Fahri ÖZPARLAK
Fahri ÖZPARLAK
fahriozparlak@yenikonya.com.tr

Esnaf ve Zenaatkârların Örgütlenmesi

04 Haziran 2022, C.tesi günü eklendi.

Osmanlı Devleti'nin ilk büyük başkenti olan Bursa'da, Orhan Gazi'nin l336'da yaptırdığı Bey Hanı ya da Emir Hanı denilen, 35 odalı- mahzenli bu han, türünün ilk örneklerindendir. Yine Bursa'da Çelebi Mehmed'in (1413- 1421 ) yaptırdığı İpek Hanı da hanların ilklerinden ve en bilinenlerindendir. Mimar Hacı İvaz'ın eseri olduğu sanılan bu handa 70 oda olması ve başka birçok hanlar yapılması ise Bursa'da ticaret yaşamının hızla geliştiğinin kanıtları sayılır. Demirtaşpaşazade Mahmud Çelebi'nin yaptırdığı Eski Yeni Han, mimar Abdul Ali bin Pulaşah'ın eseri olan Koza Hanı (Sırmakeş Hanı), mimar Yakupşah'la Ali bin Ali'nin eseri olan Pirinç Hanı, Çukur Han, Katır Hanı da Bursa çarşısına uzun yıllar canlılık katan iş yerlerinden olmuştur. 

 

Bakırcılığın ve yazmacılığın merkezi olarak bilinen Tokat' daki hanlar çoğunca bu iki zenaate mekânlık ediyordu. Kent merkezindeki Horozoğlu, Hacımusaoğlu, Askerler, Beypazarı ve Gazioğlu hanlarında yazmacılar üretim yapmaktaydılar. Bunlar, özel adları dışında "Basmacı hanları, Yazmacı hanları" olarak da anılıyordu. Bunlardan tekinde (Gazioğlu Hanı), günümüzde de yazma üretimi yapılmakta ve burası Yazmacılar Hanı olarak anılmaktadır. 

 

İstanbul'daki ticaret ve zenaat amaçlı hanların yapımı, 15. yy. ikinci yarısında başlayarak Osmanlı Devleti'nin yıkılışına değin sürmüştür. Bunların en eskileri 15. yy. ikinci yarısında Fatih Külliyesine yakın olarak yapılan ve zamammıza ulaşmayan Şekerciler Hanı ile Mahmud Paşa Hanı (Kürkçüler Hanı) olarak bilinir. Her ikisi de ikişer katlı, iç avluludur. Giderek İstanbul çarşılarının yoğunlaştığı kesimlerde yeni hanlar yapılmış ve bir anlamda Osmanlı payıtahtının ticaret ve zenaat işleri önemli ölçüde bu hanlarda odaklanmıştır. Bunların bazılarında mal depolanıp toptan pazarlamalar yapılırken bazıları birer mal üretim atelyeleri "karhane", bazıları da birer arasta işlevi kazanmıştır.Beyazıt'taki Simkeşhane, kârhane- arasta tipi yapım-üretim hanlarının en büyüklerindendir. 

 

Çoğunun işlevi adından anlaşılan Paçavracı Han, Sarnıçlı Han, Alipaşa Hanı, Camili Han, Çuhacı Hanı, İç Cebeci Hanı, Dış Cebeci Hanı, Yağcı Han, Rubi Hanı, Baltacı Hanı, Sorguçlu Han, Yolgeçen Hanı, Sepetçi Hanı, Bodrum Hanı, Astarcı Hanı, Pastırmacı Hanı, Mercanağa Hanı, Tarakçılar Hanı, Perdahçılar Hanı, Kızlarağası Hanı, İmameli Han, Zincirli Han, Büyük Kebeci Han, Küçük Kebeci Han, Büyük Safran i Hanı, Küçük Safran Hanı, Evliya Hanı, Sarraf Hanı, Kuyumcular Hanı, Yarım Taş Hanı, Kapalıçarşı'nın çevresındeki iş ve ticaret hanlarının başlıcalarıdır. Bunlar, Osmanlı hanlarının klasik görüntüsünü veren iki ya da üç katlı revaklı, açık orta avlulu, taş kargir yapılardır. Birçoğu, yüzyılların yıpratıcılığına ve çağların değişmesine karşın kısmen de olsa hala yapıldıkları dönemdeki işlevleriyle hizmet vermektedir. Kapalıçarşı'dan Haliç'e İnen arastalar içinde başta Büyük Valide Han ve Büyük Yeni Han başta olmak üzere daha pek çok yapım üretin ve ticaret hanı bulunmaktadır. 

 

DÜKKANLAR 

 

Osmanlı dönemi iş ve ticaret yaşamında ana birim dükkândı. Gerek çarşı ve arastalarda, gerekse kapalıçarşı ve bedestenlerdeki, gedik nizamına ve yapılan işın özelliğine uygun bağımsız her iş yeri "dükkân", çoğul olarak da "dekâkin" olarak anılıyordu. Dükkânlar, arasta sokağı boyunca  bitişik düzende ve karşılıklı sıralandığı gibi, kimi binaların alt katında da irat olarak sokak üstüne yapılmış bir veya birkaç dükkân vardı.Kapalıçarşı, bedesten ve arasta dükkânları, bu sistemlerin yapısal özelliklerine göre çoğunca kargir ve üstleri de tonoz ya da kubbe ile örtülü iken, çarşı dükkânları ve çarşıdan bağımsız mahalle aralarındaki ev altı dükkânlar genellikle ahşaptı. Üstü açık çarşılardaki eski kargir dükkânların cephelerinde demir parmaklıklı, demir kepenkli penceresi, aynı şekilde muhafazalı küçük bir kapısı olur; çarşı güvenliğinin sağlanamadığı, ayaklanma, eşkıya baskını gibi olaylar sırasında ya da yangın çıkınca demir kepenkler kapatılıp kilitlenir; içerideki mal ve eşya korunmaya çalışılırdı. Kapalıçarşı ve bedestenlerle böyle bir önleme gerek olmadığından dükkânların önü bir eyvan görünümünde açık olur, ışık ve havalanma ise tepedeki pencere veya aydınlık feneri denen kubbe penceresiyle sağlanırdı. İş ve ticaret olanakları kısıtlı küçük kent ve kasaba çarşılarının derme çatma, kerpiç ve ahşap dükkânları, bu tür önlemler sözkonusu olmadığından, tahta kepenkli veya darabalı idi. 

Yorumlar
Personel Alımı ve Diğer İlanlar için Tıklayınız
SON DAKİKA HABERLERİ