, kötülüğü, savaşları, acıları, açlığı, yoksulluğu, hastalıkları, ızdırapları, hüzünleri… İnsanların arasında kendimi Hira mağarasında hissediyorum. Sorularıma cevap verecek Cebrail'imi bekliyorum. Sorular kucaklayıp sıkıyor bedenimi, beynimin kemiklerini kırıyorlar. Damarlarımda dolaşıp nöbet tutuyorlar zihnimde. Kemiriyorlar ruhumu. 40 yaş cevaplar aradığın yaş, hayatı sorguladığın devir. Bu yaşa kadar hayat seni imtihana tabi tutuyor, bu yaşta sen onu… Ama bir farkla: gençlikteki imtihanlarda soruları başkaları soruyor, cevapları sen buluyorsun; hayatı sorguladığın imtihanda soruları sen sorduğun gibi cevapları da sen bulmaya çalışıyorsun. Kendi kendine imtihan yapıyorsun. Cevap anahtarsız. Cevapları bulursan yeni sorularla ödüllendiriliyorsun, bulamazsan cinnetle…
İnsanın ömrü üç basamakmış: Gençlikte şehvet, orta yaşta servet, ahir ömürde şöhret… 40 yaşla birlikte hangi basamağa adım attık acaba? Servet basamağı sanırım. Bir servet kazanamadım ancak ağarmış saçlar kazandım. Artık sokakta tanımadığım insanlar için kardeşlikten, abiliğe terfi ettim. Karacaoğlan'ın "Biz kız bana emmi dedi, neyleyim!” dizesini söylerken neler hissettiğini artık daha iyi anlıyorum bir emmi olarak. Gençlikte yaptıklarıma ve yapamadıklarıma çok kızıyorum. O günlerdeki yoksulluk sebebiyle o günleri aramıyorum ancak geri dönüp hayatımı yeniden yaşamak, sistemimi yeniden kurmak için hayatı yeniden başlatmak istiyorum. Yürütülen geçersiz işlemlerden dolayı hayatın yeniden başlatılması gerekiyor. "Keşke” virüslerinden başka kurtulmanın yolu yok sanırım. Artık siyaseti başka değerlendiriyorum, insanları ve dünyayı da… Hakikaten Hira mağarasına çekilip sorular sorması makamındayım. Sorular benim mağaram, çıkamıyorum içerisinden. Sorgulamak bir bela, bir musibet. Düşünmek belki de tanrının insanoğluna verdiği en büyük ceza. Selam olsun düşüncesizlere. Ne kadar da mutlu insanlar olduklarını keşke düşünselerdi. Keşke bir koca karı imanına sahip olabilseydim. Bilmemek ve düşünmemek ne büyük saadet!
Ömür bitiyor, yakında yaşlanacağım. Nihayetinde ölüm. En sevdiklerim bir vazife şuuruyla üzerime toprak atmak için yarışacaklar. Ve bütün soruların cevap anahtarı tutuşturulacak elime. Ardından cevapları bende olan sorular gelecek. Ve benim kıyametim koparken hayat hiçbir şey olmamış gibi devam edecek. Çocuklarım, belki torunlarım, üç beş eş-dost, iki vah, iki tüh, bir "daha dün yaşıyordu”. Hepsi bu. Ardından ben ve hayatım baş başa kalacağız. Nedir elde kalan? Bir hiç. Bir hiç için mi yaşıyoruz? Bunca çaba hiçken hiç olmak için mi? Bir bilinme, bir hazine buldurma hırsı için mi? Bilemiyorum. Ahmet Kaya'ya "Ölmek ne garip şeymiş?” diye sormak istiyorum. Ben cevabını bulamayacağım soruların sayısını artırmaya giderken size hayırlı, sağlıklı, mutlu bir ömür diliyorum. İnşallah duam bana da bulaşır. Selam ve dua ile…MİZAHIN MİZANI
5816 KALDIRILMALI MI?
BATILILARIN KİRLETİLMİŞ MENDİLLERİ: TERÖR ÖRGÜTLERİ
BİRBİRİNE BENZER İKİ FARKLI ÜLKE: TÜRKİYE VE İRAN
CUMHURİYET OLMASA BİZ OLMAZ MIYDIK?
CADILAR BAYRAMI’NIZ KUTLU OLSUN MU?
ŞAPKA İNKILABINDAN NE HABER?
TRAFİK SORUNUN ÇÖZÜMÜ İŞTE BURADA!
SULTAN VAHDETTİN’İN MEZARI TÜRKİYE’YE GETİRİLSİN
SURİYE’DE YAŞANANLARIN TAHLİLİ